GÖNLÜMÜZE TAHT KURDU – YAŞADIĞI GİBİ ÖLDÜ!
“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzap-23)
Hamas’ın lideri Yahya Sinvar’ın şehadet haberi dün İsrail tarafından ifade edildikten sonra, Hamas tarafından resmî açıklama bugün yapılarak Sinvar’ın şehadeti ilân edildi.
O, 7 Ekim 2023’de başlayan Aksa Tufanı’nın plânlayıcısı olarak tarihteki yerini çoktan aldı. Gönlümüzde kurduğu tahtta oturmaya ebediyyen devam edecek. Şehidlerle arınıyoruz, şehidlerin kanları ile yıkanıyor kirlenmiş dünyamız ve o kirden bize bulaşanlar… Şehidlerle motive oluyoruz bir kez daha ve şehidliği istiyoruz yeniden. Gıpta ediyoruz son nefesini Allah düşmanlarıyla çarpışırken verenlere ve Allah’tan bizlere de nasip etmesini diliyoruz…
Bir Sinvar şehid oldu diye dava bitmez. Zira davayı Sinvar başlatmadı, asırlık mücadelede Sinvar yoktu başından beri. Liderleri davaları şekillendirir, ileri taşır; evet… Ama davalar liderler yetiştirir, liderler ve kadrolar davaların içinde gelişir…
Elbette gönül isterdi ki, İsrail’in diz çöktüğünü, Amerika’nın diz çöktüğünü hep birlikte görelim. Ama madem vade yetmiştir, yeten vadenin şehadetle taçlanmasından daha mübarek ne olabilir?
Şöyle diyordu:
“Düşmanın bana verebileceği en büyük hediye beni öldürmektir. 59 yaşındayım. Kalp krizi, korona veya felç ile ölmektense şehit olarak ölmeyi tercih ederim.”

Aklımıza, onca savaş ve yaraya rağmen canını cenk meydanında değil de hasta yatağında verdiği için hayıflanan Seyfullah Halid Bin Velid Efendimiz geliyor….
Sinvar, şehid olmak için düşman elinden ölümü oturduğu yerde beklemedi, şehadeti ön saflarda savaşarak aradı ve Allah da, şehid olma duasını icrası ile ortaya koyan bu yiğidin fiilî duasına icabet ederek ona şehidliği bahşetti…
Yaşadığı gibi öldü!
Hasbi, samimî, yiğit…
Ve, onun son nefesine kadar düşmanı ile nasıl çarpıştığını, bütün dünyaya bizzat düşmanı eliyle gösterdi Allah.

İsrail, “Sinvar’ı öldürdük” diye sevinerek propaganda yapacağım derken, bir yiğidin, bir aslanın nasıl savaştığını, nasıl can verdiğini, kendi korkaklıklarını ve Sinvar’ın kahramanlığını yaymak, dünyaya göstermek zorunda kaldı. Yahya Sinvar’ı öldürmek için,100 asker, 2 tank ve bir havan topu birliği ile binayı kuşattılar. Yaralı hâliyle bile drona sopa ile müdahale ettiğini, son ânına kadar savaştığını yayınladılar… Drone görüntüsünden sonra yaralı koluna demir tel ile turnike yapmış. Onu kontrol etmeye gelen bir İsrail askerini el bombası ile yaralamış. Sonra tank atışı ile hayatını kaybetmiş. Ölürken de elinde el bombası varmış. Videoları seyredenler, Sinvar’ın kahramanlığına şahit olup övgüler yağdırmaya başlayınca, anladılar ki propagandaları ters tepti. Ölümüyle de ders verdi, bir kahramanın nasıl öleceğini öğretti adeta… Bizim liderlerimiz böyle, aslanlar gibi vuruşarak ölüyor. Bakalım düşmanınkiler, işbirlikçiler, mürted ve münafıklar nasıl ölecek…

Hamas’ın yaptığı açıklama şöyle:

İslâmî Direniş Hareketi Hamas, tüm onur, gurur ve haysiyet duygularıyla Filistin halkına, ümmetimize ve dünyanın özgür insanlarına hayatını Filistin’e adayan, Allah yolunda ruhunu feda eden, en asil ve cesur erkeklerden birini, dürüstlüğüyle Allah’a güvenen ve O’nun tarafından doğruluğu tasdik edilerek şehitler kervanına katılan bir adamı teessürle bildirir:
Büyük millî lider, mücahid kardeşimiz, şehit Yahya Sinvar (Ebu İbrahim),
İslâmî Direniş Hareketi Hamas Siyasî Büro Başkanı ve Aksa Tufanı Harekatı Komutanı’nı anıyoruz.
Kahramanca şehit olmuş, asla geri çekilmeyip, silâhını kuşanarak işgâl ordusuna karşı en ön saflarda çarpışmış, Gazze’nin onurlu topraklarında direnişi sürdürmüş ve Filistin’i ile kutsal mekânlarını savunmuştur.
Büyük halkımıza, Arap ve İslâm ümmetine ve dünyanın özgür insanlarına direniş ve sabır ruhunu alevlendiren bir ilham kaynağı olmuştur.
*
HAMAS SİYASİ BÜRO ÜYESİ DR. HALİL HAYYE:

Tüm İslâm ümmetine taziyelerimizi sunuyoruz. Büyük komutan Şehid Yahya Sinvar’ın şehadetini tebrik ediyoruz.
Yahya Sinvar en ön safta cihadı sürdürdü. Kardeşleriyle beraber düşmanla göğüs göğüse çarpıştı.
Yahya Sinvar, Şeyh Ahmed Yasin, İbrahim Makadma, Şeyh Salih Aruri ve son olarak da İsmail Heniyye’nin yolunu sürdürmüştür.
Komutan Kardeşimiz Yahya Sinvar, kendisinden önceki komutanlarımız gibi işgâle karşı özgürlük ve kurtuluş savaşı mücadelesinde en ön safta savaşırken şehid oldu.
Sinwar, cephe hattında çatışarak ve cepheden cepheye koşarak, geri adım atmadan şehit oldu.
Yahya Sinvar’ın şehadeti, ancak hareketimizin daha çok güçlenmesine sebep olmuştur.
Şehidlerimiz kanı direnişe olan inancımızı ve sebatımızı perçinlemiştir.
Şehidlerimiz kanı direniş yolunu aydınlatan meşalelerdir.
Gazze’ye yönelik saldırılar durmadan, kalıcı ateşkes ilân edilmeden ve işgâlci askerler Gazze’den tamamen çekilmeden, kardeşlerimiz özgürlüklerine kavuşmadan, Siyonist esirler gün ışığı göremeyecekler.
Bizler devam ediyoruz; Hamas’ta ve El Aksa Tufanı’nın ruhunda ve senin ahdindeyiz ey Ebu İbrahim!
EY BÜYÜK KOMUTAN,
EY BÜYÜK KUMANDAN
EY BÜYÜK DOST, ALLAH SANA RAHMET EYLESİN!
*

Kassam Tugayları bildirisi:
Bismillahirrahmanirrahim
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine, onlar Rableri katında diridirler ve rızıklanmaktadırlar.”
Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları
Askeri Bildiri
Ey Mücahid Filistin halkımız,
Ey Arap ve İslam ümmetimizin evlatları,
Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları olarak, Hamas İslamî Direniş Hareketi Lideri, büyük Komutan Şehid Yahya Sinvar’ın (Ebu İbrahim) şehidlik makamına yükseldiğini ilân ederiz. O, Mescid-i Aksa’yı ve halkımızın meşru haklarını savunurken arkasını dönmeden, yüzü ileriye, düşmana bakan bir mücahid olarak en şerefli savaşlardan birinde şehid oldu.
Hareketimizin, neferlerinden önce liderlerini feda etmesi, liderlerinin, Allah yolunda canlarını veren halkımızın şehidler kervanına katılmaları ve liderimizin, korkak düşman ordusuyla çarpışarak kahramanca savaşırken kardeşlerinin arasında şehid düşmesi bizim için büyük bir onurdur.
Komutanımız Ebu İbrahim’in mücadelesi şanlı bir direniş yolculuğuydu. O, Hamas İslami Direniş Hareketiyle, Hareketin askerî ve güvenlik birimlerinin kurucularından biriydi. Yirmi yılı aşkın bir süre işgal hapishanelerinde gençliğinin en güzel dönemini feda etti ve “Özgürlerin Vefası” takasıyla başı dik bir şekilde serbest bırakıldı. Hapisten kurtulur kurtulmaz, direniş yoluna devam etmekte tereddüt etmedi ve asla rahat yüzü görmedi.
Hareketin askeri alandaki çalışmalarına üç bölgede de liderlik etti ve Kudüs’ün özgürlüğü yolunda direniş cephelerini birleştirme maksadıyla önemli bir rol oynadı. Daha sonra Gazze’de hareketin liderliğini üstlendi ve onun liderlik dönemi, davet, siyaset ve askerî alanda bir sıçrama yaparak “Aksa Tufanı” ile sonuçlandı.
Onun liderliği, Milli ve ulusal birliktelik ve ortak direniş çalışmalarında da bir dönüm noktası oldu. Büyük komutan İsmail Heniyye’nin şehadetinden sonra hem içerde hem de dışarda hareketin liderliğini üstlendi.
Başta Hamas olmak üzere Direniş grupları, halkımızın ve İslam ümmetinin tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan bu büyük ve belirleyici savaşı başlatma kararı aldıklarında, özgürlüğün bedelinin çok ağır olduğunu biliyorlardı. Halkımızın meşru haklarını gasp eden zalim düşmana boyun eğmeyi ya da onun zulmüne sessiz kalmayı reddederek liderlerini ve askerlerini feda etmeye hazırdılar. Tıpkı “Aksa Tufanı” savaşından bir yıl sonra halkımızın büyük bedeller ödemesine ve Siyonist işgalcilerin soykırım gerçekleştirmesine rağmen halkımızın diz çökmemesi ve teslim olmaması gibi, direniş yürüyüşümüz de Filistin’in özgürlüğüne kavuşup, son Siyonist kovulana ve tüm haklarımız geri alınıncaya kadar durmayacaktır.
Bu suçlu düşman, Sinvar, Heniyye, Nasrallah, Aruri ve diğer büyük direniş liderlerini şehit ederek direnişi bastırabileceğini ya da geri adım attırabileceğini sanıyor. Ancak direniş, halkımızın meşru hedeflerine ulaşıncaya kadar devam edecek ve daha da güçlenecektir. Şehadet, liderlerimizin en büyük arzusuydu. Onların kanı özgürlük yolunu aydınlatacak ve işgalcileri yakacak birer meşaledir.
Liderlerimiz, gerilerinde Allah’ın izniyle Filistin’i ve Mescid-i Aksa’yı işgalcilerin pisliğinden temizlemeye kararlı, yüzbinlerce mücahidi halkımıza ve ümmetimize emanet bırakmışlardır.
Şüphesiz ki bu bir cihaddır;
Ya zafer ya da şehadet!”
15 Rebîulâhir 1446
18 Ekim 2024 Cuma
Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları – Filistin
*
AMERİKA’NIN TERÖRİSTLERİ VE MÜTTEFİKLERİ
Sinvar’ın şehadeti üzerine ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, “İsrail ordusunu, Yahya Sinvar’ı ortadan kaldırdığı için tebrik ediyoruz.” diyerek, şu tehdidi savurdu:
“Terör yolunu seçenler Sinvar’la aynı kaderi yaşayacaklardır.”
Ya bizdensiniz ya onlardan davası güden Amerika için insanlar iki kısım:
Ya kendileri ile işbirliği yapanlar, müttefikimiz dedikleri…
Ya da, kendilerine karşı bağımsızlık savaşı verenler, terörist dedikleri…
Teröristler ve müttefikler…
Amerika ve işbirlikçileri…
Amerika kime terörist, kime müttefik diyor; malûm…
Asıl teröristler, dünyayı fesada verip katliamlar yapan ABD ve işbirlikçileri, ABD ve müttefikleridir. İsrail’e petrol satanlar, demirçelik satanlar ve katillerle her türlü işi tutup sonra da şehidlerin kanı üzerinden kendilerini pazarlamaya kalkanlardır.
Düşman açık, düşman kendini gizlemiyor ve bizim için esas tehlikeyi düşman işbirlikçisi, düşmanın müttefiki münafıklar ve münafıkların şakşakçıları oluşturuyor.
Şehidlerin kanı arındıracak dünyamızı. Münafıkların yüzündeki makyajlar da şehid kanları ile yıkanacak ve cani yüzler deşifre olacak, oluyor da…
Ocak kızışıyor, daha da kızışacak…
Tüm hesapların görüleceği bir sürece girildi. Düşmanla ittifak yapan münafıklar ve bunların şakşakçılarına dikkat.
Evet, Amerika’nın dediğini gördük ve kabul ediyoruz;
Ya bizden, ya onlardan!










