KUR’ÂN’DAKİ ARKEOLOJİ
Selim Gürselgil
2024 yılı içinde Google’ın en çok okumamı tavsiye ettiği haber portalları Euronews, BBC ve The Independent’ın Türkçe servisleri olabilir. Buralarda galaksilere ve kara deliklere dair yeni keşifler, iddialar, müşahedeler çok yer alıyor. Ben de demek ki onları merakla okuyorum.
İkinci en çok tavsiye ettiği -belki birincidir- haberler ise arkeoloji ve paleontolojiye dair olanlar. İyi bilinen bir site var bu konuda, orada dünyanın her yerindeki arkeolojik gelişmeler anında haberleştiriliyor. Yine günlük basında da pek çok haber çıkıyor. Tıpkı fezadan gelecek haberler gibi, toprağın altından çıkanları da büyük bir ilgiyle takip etmeye çalışıyorum.
Gerçi günümüz Müslümanlarının korktuğu ve uzak durduğu bir alan, arkeoloji. Toprağın altından putlar çıkacak diye korkuyorlar. Bu korkulacak şey mi Allahaşkına? Siz toprağın altından çıkacak putlara boşverin de esas toprağın üstünde dolaşan putlara dikkat edin. Kimse 10 bin yıl önceki puta tapmaz, merak etmeyin; ama içinde yaşadığınız küfür düzeni, milyonları saptırmaya ve ahlâksızlaştırmaya yeter de artar.
Kaldı ki, arkeoloji Kur’ân’da teşvik edilmiş ilimlerdendir. Kur’ân’ın neredeyse üçte biri eski kavimlerin hikâyelerinden bahseder. Ve defalarca “onların başına gelenleri hiç mi merak etmezsiniz” gibi beyanlarla bunları merak etmeye teşvik eder. Arkeoloji ilminin doğmasından 1200 yıl önce nâzil olmuş bu gibi âyetler, Kur’ân’ın her kelimesiyle mucize oluşunun hüccetlerindendir.
Arkeolojinin bulacağı eski kavimlerin hikâyeleri, her ne kadar bölük pörçük de olsa, bakmasını bilen göz için (Müslüman için) ‘Peygamberler Tarihi’nin delillerdir. Bizzat Kur’ân’ın delillerdir.
Modern ilimlerin verileriyle de Kur’ân’a pek çok yeni bakış mümkündür. Sözgelimi Kaptan Kusto keşfetmeden önce Kur’ân’da geçen “merac’el-bahreyn” ibaresinin farklı su kütlelerini birbirinden ayıran harika bir su engeline işaret ettiğini Müslümanlar bilmiyordu. Tefsirlerde daima “zâhir ile bâtını ayıran perde” olarak ifade ediliyordu. Tefsirler şüphesiz doğruyu söylerler ve onların beyanları hâlen geçerlidir. (Bir âyet binbir mânâyâ işaret edebilir.) Fakat eski beşer ilmi, sözkonusu ibarenin ayniyle vaki olduğunu kavramaya yetmiyor, onu mecaz olarak tasavvur ediyordu.
Neticede tüm ilimler, Allah’ın insanlara verdiği bilebilme imkânının mahsûlleridir. Hatta en temel olanları bizzat semavîdir. Dolayısiyle Müslümanların hiçbir ilimden korkmasına gerek yoktur. Çünkü her ilim, Kur’ân’ın hasrı içindedir.
2024’te Google’ın bana en çok okuma tavsiyesi üçüncü konuyu söylemeyeyim. Bazı şeyler istemeden oluyor. Merak ediyorsun yani şu maç kaç kaç bitmiş, ondan sonra o konudaki tüm haberler yağmur gibi yağıyor. Demek ki her merak iyi değil. Buradan da bunu öğreniyoruz.










