ARAPLAR DA TİYATROCULARDAN ŞİKÂYETÇİ
Takdim: Türkiye’de sıkça gördüğümüz komplocu, tiyatrocu anlayış, Arap entelijensiyasına da hâkim diyebiliriz. Son savaşın ortaya çıkardığı gerçekler, bütün bu “akılsızlığı” da yerle bir etti. Yaşananlar, bu konuda bir nefs muhasebesine giriş olur kendileri açısından inşallah. Aşağıdaki yazı da buna dair.
YOK OLAN ARAP AKLI ÜZERİNE
Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku’l Avsat eski genel yayın yönetmeni
Çarşamba – 18 Haziran 2025
Suudi Arabistanlı Dr. Abdulgani el-Kindi dün burada (Şarku’l Avsat’ta) ‘İsrail-İran çatışması Arapları neden şaşırttı?’ başlıklı bir makale kaleme aldı. Bu makale sadece önemli değil; aynı zamanda tanıtılması, açıklanması ve güçlendirilmesi gereken bir makale.
Bölgedeki krizlerin çoğunda eksik olan ya da hiç olmayan Arap aklı hakkında mükemmel bir makale. Bir vatandaş, gazeteci ya da eski bir genel yayın yönetmeni olarak yaşadıklarımdan ve tüm bu deneyimlerden sonra bugün gördüklerimden, söylenenlerden ve söylenemeyenlerden bahsediyorum.
Eğer şu anda yaygın olan, sanki dünya sosyal medyaya benzer bir sanal evrene dönüşmüş gibi yüzeysel yorumlamalardan korkmasaydım, makaleyi köşemde yeniden yayınlardım. Ancak köşe yazısının izin verdiği ölçüde alıntı ve yorum yapacağım.
Dr. el-Kindi şöyle diyor: “İsrail’in son saldırısı sadece İran’ın iç kırılganlığını göstermekle kalmadı, aynı zamanda Arap siyasi zihnindeki derin bir çıkmazı da açığa çıkardı. Yirmi yıldır bu bölgedeki siyasi analizler İsrail’in İran’a karşı herhangi bir askeri müdahalesini dışlıyor…” El-Kindi, Arap siyasi aklının ‘ya İran’ın gücünün propagandası ya da İran-İsrail çatışmasının Arap dünyasını yok etmeyi amaçlayan önceden düzenlenmiş bir oyundan başka bir şey olmadığını iddia eden komplo zihniyetli yaklaşımlar tarafından yönlendirildiğini’ ifade etti.
(…)
El-Kindi makalesinde şu ifadeleri kullandı: “Belki de bu darbe, siyasi olayları analiz ederken duygularla hareket etmek yerine rasyonel bir yaklaşım benimsemeye, hurafeler yerine bilimi, komplo teorileri yerine gerçekçi düşünmeyi tercih etmeye dayanan yeni ve daha dengeli bir siyasi bilincin başlangıcını temsil ediyor… İdeolojik söylemler ve kontrolsüz sloganlar yerine nesnel metodolojiye saygı gösterilmesi gerekiyor. Bilimsel disiplinleri ve metodolojik standartları retorik ve incelenmemiş genellemelerden uzaklaştırmak için böyle bir değişime acilen ihtiyaç var.”










