MARMARA, İSRAİL ÜNİVERSİTESİ Mİ?

Marmara Üniversitesi’nde öğrencilere İsrail cezası

Marmara Üniversitesi’nin İsrail’deki Hayfa Üniversitesi ile işbirliğinin kesilmesi talebiyle üniversitede düzenlenen panellerde eylem yapan öğrencilere açılan soruşturma sonuçlandı. Soruşturmada bir öğrenci, 1 ay uzaklaştırma cezası aldı.

Marmara Üniversitesi’nin İsrail’deki Hayfa Üniversitesi ile işbirliğinin kesilmesini talep eden öğrencilere üniversitede düzenlenen panellerde eylem yaptıkları için soruşturma açılmıştı.

Soruşturma kapsamında bir öğrenciye uzaklaştırma cezası verildi.

Eylemi düzenleyen Öğrenci Kolektifleri ise soruşturma cezasına tepki gösterdi. Sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Kampüslerimizde siyonist işbirliği istemiyoruz diyerek, Marmara Üniversitesi’nin İsrail’de bulunan Hayfa Üniversitesi ile yaptığı akademik anlaşmayı teşhir eden arkadaşımıza, kayyum Mustafa Kurt yönetimi tarafından uzaklaştırma cezası verildi. Arkadaşımızın işlediği “suç”: “Yükseköğretim kurumu personelinin, kurum içinde ya da dışında, şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak” olarak belirtilen dosya, akıllara başka soruları da beraberinde getirdi. Soykırımcı İsrail ile işbirliği yaparken “şerefi” ve “haysiyeti” zedelenmeyen kurumun, kendi öğrencisi Filistin için sesini yükselttiği zaman mı zedeleniyor? Cezalarınız ve uzaklaştırmalarınızla siyonistlerle işbirliği yaptığınızın üstünü örtemezsiniz! Kampüslerimizde siyonist işbirliği istemiyoruz!

OdaTV’nin bu haberi üzerine Adımlar olarak diyoruz ki; İsrail’de, İsrail’in yaptıklarını protesto edenler var ve onlara bir ceza uygulanmazken, Marmara Üniversitesi’nin, “şeref ve haysiyetimiz zedelendi” diyerek ceza veriyor olması, işbirlikçiliği meşrulaştırmaya yönelik İmânsız İslâmcılık rejimi röntgeninden başka bir şey değildir. İşbirlikçiler, işbirlikçi denilince yüzleri mi kızarmış? Ama bundan utanmamışlar da bu işbirliğini ifşa edenleri mi hedef almışlar? yani esasında suçlarının farkındalar ve bu suçlarına yönelik tepkilerin yükselmesinden korkularından, bu tepkileri bastıralım da koltuklarımızdan olmayalım diye tedbir olması için bir şey yapayım derken, saçma sapan bir gerekçe uydurarak esasında suçlarını hem itiraf ediyor hem de katmerliyorlar… “Özür dileriz, biz bir halt yedik” diyemiyorlar… Çünkü kendilerini o menhus işi yapmaya mecbur hissediyorlar, çünkü o makama İmânsız İslâmcılık rejiminin verdiği bu utanç verici işleri yapmak için geldiler. İğrençliğe ortak olmaktan utanmıyorlar da, gençleri hedef alıyorlar… İmânsız İslâmcılık rejimi, bu ülkenin tek ümidi olarak varolan gençliğin dinamizmini de akamete uğratmak için, leş hâlleriyle vatan sathına yayılmışlar ve verimlendirilebilecek bir alan bırakmamak üzere ellerinden geleni yapmaktalar…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin