TÜRKÇÜLÜĞÜN GELDİĞİ NOKTA

Selim Gürselgil

Türkçülük dediğin zaman hiç olmazsa Türk realitesiyle, Türk töresiyle ilgili bir şeyler olmasını beklersin, öyle değil mi? Bunlarda hakgetire! Bunlar birtakım Yunan ve Amerikan adetlerini benimsemeyi, bunun üstüne de dünyanın en geri zekâlı fantezilerini üretmeyi anlıyorlar.

Düğününden cenazesine, yeme içme kültüründen donuna, fistanına kadar her şeyini Rum ve Bulgarlar’dan çalmıştır, ama sorsan ondan âlâ Türk yoktur. Noel Babayı Türk yaptıklarını işitmişsinizdir. Ben geçen gün Cadılar Bayramı’nı Türkleştirdiklerini gördüm: “Cadılar bayramı bir şaman adeti olup…” Oğlum pagan, pagan, şaman değil; şaman başka, pagan başka. Hangi şamanlarda cadılar bayramı var? Olsun Amerika’da moda olan bir şey, Türkçülük’te de olmalıdır. “Onu aslında Türkler çıkarmıştır.” “Atam olmasaydı, Cadılar Bayramı kutlayabilir miydin?”

Ben hiç şöyle soran Türkçü duymadım: Türk töresinde liderlerin heykelini dikmek ve karşısına geçip saygı duruşunda bulunmak var mıdır? Ben cevap vereyim: Hiç yoktur. Türkler, Müslüman olmadan önce de fanileri tanrılaştırmamışlardır. Kula kulluk yapmamışlardır. Heykel nedir bilmezler. Liderlerine, onlar güçlüyken itaat ederler, onlar zayıf düştüğünde ise hemen indirip yenisini çıkarırlardı. Adam istediği büyük zaferi kazansın; ondan daha büyük zaferleri vadeden biri mutlaka çıkardı. Motun babası Tuman’ı öldürerek tahta çıktı, ötesi var mı? Bilge Kağan’ın heykeli dikilmedi, ötesi var mı?

Ama bizim Türkçülere göre, bunlar Türk sayılmaz. Biz Türkler Türk değilizdir, geri kalan herkes Türktür. Dün akşam Hırvatları Türk ilan eden, “Kıravat Türkleri” diyen tipler gördü bu gözler. Önce mizah yapıyorlar zannettim, sonra baktım, ciddi bir Türkçü site… Dileyelim de bu yaptığını bir Hırvat görmemiş olsun; dinlene dinlene döver. Arada kafayı çekip sonra yine döver. Yanında bir de Çek varsa yandı gülüm keten helva: “Çekler ne oluyor lan, Çekyat Türkü mü?” diye bunu eline bir alır, Macarlar bile kurtaramaz.

Bunların saçmalıklarını 17., 18. yy’da Hristiyan softaları yapıyordu. “Adem Danimarkalıydı, Havva Hollandalıydı” diye birbirlerini yiyorlardı. Tıpkı bunların yaptığı gibi bütün dünya dillerini (ve milletlerini) kendi dillerine bağlıyorlardı. İçlerinden birisi uyanıncaya kadar: “Tamam siz güzel tartışıyorsunuz da bu yaptığınızı Türkler ve Tatarlar da görürse, onlar da aynı şeyi yapmaya kalkarsa, Avrupa medeniyetinin hali nic’olur?” Türkler ve Tatarlar deyince korktular ve bu işten vazgeçtiler. (Kaynak: U. Eco) Ama maalesef kaderin önüne geçilemiyor.

Bakınız, Roma İmparatoru Antonius aslında Türktür. An, anmaktan gelir. Ton da bildiğiniz don… Antonius: Anılmış bir donu olan, kıyafeti olan… Ok, aynen ok… Tav: Tavlamak, pişirmek… Oktavius: Ucu ateşli oklar atan… Benim burada abarttığımı düşünebilirsiniz. Ama Türkçülerin neler yaptığını görseniz, bu yaptığımın ne kadar masum olduğunu anlarsınız. Onların tam yansıtmak için anagram falan yapmalıyım. Edward: Adada evi olan… “Edward Türk ama İngilizler bunun bilinmesini istemiyor!” Aynen böyle: ODATV’de yazan modellerine falan bakın…

Ben hariç herkes Türk. Ama saklıyorlar. Bilinmesini istemiyorlar. Bunu söyleyen ilginç şekilde ortadan kalkıyor. Ben Müslümanım ya, oradan kaybediyorum. Arap olmuş oluyorum. Bunlar Türküm diyeni ortadan kaldırıyor, ama Türkler, ben Türküm, ama değilim… Bizdeki, özellikle bugünlerde moda olan Türkçülüğün cihan tarihinde eşi menendi yok.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin