BÜTÜN SORUN İÇTEDİR
Selim Gürselgil
İçişleri bakanlığı ilginç bir açıklama yaptı. Kayseri’deki olaylara ilişkin 477 kişi gözaltına alınmış. Bunlardan 285 tanesi sabıkalı çıkmış.
Bu çılgın bir rakam. 4-5 sabıkalı çıksa tamam. Hadi yüzde 10’u sabıkalı olsun, 40-50 tanesi; o bile çok abartılı. Ama sen Brezilya banliyölerinden 477 kişi toplasan onların bile 285’i sabıkalı çıkmaz. Bu nasıl bir şey, anlamak mümkün değil. Kayseri’de olayların olduğu mahalle bir suç mahalli mi? Oradaki her iki kişiden biri sabıkalı mı? Yoksa özellikle mi, olayla ilgisi olmasa bile, sabıkalılar toplandı?
Makûl bir açıklama şu olabilir: Sabıkalı kimseler genellikle işsiz olur. Devlet onları topluma kazandıramaz, kendi hâline terkeder. Bu kimselerin yeni suçlar işlemek için fırsat kollamaktan başka yapacağı bir şey yoktur. Yabancı düşmanlığı bu insanlar arasında kolayca yayılır. Adam bütün gün kahvede işsiz işsiz oturmakta, komşusu Suriyelilerin işe gidip geldiğini görmektedir. Şeytan fısıldar: “İşte bunlar yüzünden sen işsizsin. Suriyeliler olmasaydı senin de işin olacaktı.” Diş bilemeye, fırsat kollamaya başlar. Bir kıvılcımla da en öfkeli haliyle sokağa dökülür.
Bu olaylarda provokatör aramaya gerek yoktur. Provokatör varsa bile onu tesbit edemezsin. Genellikle kitle içinde en ateşli görüneni provokatör sanırlar; o sadece en çok öfke biriktirmiş olandır. Provokatör bombanın patladığı yerde olmaz, fitilin ateşlendiği yerde olur. Orayı gözden kaçırdığın zaman onu da kaçırırsın.
Kayseri’den sonra peşpeşe bir çok il ve ilçe merkezine sıçrayan olaylar ne peki? Tabiî ki onlar daha fazla siyasî, daha az sosyal olaylardır. Bu tür şeyleri siyasî ikbâl davası olarak görenler olduğunu biliyoruz; acaba bekledikleri ayaklanma, iktidarı ele geçirme fırsatı olabilir mi? Bunu dener insanlar ve onlara diyecek bir şey yoktur.
Kitleleri iki duygu çok tahrik eder: Birincisi haklı olduklarına inanmaları. İkincisi de yapacakları şeylerden dolayı başlarına bir şey gelmeyeceğine, bir şekilde paçayı yırtacaklarına inanmaları. Onlar “öfkeli vatandaşlar”dır, ev de yaksalar araba da bedel ödemezler. Milliyetçiliği ve vatanseverliği yanlarına almışlardır; dükkân yağmalayabilirler, kasa patlatabilirler, düşmanların mallarını çalabilirler, bu suç değildir.
30’lardan itibaren Yahudilere, Ermenilere, Rumlara, 70’lerde Alevilere yapılan şeylerin hangisi suçtu? Hiçbiri. Bugün de benzer şey: Milliyetçiliği ve vatanseverliği yanına al, istediğini yap.
Kısacası, buradan da gördüğümüz gibi, öyle dış güç, üst akıl vs aramaya ne hacet! Bütün olay, her yönüyle “iç”ten kaynaklanıyor. İç bozuk olursa dışarıdan üstüne sinek üşer, bu normal. Ama iç sağlam olsaydı, dışın eli kolu bağlanırdı. Bütün sebep içtedir. Bunu böyle görmemek, çözümüne giden yolu da kapatır.










