RUSYA-İRAN ANLAŞMASI DENGELERİ SARSAR

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

Rusya ile İran arasında bugün imzalanacak olan stratejik anlaşma Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’un ifadeleriyle “Moskova ve Tahran’ın, güvenlik, savunma, terörizm ve aşırıcılıkla mücadele alanlarında daha yakın işbirliği yapma arzusunu vurgulayan… bölgesel ve küresel düzeyde barış ve güvenlik çıkarları doğrultusunda işbirliğinin güçlendirilmesine özel önem veren… ve diğer pek çok ortak tehdit ve zorlukla mücadele etmeyi (içeren) kapsamlı bir belge” olup, Rusya ve İran arasında, Atlantik kampına, BOP Esas Başkanı Netanyahu ekibine ve BOP alt taşeronu vaat edilmiş haine karşı, hem ekonomik, hem askerî bir müttefiklik ilişkisine geçişin resmen ilânı demektir.

Türk’ün, müslümanın, Anadolu’nun, Türkiye’nin, İslâm âleminin esas düşmanına karşı böylesine büyük bir stratejik hamle ile cevap verilmeye hazırlanılırken, Türkiye bu cevabın neresinde? Türkiye’nin görüntüsü, vaadedilmiş hain elinde, “NATO’da kalıyoruz çünkü NATO’da kalmak çıkmaktan daha güvenli” diyerek, hayat hakkını kasabın bıçağını yalamakta arayan inekten daha aşağılayıcı… Kasabın bıçağını yalayan inek, bu fiiliyle sadece nefsi adına bir tasarrufta bulunurken, bizdekiler, NATO şemsiyesi altında kalmakla, dostlarımız, müttefiklerimiz ve müslüman kardeşlerimizi hedef aldılar, almaya da devam ediyorlar. İhanet ve hainliğin de başka tarifi yok zaten. Bir de bu ihaneti, “Türkiye’nin millî çıkarları!” veya “Yeniden Osmanlı” diye pazarlamaya kalkmıyorlar mı!.. Gerçek millî çıkar ve menfaat, esas düşmana karşı olan cephede yer almak ve o cepheyi varlığı ile tahkim etmekle, o cepheye kendi mânâsını nakşedebilmekle mümkün olur. Kasabın bıçağını yalayarak hayat hakkı arama görüntüsü, millî çıkarların düşmana peşkeş çekilmesinden ibarettir. Hiçbir hain, “ben size ihanet ediyorum, kendi menfaatim için sizi satıyorum!” der mi? İhanet, fiilde ortaya çıkar. Kasap -esas düşman- kim, kasabın bıçağını kim yalıyor? Aksiyon apaçık olarak esas düşmanı adı ve sanıyla ortaya koymakla başlar, aksiyon açıklığı şart koşar. Esas düşmanla ilişkisinde kim şahsı adına menfaat devşirirken -iktidarda kalmasını esas düşmanın verdiği destekle sürdürürken-, esas düşmana karşı olmakla tecelli edecek gerçek millî menfaatlerin gözardı edilmesine çalışıyor ve namluyu esas düşmana değil de esas düşmanların düşmanlarına çevirerek, esas düşmana destek veriyorsa, hain odur!

Savaş, siyasetin farklı araçlarla devamıdır…

Kişinin gerçek siyaseti, kiminle savaştığı ile belli olur. Münafık, hain ve mürted, konuşmasıyla değil, esas düşman karşısındaki fiiliyle kendini ele verir. Esas düşmana karşı bizi harekete geçmekten kim alıkoyuyor ve millî güçleri esas düşmana değil de esas düşmanın düşmanlarına, esas düşmanın düşmanlarının müttefiklerine karşı kim seferber ediyorsa, hain odur. Esas düşmana karşı olan ama düşmanla yüzleşmeyen, diğer yandan da esas düşmanın düşmanlarına esas düşmandan daha çok karşı olarak esas düşmana hayat hakkı sağlayan ve bir yerde de meşrulaştıran; kendisi esas düşmanla yüzleşemez, onu hedef alamaz ve bunun için de mazeretler temin ederken, esas düşmanın düşmanlarını hedef alarak, esas düşmanın güçten düşmemesi için yardımda bulunan… Lafta güya karşı gözükürken, pratikte buz gibi düşmana askerlik eden…

Vaadedilmiş zamanın vaadedilmiş haini…

Hadiselere, rahat koltuklardan, yağlı saray sofralarından, ballı ihale salonlarından, pudra şekeri partilerinden, herkesin birbirinin nefsini pışpışlayarak abicilik, mücahidlik oynadığı riya kumkumalarının gözlüklerinden değil de, cephe hattından bakıldığında görülecek olanlardan bir kesit…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin