HİZBULLAH’TAN İSRAİL’E TARİHÎ DARBE

Alâaddin Bâki AYTEMİZ

Dün, Doğu-Batı (3. Dünya) Savaşı’nın İsrail-Lübnan cephesinde tarihî hadiseler yaşandı…

Lübnan’a karşı kara operasyonunu başlattığını ilân eden İsrail, Hizbullah direnişi karşısında o kadar çok zayiat veriyor ki, adeta milim milim ilerliyor. Normalde hava destekli bir saldırı ordusu olarak İsrail’in, hava desteği olmayan Hizbullah’ın gerilla tipi direniş savaşı karşısında daha hızla ilerlemesi beklenmekteydi. Hizbullah’ın taktiksel olarak daha hızla geri çekilerek İsrail güçlerini daha içerilerde imha etmesi beklenen savaş senaryosuydu. Ama görünen o ki Hizbullah çok iyi hazırlanmış… Görünen o ki, İsrail’in kara saldırısına başlamadan önce yaptığı suikastlerle Hizbullah komuta kademesine verdirdiği zayiatlar, hatta bizzat Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi bile direniş organizasyonuna pek tesir etmemiş… Bu suikastler, belki de bilakis, direniş unsurlarının daha da bilenmesine yol açarak İsrail’in beklediği zayıflamanın tam tersi netice doğurmuş.

Son iki haftanın kısa özeti, İsrail’in ilerlemek için atılım yaptıkça Hizbullah pususuna düşmesi ve buna karşılık da sivil hedefleri vurarak intikam almaya kalkmasından ibaret.

Hizbullah İsrail güçlerine hem sınır boylarındaki pusularla, göğüs göğüse çatışmalarla hem de İsrail’in içlerindeki hedeflere gönderdiği füzelerle cevap vermeye devam etmekte…

Bu tablo içinde dün tarihî önemi haiz bir Hizbullah saldırısı tablosunu gözler önüne serdi.

Öncelikle, Hizbullah dün toplamda 38 operasyonla, savaşa iştirak ettiği 8 Ekim 2023’den bu yana bir günde yaptığı en fazla eylemi gerçekleştirdi.

Bu eylemler içinde akşam saatlerinde gerçekleştirilen bir tanesi, cephe hattından kilometrelerce içeride, Hayfa yakınlarındaki İsrail’in seçkin birliği Golani Tugayları üssünün vurulması gündeme bomba gibi düştü…

Hizbullah, gönderdiği füze ve kamikaze dronlarla, Golani Tugayı’na bağlı bir tabur yemekhanesini, yüzlerce İsrail askerinin yemek yediği esnada vurarak, İsrail’e işgâl ederek, “benim” dediği topraklarda, doğrudan askerlerini hedef alan en büyük saldırı ve en çok zayiatlardan birini yaşattı.

Ölü ve yaralı sayısı tam olarak açıklanmıyor. Bilindiği üzere bu konuda İsrail sıkı bir sansür uyguluyor ve hatta gerçekleri açıklayanları vatana ihanetle suçlayıp yargılayabiliyor.

İsrail medyası ilk darbeden sonra ölü sayısını 15 olarak açıklamıştı. Sonra resmî olarak 4 ölü dendi. Zaman geçince 8 ölü olarak yeni rakam açıklandı. Gerçek rakamların ne olduğu hâlâ bilinmese de yüzlerce teröristin yemek yediği esnada patlayan bomba neticesi onlarca ölü ve yaralı…

Bu operasyonu esas önemli ve tarihî kılan ise, bu kadar büyük çaplı zayiata sebep olmasına rağmen ölü ve yaralı sayısının kemmiyetinden öte, Hizbullah’ın İsrail’i, İsrail hedeflerini gayet net ve düzgün biçimde vurma kapasitesine, yani istihbarat ve teknik vuruş mühimmatına sahip olduğunu göstermiş olmasıdır. İsrail’de hiç kimse, hiçbir zaman güvende olmadığını, Hizbullah tarafından gönderilen bir füze ya da kamikaze dronun saklandığı evin penceresinden içeri dalarak patlamasıyla her ân vurulabileceği, yok olup gebereceği endişesiyle yaşayacak…

Bu saldırıyla Hizbullah, düşmana, dostlara ve münafıklara çok önemli mesajlar vermiş oldu.

Düşmanın ve münafıklar bu mesajı gayet iyi anlayıp aldılar ve her biri kendi tâbiyetinin gereğini yapmaya devam etti, ediyor.

İsrail sivilleri daha çok bombalayarak intikam alma yoluna gitti.

Hizbullah’ın cevapları devam etti. Akşam saatlerinde gerçekleştirilen bu saldırıdan sonra gün bitimine kadar gerçekleştirilen diğer operasyonlarla, yukarıda mezkur 38 rakamına, rekor sayıya ulaşıldı. Karşılıklı saldırılarla savaş bu gün de devam ediyor…

Münafıklarsa, düne kadar, “danışıklı dövüş” kancıklığına devam ederken, dünden sonra bu münafık tavırları iş yapmaz olmaya başlayınca, bu defa, danışıklı dövüş demekten vazgeçmeye başlayıp, “işin arkasında biz varız” algısını oluşturacak şekilde kıvırmaya başladılar bile.

Kimin ne olduğu, lâf meydanında değil, er meydanında belli olur, olacak, oluyor…

Savaş, korkulacak, kaçılacak bir şey değil, zaruret olduğunda gerekeni yapılacak bir mevzu. Münafıklarsa, savaş karşısındaki pozisyonları ile kendilerini ele verir, veriyorlar da… Süreç ilerledikçe pozisyonlar daha da netleşecek.

Savaş ilerledikçe sahte liderler, sahte kahramanlar ifşa olup elenecek ve gerçek liderler kendini gösterecek ve o zaman Türkiye de tarihî misyonunun ifasını gerçekleştirecek. Bu millet büyük oynayanlarla büyük oynayacağını göstermiştir ve tarih, büyük oynamaya yüreği, bileği, birikimi, tecrübesi ve hazırlığı olanları sahneye davet edeceği günlere kapı aralamakta.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin