BAŞIBOŞ KEDİLER
Levent AKINCI
Duyduğumuza göre, birileri, bir süredir troll hesaplar üzerinden sosyal medyada “Başıboş Kedi” sorunu gibi saçma sapan paylaşımlar ile insanları kedilerin toplatılmasına hazırlıyorlarmış. Belli ki kedi kıyımı kapıda! Bunlar hangi cenahın trolü onu bilemedim. “Pudra Şekercileri” mi “Baklavacılar” mı, onu bilmiyorum ama, DSÖ patentli plandemi tiyatrosunda olduğu gibi bunda da yanaşmalar yandaşlar çalıyor, bir kısım muhalefet belediyeleri de çalmadan oynuyor. Yok yok, daha doğrusu hepsi hep birlikte hem çalıyor hem oynuyor.
Demeli bunlara: Başıboş kedi ne demek kitapsızlar! Kedi hür oğlu hür bir hayvandır ve elbette başıboştur. Köpek değil, kedi bu kedi! Tasma vurup sürü veya bağ bekçisi mi yapacaktık, ya da ava mı götürecektik ki başıboş diyorsun behey kitapsız! Elbette serbestçe gezecek! “Etrafımızda gezinenlerden” diye buyurmuş Peygamber Aleyhisselâm.
Kedi de neticede bir hayvandır, sen dikkatli olacaksın, olur da seversen yüzden gözden uzak tutarak ve hijyene vs dikkat ederek seveceksin. Alerjin falan varsa biraz uzak duracaksın. Eve, kilere, dükkana tezgâha vs sıkıntı olurlarsa açıkta gıda bırakmayacaksın veya kapını pencereni kapatacaksın, gerektiğinde pist diyeceksin, olmadı azıcık su serpeceksin, canını yakmadan kovacaksın kaçacak. Belki kendisi tezitecek yani kaybolup gidecek başka yerlere, olmadı azıtacaksın yani alıp hürce ve sağlıkla yaşayabileceği münasip bir uzak yere bırakacaksın vs. Her zaman uygun bir çözüm bulunur. Defalarca dedik, israf veya talan edilen milyarlarca paranın yüzde biri bile yeter yoğun oldukları yerlerdeki kedilerin hepsini kısırlaştırıp salmaya da, hasta veya sakat olanlarının tedavilerine de. Bir müddet kısırlaştırmak, toplama kampı veya katliamdan ehvendir Allahualem. Birkaç yıl boyunca bol bol kısırlaştırılsa kediler, ki gerek belediyeler gerek özel veterinerler ayrılacak para ile rahatlıkla yapabilir bunu; birkaç yıla kalmaz nüfusları gayet azalır. Yani bin türlü çözüm var insan olana. Çözüm öldürmek ya da muhabbet kuşu kafesi gibi kafeslere hapsedip süründürmek değil yani. Allahualem ki ülkeye her türlü belâyı çeker bu melun zulüm! Uyarıyorum! Küfür devam eder ama zulüm devam etmez.
Kuş demişken. Yahu yumurta verdiği ve eti yendiği halde binlerce tavuğa sözde kuş gribi bahanesiyle acımayan tağutlar eti yenmeyen, sütü içilmeyen ve yumurtası olmayan, postu bile işe yaramaz olan kedileri yaşatır mı? Barınakmış. Külâhıma anlat onu. Milletin binlerce tavuğunu itlaf ettikleri günlerde kendi çocukları yumurta vurgunu yapan kitapsızlar! Kuş kadar beyni olan anlar ki küresel bir şeytanizm var ortada! Ve birileri de İslâm gazilerinin yurt yaptığı ve merhamet medeniyeti kurduğu bu topraklarda o şeytanizme hizmet ediyor.
Şeytanlara bak ya! Lafa bak, algıya bak; başıboş(?) kedi! Ulen kitapsızlar siz çocuk mu kandırıyorsunuz! Kediler de tıpkı kurtlar gibi hür oğlu hür canlılardır. Başıboş(?) kedi! Bu yeni türedi uyduruk tabire asla alışmayacağız ve asla normalleşmesine göz yummayacağız! Kedi özgür hayvandır, dileyen hakkını gözeterek evinde de besler, fakat çoğu da sokaklarda yaşar. Hep böyle olagelmiştir ve biiznillah hep de böyle olacaktır! Siz azıcık olsun insan olsaydınız, Rahmân’ın dilsiz kulları kediler ile uğraşmak yerine, çift vatandaşlığı olup İsrail’e gidip soykırıma katılan binlerce kuduzumuz var, onlar için toplatılsın derdiniz!
Şunu da ‘bir kısım’ dindar geçinen ve her bir zulumde ölü balık taklidi yapan birilerine söylemek istiyorum: “Köpekler canice toplandı sustun hatta alkışladın. Oysa ‘harsı ve nesli ifsâd eden‘ bu zalimlerin o uygulamasının ne İslâmla ne insanla ilgisi vardı. Ne tek seferde öldürdüler ne de yaşattılar, işkence ettiler, kamplarda aylarca açlıktan birbirini parçaladı yedi hayvanlar. Sosyal medyada birçok ildeki barınaklarda çekilmiş birçok içler acısı videoda görüldüğü gibi… Şahsen ben de muzdariptim başıboş sokak köpekleri konusunda, ama bu güruhun her işi zulüm. Neyi düzgün yapmışlar ki bunu da yapsınlar. Bu muydu çözüm? Şimdi kediler de toplanıyor ve sosyal medyadaki çeşitli videolara bakılırsa bazı yerlerde daha krematoryum hükmündeki ve de tıklım tıklım dolu olan barınaklara götürmeden sokakta katlediyorlar, yine susuyorsun. Daha sonra karga, serçe, sığırcık da toplansa susar mısın ey dinsiz dindar? Ey mezhebi geniş dîni dar! Dahası, zaman zaman haberlerde gördüğümüz kedi işkencecisi ve katili sadistler bu toplama furyasından cesaret alacaklardır ve sokaklardaki zulümler, kıyımlar daha da artacaktır! Bilateşbih, tıpkı mülteci geri gönderme merkezlerinde yapılan zulumlerden cesaret alan faşistlerin muhacir ve mültecilere karşı yaptıkları sokak olayları, infial ve linçlerde görüldüğü gibi.”
Diyelim ki kedi nüfusunun artışı durdurulamadı ve de başka hiçbir çözüm bulunamadı, son ve tek çare de kedilerin barınaklara toplanılması kaldı; varsayalım hani; yahu nasıl güveneceğiz ki? Bilateşbih, muhacir ve mülteciler ki kendini ifade edebilen insanlar ve az çok sahibi, arayanı soranı oldukları halde geri gönderme merkezlerinde ne zulümler yapılıyor biliyoruz. İnsana bu kadar zulmü yapanların eline düşen akılsız, dilsiz ve sahipsiz kedilerin başına neler gelecek düşünemiyorum bile! İnsana acımayan hayvana mı acır! Kurda kuzu teslim etmekten farkı yoktur. İdame Medya’nın hazırladığı “Boraltan Köprüsü/Türkiye’de Mülteci Olmak” adlı videoyu seyredenler, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır.*
Ne günlere kaldık ya. İçinde şeytan var yakın kedileri diyen ve halkı lağım farelerine ve kara vebaya mahkum eden ortaçağ papa ve psikoposları geldi aklıma. Eminim ki olası bir kedi kıyımında derhal cevaz fetvası verecek İslam kisveli bir kısım psikoposlarımız belamlarımız da olacaktır. Allah onlara lanet etsin!
Hakk Teâlâ âyetlerde hakkı, sabrı ve “merhameti” tavsiye etmenin îmandan olduğunu buyurmuştur. Peygamber Âleyhisselâm hadislerde kedilere tabiri caizse “dokunulmazlık” imtiyazı vermiştir. Etrafımızda gezinenlerden demiştir. Kedileri öldürmek de bu şekilde hapsetmek de katiyen zulümdür! Böyle bir cürmü asla kabul etmeyeceğiz. Bir kadının hapsettiği ve açlıktan ölümüne sebep olduğu bir kedi yüzünden cehenneme gittiğini; ve fahişe bir kadının sıcak bir günde bir köpeği suladığı için affedildiğini haber vermiş efendimiz. Ebû Hureyre yani kedi babası adlı büyük sahabeyi hepimiz biliriz. Hanefî ilim ehlinden Ebu’l-Kasım Saffâr bir gün soğuk suyla abdest alıp yerine geri döndüğünde elbisesinin üstünde bir kedinin yatıp uyuduğunu görmüş ve kediyi uyandırmadan o soğuk günde namazını kılıp kedinin uyanmasını beklemiştir. Osmanlı’da şerefli atalarımız kuşlar için câmi duvarlarına kuş sarayları yaptığı gibi, kediler başta olmak üzere hayvanlar içsin diye de su yalakları yapmışlardır. Sokak hayvanlarına hizmete hasredilmiş vakıflar bile vardır. Şanlı tarihimiz böyle güzelliklerle doludur.
Bütün kediler barınaklara, yaşlılar huzurevlerine, deliler tımarhanelere, muhacirler geri gönderme merkezlerine öyle mi? Tuğyani düzenlerde zayıflar üretici olmadıkları için ve de vicdanları rahatsız etmesinler diye göz önünden uzak tutulur. Sakatları ne zaman toplayacaklar merak konusu! Tuğyâni düzenlerde “üretici” olmayan veya “vergilendirilmeyen”, sadece “tüketici” olarak görülen herkes yük ve parazit olarak kabul edilir, komünizmde de kapitalizmde de, bütün mel’un “Tağut” düzenlerde bu böyledir. Hangi şeytanist, hangi ifritli sadist, Peygamberin âdeta dokunulmazlık imtiyazı verdiği bu türe dair emana riayet etmeyip zulmederse Allah’ın laneti onun üzerine olsun! İki cihanda da zelil olsun!










