CARL VON CLAUSEWİTZ’İN HAYALETİ
Ayhan SÖNMEZ
Ukrayna’daki savaşın son merhalesine girerken, sonuçları herkesin görebileceği şekilde aşikâr. Gerçeği kabul edin ve Rusya’nın zaferinden sonra Batı ve dünya hakkında yorum yapmaya başlayın. Ancak, Batı’daki ananevî düşüncenin hâkimiyeti ve dünya hakkındaki “tarihin hep doğru tarafında olma” saplantılı inancından vazgeçme korkusu o kadar güçlü ki, bu pek mümkün olmuyor. Aslında, ideolojik pusulanın ibresi, krizin evriminde tehditkâr yeni bir merhaleyi, NATO müdahalesi ihtimaline işaret ediyor. Bazıları için Rusya’yı yenmenin ve Putin’i durdurmanın mümkün olan tek yolu NATO’nun savaşa dahil olması. Bazıları da bu tür bir müdahalenin, Üçüncü Dünya Savaşı’nı kışkırtacağı, bunun da umutsuzluğun girdabındaki ABD’nin son çaresi olacağı görüşünde.
Her iki görüş de yanlış olabilir. Evvelâ çok basitçe bir açıklama: Bir askerî harekâtın sonuçları iyi olabilir, kötü de olabilir, bu teknik bir meseledir; ancak bu sonuç, sadece ulaşmak istediğiniz siyasî hedefe nisbetle önem taşır. “Siyasî” derken alelâde bir parti siyasetini değil, bizzat devletin siyasetini kastediyorum. Kesinlikle şudur: Ön şart, hükümetin neyi başarmak istediğine dair bir tasavvura ve bunun nasıl olabileceğine dair bir fikre sahip olmasıdır. Bu, Claussewitz’in ağırlık merkezi dediği şeyi, yani bütün gayreti yönlendirdiğiniz ve bu hedefe sizin için ulaşacak en önemli hedefi tanımlamalıdır. Bu klâsik olarak düşman ordusudur fakat aynı zamanda ülkenin başkenti, bir koalisyonun gücü ve hatta halkın morali de olabilir. Netice itibariyle, asıl hedeflediğiniz şey düşmanın karar alama sürecidir. Savaş sadece düşüncesizce yok etmek değil, düşmanı istediğinizi yapmaya zorlamak demektir. Herhangi bir askerî operasyonun nihaî olarak, askerî olmayan bir sonucu olmalıdır, aksi takdirde bu bir zaman kaybıdır.
Ne kadar iyi tanımlanmış ve mantık silsilesi mükemmel olursa olsun, elbette stratejik bir plâna sahip olmak yeterli değil. Plânı uygulamak için hem teçhizat ve birlik anlamında askerî kabiliyete hem de eğitim ve meslekî yeterliliğe ihtiyacınız var. Dolayısiyle, stratejik seviyenin ve stratejik plânlamanın altında, işi bir sonuca vardırmak için, fert fert kuvvetlerinizin bütünüyle daha teferruatlı taktik seviyeli faaliyetlerini tutarlı bir plânda bir araya getirmeye çalıştığınız operasyonel seviyeye getirmelisiniz; bu da stratejik hedefi mümkün kılar. Ve tarihî olarak, İskender’den bu yana, bu her zaman en zor kısmıdır.
(…devam edecek.)










