AKİM KALAN CHP’YE HUKUK DARBESİ VE AKTÜEL MESELELER
Alâaddin Bâkî AYTEMİZ
CHP’nin kurultay iptali davası 24 Ekim’e ertelendi.
Mahkeme, partiye tedbiren kayyum atanması ve olağanüstü kurultay sürecinin durdurulması taleplerini reddetti. Böylece CHP olağanüstü kurultayı yapacak ve kayyım atanması tehdidi şimdilik bertaraf edilmiş olacak…
Mahkemenin bu kararı ile CHP’ye hukuk darbesi teşebbüsü akim kalmış oldu. CHP’ye böylesi bir müdahaleye cesaret edemediler.
Görünür sebepler:
Ekonominin berbat durumu karşısında, daha da ileri gitmeye cesaret edemediler.
ABD’nin güdüm ve himayesinde, Türkiye’yi bölüp parçalamayı hedefleyen ihanet sürecinde Meclis’te oluşturulan komisyon tam da Öcalan’la görüşmeye hazırlanırken, CHP’nin komisyondan çekilmesi gündeme gelirse, sürecin şeklî olarak da meşruiyeti kalmayacağı gibi bütün fatura da AKP’ye kesilir. CHP’nin komisyonda olması, hakikatte değilse bile şeklî olarak bu ihanet oyununu oynamaya görüntüde meşrû zemin oluşturmaya devam ediyor.
İşin görünmez fikir ve ruh buudu ise, AKP’nin CHP ile birlikte mevcut rejimin unsurlarından biri olması ve bu rejimin bu şekilde devam etmesi gerektiğidir. Özal’dan bu yana uygulanmaya çalışılan 2,5 parti ve federasyon yoluyla Türkiye’nin bölünmesine yol açılması süreci de ana stratejiyi oluşturmakta.
Aralarındaki çekişme de kayıkçı kavgası…
AKP ve CHP, temel noktalarda birleşiyorlar; aralarındaki fark sadece retorik ve usûlde…
Bizim Başyücelik Devleti teklifimiz de federatif bir yapıyı mümkün kılıyor ama…
İşte, ne varsa bu “ama”da var…
Bilen bilir, aynı kelime kalıpları içinde farklı ve birbirine tamamen zıt niyetler ifade edilebilir. Bir kadının visaline talip olmada, niyet olarak meşrû ve sevap olan nikâh da saklıdır, gayrı meşrû ve günâh olan zina da… Oluklar çift…
Biz federasyonu, dünya çapında bir fikir etrafında büyürken, yeni bir “imparatorluk” serüvenine zemin olması bakımından farklı unsurların bütünleşmesine vesile olması için teklif etmekteyiz. Büyüme ve birleşmenin kefaleti de sistem çapında ortaya konulmuş olan fikrimizde… Bunlar ise federasyonu, var olan bütünlüğü parçalama yolunda ara formül olarak görmekteler. Emperyalizmanın bizi bölme ve parçalama plânlarına zehirli bir tuzak. Biz, bugün için o tür federasyondansa, mevcut ulus devleti tercih ederiz.
Amerikan emellerine hizmet edecek bir federasyonun baş düşmanı, Başyücelik sevdalılarıdır…
CHP’ye hukuk darbesi meselesine dönecek olursak…
AKP ve CHP ihanet sürecinde rol almayı, zımnî bir pazarlığa dönüştürmüş görünüyorlar. CHP, “vatan elden gidiyor, parti de neymiş; ihanet sürecinde rol almayız!” diyemiyor… AKP de CHP’yi ihanet sürecinde tutabilmek için ne gerekiyorsa yapmaya devam ediyor. Güya düşmanlar ama komisyon kurulurken, “CHP’siz olmaz!” diyen en başta kendileri….
Şu ihanet sürecine de biraz değinelim…
İşin başında, silâhların bırakılması gibi gayet masumane bir hamle olarak sunuldu ve “hiçbir pazarlık yok, PKK şartsız olarak silâhları bırakıp teslim olacak!” denildi. Zaman geçtikçe, İmralı’dan sızan tutanaklar, Apo’nun açıklamaları, PKK’lıların beyanatları, Amerika’nın yeni Büyükelçisi Barrack’ın sözleri ile apaçık ortaya çıkıyor ki, mesele bir federasyona, yani parçalanmaya geçiş sürecidir.
Türkiye dışarıdan çevrelenirken, içerideki işbirlikçiler eliyle de bu çevrelemeyi kırıcı değil, yol verici politikalar üretmeye devam ediliyor.
Sözde direniş gösterileri ile zevahir kurtarılmaya çalışılmakta.
Mesela, Fransa’da yapılacak olan Suriye toplantılarına Suriye yönetimi katılmadı ve Suriye PKK’sına karşı katı tutum takınıyor havası verilmekte. Hatta Suriye heyeti Rusya’ya giderken, Rus heyet de Suriye’ye gelip görüşmeler yaptı. Taktik hamlelerle zaman kazanmaya çalışıyorlar. Ama stratejide yapılan yanlış, taktik tedbirlerle düzeltilemez. Strateji olmadan taktiklerle mücadele kazanılamaz.
Görüleceği üzere Türkiye’de iç ve dış politika iç içe geçmiş durumda. Normalde dış politikanın topyekûn ve merkezî olması gerekirken, büyük fikir ve buna bağlı strateji olmayınca, dış politikada gözüne bakılan büyük güçlerin iradesine uymak üzere iç düzenlemeler, işbirlikçiliğin açmazları gündeme geliyor.










