HUSİLER, İSRAİL’LE İŞ YAPAN ŞİRKETİN GEMİSİNE ROKET ATTI, İSRAİL DÖLLERİ KUDURDU
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, bir Türk şirketi tarafından işletilen Panama bandıralı Anadolu S adlı gemiyi hedef aldıklarını belirtti. Saree, ”Husi deniz kuvvetlerinin uyarılarına cevap vermediği ve sahibi olan şirketin işgal altındaki Filistin limanlarına giriş yasağı kararını ihlal ettiği için” Türk şirketi tarafından işletilen dökme yük gemisine saldırdıklarını bildirdi. Saree, saldırı vuruşunun “doğru ve doğrudan” olduğunu kaydetti.
Füze saldırısı, 17 Kasım Pazar günü Yemen’in Muha kentinin yaklaşık 48 kilometre batısında meydana geldi. Buna göre, bir füzenin, geminin yakınına düştüğü belirtildi.
Husiler, İsrail’e deniz ablukası uygulama ve “onunla bağlantılı, ona giden ya da onunla iş yapan tüm gemileri hedef alma” konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, geminin, 14 Ekim’de Mısır’ın İskenderiye bölgesindeki El Dekheila limanından kalktığı ve Süveyş Kanalı’ndan geçerek 23 Kasım tarihinde Pakistan’ın Karaçi kentindeki Port Qasam limanına varması plânlandığı tespit edildi.
Husilerin bu ikâz eylemi karşısında, AKP, Husileri kınadı.
Yani utanmazlıkta sınır yok. Hem İsrail’le ticarete devam edeceksin hem de İsrail’le ticareti keseceğim diyerek bedel ödeyen adamlara, kendin için ayrıcalık mı isteyeceksin?
Husiler İsrail’le ticaret yapan bütün gemileri vursun ama biz ticaret yaparsak, bizim gemiler İsrail limanlarına mal taşırsa vurmasın?
Geminin adına bak: Anadolu!
Oysa bugün bütün Anadolu ahalisi, Husiler’in vurduğu her gemide şad olmakta.
Bir de meseleyi Şiî-Sünnî meselesiymiş gibi lanse etmeye çalışan şaşırmışlar var. Şiî Husiler, Sünnî gemisini vurmuşmuş.
Yuh artık!
Ha, mesele Sünnîlikse, İsrail limanlarına yük götürenler Sünnîliğin en büyük düşmanlarıdır. İsrail’le ticarete devam edenler, Sünnîliğin, İslâm’ın, insanlığın en büyük düşmanlarıdır. Adam, biz “Sünnî olarak bu lânet işi niye yapıyoruz?” diye kendini ve bun yapanları sorgulayacağına, AKP iktidarına, İmânsız İslâmcılık rejimine halel gelmesin diye canını ve malını riske atarak hakkın yanında duranı hedef alacak kadar alçalabiliyor. Tabiî bunu yaparken hak sûretinde görünmesi gerekecek, hemen Sünnî-Şiî meselesini ortaya atıveriyor.
Husilerin Şiî olması ayrı mesele de bu pis işi yapan Sünnî falan değil, düpedüz şeytanın hizmetkârıdır ve şeytanın hizmetkârı kimden olursa, görünürse görünsün, hakikat değişmez.
Hani, “zulüm bizdense, biz bizden değiliz!” diyerek iktidara gelinmişti, şimdi zalimlikte başı çekenlerden olununca, biz ve onlar ayrımı mı başladı?
Allah ne diyor:
Zalime, küfre meyletmeyin.
Zalim ve kafir zaten olmayın da, meyledenlerden bile olmayın!
Ne demektir meyletmek?
İşte, geminin İsrail limanına gitmesi meyletmektir. İsrail limanına gemi gitti diye biri bunu ikâz edene, “vay sen kimsin ki” demek, bu meylediş ahlâksızlığını bir de savunmak, işte bu düpedüz Allah’a ve kullarına karşı işlenen en büyük suçun sahiplerine meyletmenin daniskasıdır affedersiniz.
Zalim bizdense, biz bizden değiliz!
Bunların Türklüğü, Sünnîliği, imânı, itikadı hep palavra, hep yalan; münafık ve mürted soyları… Bunların İsrail’le işbirliği bir suç, bu suçu Sünnîlik, Türklük vs ile perdelemeye kalkmaları ise cezalarını katlayacak bir unsur. Adam suç üstü yakalanmanın pişmanlığını yaşar, yüzü kızarır, af diler, tövbe eder. Hiçbir pişmanlık emaresi göstermeden, bir de orospunun atik davranıp muhatabını namussuzlukla suçlaması misali, hakkı savunana çamur atmaya kalkıyorlar; yok Şiîymiş de bilmem ne… Sen nesin lan İsrail dölü?
İslâm ihtilâl ve inkılâbının esas temizlik hedefi dışımızdakiler değil, işte içimizdeki bu satılmış işbirlikçilerdir. Dışımızdakiler, bunlar sayesinde hayat hakkı bulmakta. Ve bunlar yeri geldiğinde dışımızdakilere herkesten çok karşı görünmeyi menfaatleri gereği ele alabilmekte ve davanın sapkın ellerde temsil edilmesine sebep olmaktalar.
Son söz “Benzer bir hadisenin tekrar yaşanmamasını teminen gerekli girişimlerde bulunulmaktadır.” açıklamasını yapan işbirlikçi rejime… Tekrar yaşanmaması için, “yanlış yaptık, İsrail’le kirli ilişkilere son veriyoruz” mu diyeceksiniz? Öyleyse yanlıştan doğruya doğru bir adım atmış olursunuz. Bunun da açıklanması gerekir. Yoksa İsrail’le kirli ilişkileri devam ettirmek için ortam yapmaya mı çalışacaksınız? Sizin ne yapacağınızı biliyoruz da…










