ASLAN KÜKREDİKÇE DESTANLAR DÖKÜLÜYOR AĞZINDAN

Takdim: Allah’ın aslanlarından bir aslan olan Ebu Ubeyde’nin konuşmasını, akşam saatlerinde sosyal medya hesaplarından yaptığımız derleme ile paylaşmıştık. Fırat Gedikoğlu, konuşmanın tamamını tercüme etmiş. Ebu Ubeyde’nin konuşmasını Sayın Gedikoğlu’nun tam tercümesi ile yeniden paylaşıyoruz.

Ebu Ubeyde’nin 7 Ekim’in yıldönümü konuşması:

Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde:

Allah’ın izniyle modern çağın en profesyonel ve başarılı komando operasyonunun üzerinden bir yıl geçti. Bu operasyon, tüm savaş ve istihbarat sistemleriyle güçlendirilmiş olan suçlu bir askeri birliği hedef aldı.

Siyonist düşmanı sarsan ve bölgenin yüzünü değiştiren bir operasyondu. Düşmanın, Gazze’deki tüm direniş gruplarına yönelik büyük saldırı planı son aşamalarına geldiğinde, biz düşmana büyük bir önleyici darbe vurduk.

Düşmanın Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıları eşi görülmemiş tehlikeli bir seviyeye ulaştıktan, yerleşim politikaları ve tutsaklara yönelik saldırılar arttıktan, kutsal değerlere yönelik tüm ihlaller ve Gazze’ye uygulanan tam abluka sonrasında, Gazze birliğine, askeri korumalarına ve bölgedeki yerleşim kuşatmasına karşı tarihi stratejik saldırıyı gerçekleştirme kararı alındı. Bu kuşatma onlarca yıldır halkımızın üzerine çökmüş, bize karşı tüm milletlerin bildiği suçları işlemiştir.

Aksa Tufanı’ndan bir yıl sonra bölgedeki durumun özeti şu şekildedir: Filistin halkı, tüm kahramanlık hikayelerinin üzerinde bir efsanedir. Çünkü halkımız, dünyaya onurun, toprak sevgisinin, özgürlük arzusunun, işgalcilere karşı savaşmanın ve yakınlarının ihanetine, sistemlerin korkaklığına ve işbirliğine rağmen destansı bir direnişin ne anlama geldiğini öğretmektedir.

Düşmanın baskısına ve Amerikan yönetimi ile bazı Batılı hükümetlerin başını çektiği zulüm ve suç güçlerinin desteğine rağmen, büyük halkımıza selam olsun. Ey başımızın tacı olan halkımız, Allah’ın izniyle bu fedakarlıklar boşa gitmeyecektir. Allah, imanınızı, sabrınızı ve kararlılığınızı boşa çıkarmayacaktır.

Filistin çevresinde ise, halkımızın yanında savaşan ve ona destek olan cepheler alevlenmiş durumda. Bu cepheler, düşmanın huzur içinde kalma umudunu yok ediyor. Bugün bu cepheler düşmanla doğrudan savaşıyor, ona ağır kayıplar verdiriyor. Lübnan’ın yüce direnişi, özgür Yemen ile medeniyetler ve zaferler ülkesi Irak’tan düşmana acı darbeler iniyor.

Lübnan, Yemen ve Irak’tan gelen insansız hava araçları ve füzeler, işgal altındaki Filistin semalarında uçuyor, düşmanın önemli mevzilerini ve hedeflerini vuruyor, onun güvenlik ve savunma kabiliyetlerini tüketiyor, dengesini bozuyor ve ona büyük ekonomik ve askeri kayıplar verdiriyor. Ayrıca, neredeyse tamamen deniz yollarını kapatıyor ve zorunlu göçlere yol açıyor.

İran İslam Cumhuriyeti de Siyonist düşmanla çatışıyor, ona Gerçek Vaat bir ve iki darbelerini indiriyor. Balistik füzeler, düşman üslerine tarihte ilk kez onlarca sayıda yağmur gibi yağıyor. Bu, düşmanın uzun süre boyunca bölge halklarına ve devletlerine yerleştirdiği, cezasız kalacaklarına ve suçlarından hesap sorulmayacağına dair kuralları yıkıyor.

Kahraman Mahir el-Cazi, halkımızla ve topraklarımızla duygusal, tarihsel ve coğrafi bağları olan asil Ürdün Arap cephesini ateşliyor. Siyonist rejim ise dünyada katil, suçlu ve vahşi bir varlık olarak yaşıyor, özgür halklar ve tüm milletler tarafından dışlanmış bir rejim. Bu rejim, sadece duvarlar, sınır hatları ve ayrım bölgeleri inşa etmekten başka bir şey düşünmüyor.

Bu varlık, sadece Amerikan yapımı ve yönlendirmeli hava kuvvetlerine güveniyor. Onu ayakta tutan tek şey, her zaman olduğu gibi Amerikan yönetimlerinin ipleridir ki bu ipler, zaman geçse de sonunda kopacaktır. Aynı şekilde, Avrupa’nın sömürgeci güçlerine ve kendi halkları tarafından bile dışlanan yönetimlerine, milletimizin vicdanını temsil etmeyen aciz normalleşme yanlısı rejimlere dayanıyor.

Bu duruma bakan herkes, sonucun halkımızın, ümmetimizin ve direnişimizin lehine olduğunu fark eder. Çünkü bu varlığın ömrü, Gazze, Kudüs, Beytüllahim, El-Halil ve Yafa’daki cami ve kiliselerin ayakkabılarının ömründen bile kısadır. Bu varlık, bir yıl bile direniş ve savaş olmadan yaşamamıştır; her istikrar girişiminde ona Arap topraklarını çaldığını hatırlatan bir direniş olmuştur.

Ey halkımız ve ümmetimiz, ey dünyanın özgür insanları! Bir yıl geçti ve hala eşit olmayan bir savaşta, tüm insani değerlerden ve hatta hayvani içgüdülerden yoksun bir suçlu düşmana karşı savaşıyoruz. Bu yıl, kahramanlıklar ve fedakarlıklarla dolu bir yıl oldu.

Mücahitlerimiz ve direnişçilerimiz, tüm gruplardan gelen savaşçılarımız, Gazze Şeridi’nin her bir köşesinde, düşman askerleri, araçları veya askeri yığınakları nerede olursa olsun büyük bir azim ve kararlılıkla kahramanca direnmeye ve savaşmaya devam ediyor.

Allah’ın izniyle taktiklerimizi, savaş formasyonlarımızı ve çalışma yöntemlerimizi sürekli olarak mevcut koşullara ve olası senaryolara uygun şekilde geliştirdik.

Allah’ın yardımı ve gücüyle kararımız ve tercihimiz, düşman saldırılarını sürdürdükçe uzun, acı verici ve düşmana büyük maliyetler getirecek bu savaşta direnmeye devam etmektir.

Ey halkımız, ey ümmetimiz! Savaş devam ediyor ve düşman her gün kayıplar veriyor. Direnişimizin, hareketimizin ve tugaylarımızın bu savaşta ve tüm mücadelesinde onur kaynağı olan şey, liderlerini askerlerinden önce şehit vermeleridir.

Siyonist düşmanın, büyük mücahid lider İsmail Heniyye’nin şehit edilmesi başta olmak üzere, liderlerimizin ve direnişçilerimizin suikastını kutlaması, düşmanın kibir ve gururunun en büyük kanıtıdır.

Düşmanın, şehit komutan Seyyid Hasan Nasrallah da dahil olmak üzere liderlerimize yönelik suikastlar karşısındaki sevinci yanıltıcı ve geçicidir. Suikastlar ne zamandan beri özgürlük ve direniş hareketlerinin sonu olmuştur? Filistin ve Arap devrimimizin tarihi, bunun aksini kanıtlayan örneklerle doludur. Düşmanın sevinci, hüsrana dönüşecektir.

Eğer suikastlar zafer olsaydı, direniş Şeyh İzzeddin El-Kassam’ın 90 yıl önceki suikastıyla sona ermiş olurdu. Ancak direniş devam etti ve daha da güçlendi. Eğer baskı, ev yıkımları ve intikam direnişi durdurabilseydi, Gazze’nin kahramanları her savaşın ardından her sokakta ve her köşede düşmanı aşağılayamazdı.

Bugün Batı Şeria’daki kahramanlar, 22 yıl önceki Savunma Kalkanı Operasyonu’ndan beri düşmanın onları kırma çabalarına rağmen ayağa kalkıyor ve savaşıyorlar. Liderlerimize yönelik suikast politikası bizim için bir hayırlı son ve zaferin işaretidir, saldırganlar için ise hüsran ve yenilgidir. Allah, özgürlerin zaferini vaat etmiştir ve Allah’ın zaferi yakındır.

Biz Kassam Tugayları olarak Allah’ın iradesiyle hareket ediyoruz, O’nun gözetimi altındayız. Bir liderin yerine on kişi, bir askerin yerine bin direnişçi gelir. Bu topraklar, zeytin ağaçları gibi direnişçileri yetiştirir ve kuşaklar boyunca direniş sevgisini miras bırakır, tıpkı bizim de bunu peygamberlerden, salihlerden ve kanlarını feda eden mücahitlerden miras aldığımız gibi.

Ey halkımız ve özgür dünya insanları! Kassam Tugayları olarak, Aksa Tufanı savaşı ve Siyonist saldırganlığın üzerinden bir yıl geçtikten sonra, bugün bölgede gerçekleşen operasyonların ve özellikle Yemen ve Lübnan cephelerinin katılımının, halkımız ve vicdanı tarafından takdir edilen onurlu duruşlar olduğunu teyit ediyoruz.

Bölge halklarına karşı yapılan Siyonist suçlara ve fedakarlıklara rağmen, Irak direnişinin artan operasyonları ve savaşa etkin katılımı, tüm cephelerde direnişin birliğinin kanıtıdır. Bölgedeki tüm direniş güçlerine ve kardeş özgür halklarımıza selam gönderiyoruz.

Bugün Hizbullah’taki savaşçı kardeşlerimize diyoruz ki, Siyonist düşmana büyük ve acı kayıplar verdireceğinizden ve cesaretinizden eminiz. Şehit Seyyid Hasan Nasrallah’ın söylediği gibi, cesaretinize ve gücünüze güveniyoruz.

Gazze’de, bu yenik düşmüş orduyu tüm bir yıl boyunca, 7 Ekim’deki aşağılayıcı yenilgisinden sonra yıprattık ve ona büyük oranda yetenek kaybettirdik. Sözde seçkin birliklerinden yüzlercesini öldürdük. Askerleriyle yüz yüze çarpışmamız, uçaklarının, tanklarının ve istihbaratlarının başarısız olduğunu kanıtladı.

Hizbullah’taki kardeşlerimizin, düşman Lübnan topraklarında bir çılgınlık yapmaya kalkarsa görevi başarıyla ve yetkinlikle tamamlayacağından eminiz.

Yemen’deki mübarek cepheyi, Ensarullah önderliğinde yürütülen çabaları tebrik ediyoruz. Yemen’in cömert halkının milyonlarca kişiyi kapsayan halk hareketini, samimi sloganlarını ve Allah’a ve Mescid-i Aksa’ya yaptıkları çağrıları takdirle karşılıyoruz. Bu çağrılar herkesin başını dik tutuyor ve onların yüksek kararlılıklarını gösteriyor.

Kardeş ve dost halkların, dünyanın dört bir yanında, tüm kıtalarda ve ülkelerde, bir yıldır aralıksız olarak davamıza destek veren halk hareketlerini takdir ediyoruz.

Batı Şeria ve işgal altındaki Kudüs’te, özellikle Tulkerm’deki katliamda yaşanan savaş ve barbarca saldırılar, Gazze’deki düşman suçlarının bir istisna olmadığını gösteriyor. Bunlar, halkımızın bulunduğu her yerde uygulanan sistematik bir politikadır. İşgalci, halkımızı yerinden etmeye ve kimliğimizi yavaş yavaş yok etmeye çalışıyor.

Aksa Tufanı Savaşı’nı başlatma kararımız, düşmana, sessiz kalan dünyaya, iş birliği yapanlara ya da halkımızın ezilmesi karşısında çaresiz olanlara karşı bir çığlıktı. Mevcut işgal hükümeti, terörist nefretiyle, Ürdün Nehri’nin batısında bir Filistinli görmek istemiyor. Netanyahu’nun dünyaya sunduğu haritalarda da bu açıkça görülüyor.

Halkımız ve direnişçi gençlerimiz, bu düşmanın sadece güç dilinden anladığını ve silahın ancak silahla karşılık bulabileceğini çok iyi anladı. Batı Şeria’da, Cenin’den Nablus’a kadar direnişçilerimiz düşmana ağır dersler verdi ve halkımızın tüm haklarını geri kazanana kadar geri adım atmayacağını hatırlattı.

Yafa’daki son operasyon ve daha önceki kahramanca direniş eylemleri, gelecek olanların bir halkasıdır. Topraklarımızdaki tüm hedefler, halkımıza yönelik soykırıma bir yanıt olarak meşru hale gelmiştir. Cenin, Tulkerm, Nablus ve tüm şehirlerdeki kahraman direnişçilere selam olsun.

Ey Batı Şeria direnişçileri, eylemleriniz düşmanın varlığını sarstı ve sizden, düşman hükümetinin faşist kibrine karşı misilleme olarak bu operasyonları artırmanızı istiyoruz. Halkımızın umutları ve onuru her zaman silahların namlularıyla, işgalci yerleşimcilere ve askerlerine karşı kutsal misilleme darbeleriyle yan yana olmuştur. Direnişin saldırılarını tırmandırmaya devam edeceğine olan güvenimiz tamdır.

Düşman esirleri ve esir takası konusuna gelince, işgalci halkına ve esir ailelerine şunu söylüyoruz: Esirlerinizi bir yıl önce canlı olarak geri alabilirdiniz, eğer bu Netenyahu’nun çıkarlarına uygun olsaydı, takas çoktan yapılmış olurdu. İlk günden beri esirlerin güvenliğini sağlama ve hayatlarını koruma konusunda özen gösterdik.

Esirleri öldürmeyi veya onlara zarar vermeyi kastetmemiz mümkün değildir, bu ne dinimizin öğretisidir ne de insani hedeflerimizdir. Esirleri tutmamızın amacı, onları bizim esirlerimizle ve halkımızın haklarıyla takas etmektir. Refah’taki altı esirle yaşanan olay, Netanyahu hükümeti inatçı davranmaya ve takas anlaşmasına engeller koymaya devam ettikçe tekrar edebilir.

Tüm esirlerin güvenliğini sağlamakla görevli gruplarımıza açık talimatlarımız var: Çatışma alanına girilmesi, esirlerin savaş ateşi altında kalma riskini doğurur. Bu, daha önceki durumlarda da yaşandı ve gelecekte de tekrar edebilir. Düşman esirlerinin kaderi, hükümetlerinin tutumuna bağlıdır. Hükümeti ne kadar inatçı olursa, esirler üzerindeki tehlike o kadar artar.

Düşmanın esirlerinden bir kısmının, kendi ordularının ateşiyle ya da hükümetlerinin ihmaliyle öldürülmesinden sonra, geriye kalan esirlerin durumu son derece zor hale geldi. Dosyalarının karanlık bir tünele girebileceğini ve yeni “Ron Arad” vakalarının ortaya çıkabileceğini göz ardı etmiyoruz. Bu da düşmanın stratejik ve ahlaki başarısızlığının en büyük kanıtı olacaktır.

Aksa Tufanı savaşının birinci yıldönümünde, İslami, Arap ve uluslararası düzeyde Filistin halkıyla en geniş dayanışma çağrısında bulunuyoruz. Direnişe askeri, mali ve lojistik destek verilmesini, ayrıca protesto gösterileri ve işgalci ile müttefiklerine karşı boykot uygulanmasını talep ediyoruz.

Filistin halkı ve direnişini desteklemek amacıyla en geniş çaplı Arap, İslami ve uluslararası medya kampanyasının başlatılması çağrısında bulunuyoruz. Aynı zamanda, Siyonist-Amerikan yalan makinesine karşı koymak için en geniş siber saldırıların başlatılmasını, tüm siber savaş uzmanları ve direniş yanlısı destekçiler tarafından uygulanmasını teşvik ediyoruz.

Siyonistler, özgür dünyanın her yerinde dışlandıklarını anlamalıdırlar. Amerikan yönetimi ile bazı Batı Avrupa hükümetlerinin sağladığı utanç şemsiyesi delik bir şemsiyedir.

Ayrıca ümmetin seçkinlerini ve alimlerini, Allah’ın rahmet ettikleri hariç, utangaç ve sadece kalpten gelen ya da sözlü dayanışmanın ötesine geçmeye davet ediyoruz. Alimlerimize ve ümmetimizin davetçilerine soruyoruz: Allah korusun, Mescid-i Aksa’nın yıkıldığı haberine uyanmayı mı bekliyorsunuz?

Peygamber Efendimizin doğum ayını geride bıraktığımız şu günlerde, ona destek olmak, onun miraç ettiği ve göğe yükseldiği Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmakla olur. Bu mübarek mekanı her gün kirleten ve yıkmaya, Yahudileştirmeye çalışan zalimlere karşı en azından imanımızın gereği, alimlerin ümmeti uyandırması ve bu mücadelenin hakikatini, savaşımızın meşruiyetini, Aksa’mızı ve kutsal topraklarımızı savunmanın cihat farzını açıkça belirtmeleri olmalıdır. Ümmeti bölen mezhepçi söylemlerden uzak durarak bunu yapmaları gerekir.

Sizden beklenen budur, ey İzz bin Abdüsselam, Ahmed bin Hanbel, İbn Teymiyye ve diğer çalışan ve mücadele eden İslam alimlerinin torunları! Onlar, büyük meselelerde cesur duruşlarıyla ümmete asırlar boyu örnek oldular. Bugün de bizler, zulüm ve saldırganlığa karşı benzer bir cesareti sizden bekliyoruz.

Son olarak, tarihin tanıdığı en adil dava için Allah’ın dini ve Peygamberi uğruna en büyük savaşta şehit olan kahraman şehitlerimizin ruhlarını selamlıyoruz. Yaralılara şifa, işgalci zindanlarındaki kahraman esirlere özgürlük diliyoruz. Sabırlı halkımıza ve tüm cephelerdeki kahraman direnişçilere selam olsun.

Düşmanla karşı karşıya geldiğinizde zayıflık göstermeyin. Siz biliyorsunuz ki, onlar da biliyor ki, sizin Allah’tan umduğunuz şeyi onlar ummuyorlar. Allah her şeyi bilen ve hikmet sahibidir.

Bu bir cihattır, ya zafer ya şehadet!

7 Ekim 2024

Kaynak:https://x.com/FiratGedikoglu/status/1843358017053700164

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin