3. DÜNYA SAVAŞI
Alâaddin Bâki AYTEMİZ
Batı dünyasında uzun zamandır 3. Dünya Savaşı’na hazırlık var. Birçok ülke, vatandaşlarına belli süre yetecek su ve gıda depolamalarını, pil, radyo, fener yedeklemelerini, hatta nükleer saldırı tehdidine karşı iyot tableti bulundurmalarını salık vermekteydi.
Erdoğan, son NATO toplantısından dönüşte 3. Dünya Savaşı’nın çıkmayacağını tahmin ettiğini açıkladı.
Genelkurmay Başkanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı yapmış AKP’li vekil Hulusi Akar ise, yaşananları üç aşamalı bir savaşın ilk aşaması olarak, dünyanın 3. Dünya Savaşına hazırlandığını ifade ediyor.
İlber Ortaylı’da yaşananları 3. Dünya Savaşı’na atılmış adımlar olarak değerlendirmekte.
Peki Erdoğan’ın ileri sürdüğü gibi 3. Dünya Savaşı çıkmayacak mı?
Bizce bu savaş esasında çoktan çıktı.
Hem de Amerika 1991’de Irak’a saldırdığında…
O günkü saldırı ile bugün yaşananların ruhu aynı: Anglo-Sakson hegemonyayı dünya üzerinde yaymak ve korumak.
Bu savaş zaman içinde farklı safhalarla yaşandı, yaşanıyor.
Saddam Hüseyin, Batı’nın Irak’a saldırısını, “savaşların anası” olarak mânâlandırmıştı ki, doğruluğunu her geçen gün daha net görmekteyiz.
Amerika önce Irak’a saldırdı. Burada istediğini elde edemeyince Somali’yi gözüne kestirdi… Orada büyük bir hezimet yaşayınca bu defa gariban Haiti’ye çullanarak güçlerini göstermiş oldular.
Sürece hükümet dışı örgütler katıldı. Özellikle El Kaide dünya üzerinde Amerikan hedeflerini ardı arkasına vurdu.
Bu hedeflerden biri de New York’taki dünya Ticaret Merkezi idi ve 11 Eylül 2001 eylemi ile Amerika Amerika’da vuruldu.
Sonra Amerika Afganistan’ı işgâl etmeye kalktı. Afganistan cephesinde 20 yıl sonunda yenilerek geri çekildi. Irak’a yeniden saldırdılar. Saddam’ı devirdilerse de Irak’ta düzen kuramadılar. Suriye ve Libya da saldırının hedefleri arasındaydı.
BOP ve Arap Baharı ile kimi ülkelerde darbeler yoluyla düzenlemelere gitmek isteseler de istedikleri neticeyi tam alamadılar, alamıyorlar.
Son olarak Ukrayna Cephesi…
Ukrayna’da, Rusya Ukrayna ile değil, NATO ile, Amerika ile, AB ile, kısacası Kolektif Batı ile savaşıyor.
Amerika ilk defa konvansiyonel ve nükleer olarak, kendi gücü ile müsavi bir güçle karşılaşıyor: Rusya…
3. Dünya Savaşı çıktı, başladı ama geriye bu denk kuvvetlerin, müttefikleriyle birlikte topyekûn harbe tutuşmasına kaldı iş…
Amerika, Avrupa’daki yandaşlarıyla birlikte bizzat cephede resmen yer alırken, Rusya da Çin, İran, K. Kore ve diğerleriyle…
Bizim açımızdan mesele Türkiye NATO’dan çıkıp da Doğu safında yer alabilecek mi?
Türkiye son neticede bu saflaşmada yerini almaya alır ama mevcut hâliyle AKP rejimi bunda güven vermiyor. Dolayısıyla süreç yanlış safta olanların tasfiyesini de gündeme getirecektir. Anadolu’nun safının Amerika işbirlikçiliği olmayacağına göre?
Dünya yeni bir geleceğe yelken açarken, bu serüvende ihtiyaç duyulan ideolojik ihtiyacı da Büyük Doğu-İBDA olarak Anadolu’dan biz teklif edebiliriz. Geleceğin dünyasında söz sahibi olabilmek için de eskinin köhnemiş yapısıyla hesaplaşmak, yüzleşmek ve kölece bağları koparmak gerekecek. Varlığımız da buna bağlı. Öyle denge politikaları ile bu sürdürülemez.










