İMÂN ETMİŞ OLSALARDI
Oğuz BEKDEŞ
“Ey babacığım, biz Hakk’ın tarafında değil miyiz?”
Bu sözler, İmam Hüseyin’in oğlu Ali Ekber’in, babasının, zulme karşı duruşlarında ölümün yaklaştığını gösteren bir işaret olarak kötü bir rüya görmesi üzerine söylediği sözlerdir.
Korku, tereddüt veya şüphe duymadan, kalbi tamamen inançla dolu birinin netliğiyle bu soruyu sordu. Belirsizlikten dolayı sormadı. Cevabı zaten biliyordu.
Bu bir soru olduğu kadar bir beyandı da. Ve İmam Hüseyin, “Evet, tüm kulların döndüğü O’na yemin olsun ki,” diye cevap verdiğinde Ali el-Ekber sadece şöyle dedi: “O zaman ölümden korkmuyoruz.”
Tüyler diken diken oldu. Bu, kesinliğin (yakîn) en saf hâlidir.
*
Bir Müslüman olarak, aramızdaki bukalemunlarla daha çok ilgileniyorum. Filistin davasına dışarıdan destek veriyormuş gibi görünen, ancak onları keserseniz bir Siyonist kanayan “kardeşler”. Adı, müslüman adı olan ancak aslında Korku Krallığı’na -kendi çıkarlarına ve statükonun sefaletine- o kadar bağımlı olanlar ki, bir soykırım bile onlar için asla kırmızı çizgi olmadı. Kimin baktığına bağlı olarak renklerini ve melodilerini değiştirenler. Dikkatimizi, aktif saldırgana yaptığımız kadar, çirkin alt karından gelen parazitik çürümeyi besleyen ve sürdürenlere de yöneltmeliyiz.
Uzun zamandır çarpık dinî ve siyasî jargonlarıyla bu tür aşağılık kötülüklere yardım ve yataklık eden, çaresiz ve masum gibi davranan ve suç ortaklığından sıyrıldığını zanneden o “Müslüman” (!) liderlerin ve âlimlerin mide bulandırıcı pis kokusu… “Kınayan” ve “mahkûm eden” ama nihayetinde bu öldürme makinesini durdurmak için hiçbir şey yapmayanlar. Onlara şunu söylüyorum: Gazze’de dökülen her bir kan damlası Kıyamet Günü’nde sizin ellerinizde olsun. Gözleriniz suç ortaklığınızın kötülüğüne dehşetle baksın ve duruşlarınızdan sonsuza dek pişmanlık duysun.










