İMÂNSIZ İSLÂMCILIK LAĞIMI PATLADI, ORTALIK KOKUDAN GEÇİLMİYOR

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Adında adalet bulunan bir partinin şahsında tecessüm eden İmânsız İslâmcılık rejimi en büyük suikasti adalete gerçekleştirdi.

Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet…

Çeteler, infazlar…

Uyuşturucu, kumar…

Aldı başını gitti.

Ülke en tepeden itibaren bir suç cennetine dönüştürüldü.

Falyalılar, Ağarlar, Soylular, Yıldırımlar…

Neticede cezaevleri de dolup taşıyor.

80 milyonluk ülkede 400 binden fazla tutuklu ya da hükümlü ile doldurmuşuz cezaevlerini. Hem de öyle doldurmuşuz ki, cezaevi kapasitesinin üçte birini aşmışız. Yani yüz bin kişi fazlamız var cezaevlerinde. Suçu öylesine patlatmışız ki, artan suçlulara cezaevi yapmaya yetişemiyoruz.

90’lı yılları hatırlıyorum da… Nüfusumuz 60-65 milyonlarda iken cezaevlerinde de 60-65 bin tutuklu ya da hükümlü vardı. Yani ülkedeki her bin kişiden biri cezaevindeydi.

Şimdi ise 80-90 milyon arası bir nüfus ve 400 binden fazla cezaevi mukimi. Dolayısıyla her 200 kişiden biri cezaevlerinde. (200 kişiden biri cezaevinde olması, gizli işsizlik, milletin bakıp beslemek zorunda kaldığı yük demek. Çürümüş, tefessüh etmiş bir toplum ki, kokudan geçilmiyor…)

Hem o zamanlar (90’larda) böyle şartlı tahliyeler falan da yoktu. Yani o günkü infaz düzenlemesi vs aynen devam edecek olsa bu rakam belki ikiye katlanıp her yüz kişiden biri cezaevinde olmuş olacaktı.

Şimdi de cezaevlerinin fazla doluluğundan şikâyetle yeni bir infaz düzenlemesi ile yeni bir affımsı gündemde.

“Zaten cezaevinden çıkanlar da ıslah olmuyor ki. Yani fuzuli yere insanları cezaevine tıkmış oluyoruz. Çıkan nasıl olsa yeniden suç işliyor. Affedersek hiç değilse, bakıp beslemekten kurtuluruz” diye düşünüyorlar zahir…

Tabiî bunlar sivrisinekler, tetikçiler, torbacılar vs… Suç üzerine kurulu sistemde suyun başını tutanlara dokunulamıyor. (Kendi aralarındaki hesaplaşmada kaybedenler hariç. Neticede 3000 aile düzeni bu. Herkes eşit, ama birileri biraz daha eşitse, orasına “Hayvanlar Çiftliği – Domuzlar Diktatoryası” yakıştırması yapılmıştı, malûm…)

Titanik batıyor arkadaşlar…

Titanik batarken çalmaya devam eden orkestra gibi AKP borazanı troller her şey çok iyiye gidiyor, ah şu CHP olmasa diye ötmeye devam etse de, yasaklarla bu kokuyu bastırmaya çalışsalar da…

CHP, CHP… CHP olmasa ne yapacaklar ki? İnsan ve toplum meselelerinin çözümü için sistem çapında bir teklifle gelmişler de bu teklifi hayata geçirmelerine CHP mi engel olmuş? Al işte ülkeyi bu suç çirkefine bugün CHP mi buladı. (Oysa Kumandan bunlara kurtuluş simidi atmış, “Bizsiz olmaz!” demiş, kurtulmak istiyorsanız bize müracaat etmeniz gerek mesajı vermişti. Onlar ne yaptı? Kurtuluş simidine sarılmak yerine suikastle can simidi atanı katlettiler.)

Kumandan Mirzabeyoğlu’na AKP çetesi tarafından gerçekleştirilen Telegram suikastinin yıldönümünde, Titaniğin batışını keyifle ve nefretle seyrediyoruz. Ortaya saçılan bu kadar pislik nefretimizi artırırken, batışı da keyfimize sebep…

Fakat…

İşte bizi bekleyen esas mesuliyet günlerinin de kapısı açılmak üzere.

Karanlık, Kumandan Mirzabeyoğlu suikasti ile en kesif ânını yaşatmıştı. Şimdi atmakta olan şafağın ilk izleridir bunlar. Evet, karanlığın içinde ecinnilerin gezindiğini farkediyoruz. Bizim onları farkettiğimizi bildiklerinden, kendilerini deşifre etmememiz için yasaklar ihdas ediyorlar. Korkudan kaçacak delik mi arıyorlar? Ama güneş doğuyor…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin