İSRAİL KAYBEDERKEN
Oğuz BEKDEŞ
Netanyahu yakın zamanda İsrail’in Hamas’a karşı savaşını, ateşkes anlaşmasına varılsa bile durdurmayacağını söyledi. Başka bir ifadeyle, barış olmayacak. İsrail bunu istemiyor (Blinken’ın yakın zamanda BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu ateşkes kararının aslında İsrail’in inisiyatifi olduğuna dünyayı ikna etme yönündeki saçma girişimlerine rağmen) ve tabiî ki Hamas kalıcı bir ateşkesten daha azını düşünmeyecek. Bir taraftan şu ânda Hamas’ın İsrail veya ABD’nin söyleyeceği herhangi bir şeye güveneceği herhangi bir durumu hayal etmesi zor. Aynı şey, Rusya’nın ABD veya Ukrayna’nın herhangi bir şey hakkında söyleyeceği herhangi bir şeye güvenmek isteyeceği herhangi bir mantığın yokluğu için de geçerlidir.
ABD, İsrail’e, Güney Lübnan’ı işgâl etme plânlarına karşı tavsiyelerde bulunuyor. İsrail, Hizbullah’ı yenemediği gibi Hamas’ı da yenemez. Hizbullah’ın kuzey İsrail’i kapsayan drone kapsamı, İsrail’in güney Lübnan’a sürpriz unsuru ile hareket etme veya tahliye edilen İsrail nüfusunun kuzey İsrail’e geri dönmesini sağlama yeteneğine karşı büyük bir engel olacak.
Hizbullah’ın hayli sayıda füzesi var. Mesela son birkaç gün içinde Hizbullah’ın İsrail’e ateşlediği en az kırk füzenin (*) yarısının isabet ettiği söylendi. Batı’nın bir diğer harika (!) silâhı olan İsrail’in aşırı abartılı “demir kubbesi” işte bu kadar !
Bu arada, İsrail’in ikinci veya üçüncü kez yedek asker çağırmaya başvurduğu ve bazılarının çağrıyı görmezden geldiği veya karşı çıktığı bildiriliyor. Elbette İsrail’in Lübnan’ı işgâl etmesinin İran’ın doğrudan katılımını davet edeceği veya kışkırtacağı söylenebilir, ancak Fars kafası, İran’ın İsrail ile yüz yüze gelmeyi ve bunun kendi çıkarına olmadığına tevil etmesi de mümkün.
Amerika’nın da tükenen silâh ve mühimmat stoklarına istinaden böyle bir yüzleşmeden kaçınması muhtemel. Dolayısıyla bu, Netanyahu’nun İsrail’in bölgesel hakimiyetini daha da artırmak için ABD’yi İran’la açık bir savaşa zorlama hedefinin muhtemelen gerçekleşmeyeceğini gösteriyor. Böyle olunca İsrail, Güney Lübnan’ı işgâl düşüncesine beklenilmeyen bir şekilde son verebilir.
Yahudi sermayesi Trump üzerine de yatırım yapıyor. En son, 100 milyon dolar civarında bir fonla desteklemesi ve karşılığında Trump’ın İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakına destek vermesini beklemesi özellikle dikkat çekici. Lübnan Savaşı’ nın yakın bir gerçekliğe dönüşmesi bizi bir kez daha Ortadoğu savaşı ihtimaline geri döndürecektir; İsrail Gazze’deki savaşı hâlâ kaybetmediyse bile, muhtemelen kaybedecektir. Artık yoksul bir ülke; derinden, yakıcı ve itibarsızlaştırılmış bir ülke; kutuplaşmış bir ülke; ordusu artık yenilmez olmaktan çok uzak görünen bir ülke; Her ne kadar hayret verici görünse de, ellerinde hipersonik füzeler bile bulunan Husiler (!) tarafından teknolojisi toz altında bırakılan bir ülke (ki Rusya’nın bu vaziyete bir miktar İskender ve Kinşal’i de eklemek isteyeceğini tahmin ediyorum). İsrail sürekli paranoyak bir ülkedir. İsrail, en büyük gücü, en acıklı gerçekliği olan, yani ABD politikacılarını amaçları uğruna seçim rüşvetleri ve tehditler tarzında, ABD siyasetini yozlaştırma yeteneği olan bir ülkedir. ABD silâh üreticileri ve tüm ABD askeri endüstriyel kompleksi için daha fazla para… Bir savaşı kazansanız da kaybetseniz de (ABD neredeyse her zaman kaybediyor) askerî-endüstriyel kompleks ise büyük kazanç sağlıyor. Amerikan halkı işte bunun kurbanı.
İsrail yanlısı ABD milyarder sponsorluk sınıfının, Filistinlilere yönelik İsrail’in devam eden soykırımını protesto eden barışçıl öğrencilere yeterince acımasızca vurmayan Üniversite Başkanlarını devirmek için yaptıkları son saldırılarda görüldüğü gibi, ne kadar küstahlaştığı görülüyor. Hülasa, girdap İsrail’ i içine çekiyor.
(*) Yazı, Hizbullah’ın en son 200 fazla füze ve dronla yaptığı hücumdan önce yazılmıştır.










