DUVARIN DİLİ

Burhan Halit KOŞAN

İçinde yaşadığımız bu çağın pasaklı, teklif ettiği her bir görüşünde doğum lekeli, kirli, illegâl ve ilkel bir dile sahip olduğunu söyleyebilirim. Bu modern çağ, Fransızca ifade ile “Parler la langue du mur – duvarın dilini konuşmanın, duvarların dilini yapmanın yüzyılıdır diyebilirim.

Boş formüllerin mutlaklaştırıldığı, kalıplaşmış ifadelerin telâffuz edildiği, yobaz anlayışların alkışlandığı ve mükerrer sloganların hâkim olduğu bu modern çağın her bir unsurunu, her bir görüşünü yıkmanın vakti geldi de geçiyor bile.

Bu pasaklı, bu doğum lekeli çağda saf bir imana, tertemiz bir teslimiyete, saf bir kalbe, saf bir yüreğe, saf bir sineye, saf bir hayırseverliğe, saf bir zekâya, saf bir bilgiye sahip sağlıklı bir fertle karşılaşabilme ihtimalimiz, Kuzey Kutbu’nda çöl tilkisine rasgelme ihtimalinden çok daha düşüktür. Bu durum, hakikatin, gerçeğin, çırılçıplak gerçeklerin arkasında saf tutan her bir insanın yalana, dolana, bulanıklığa, serseriliğe, serkeşliğe duyduğu nefretten gelen öfke patlamalarının yumruğa, tespitlerini de ya çırılçıplak ya dolambaçlı ifade kalıplarıyla dillendirmesine yol açar… Dua yazanlardan değil, dua edenlerden olalım!

Siyonist müstemlekesi rejim ile İsrail aynı paranın iki yüzü oldukları için, tedbirli, temkinli ve ihtiyatlı olmak gerektiği kanaatindeyim. Evet, güzel Türkçemizin unsurlarından biri olan dolambaçlı anlatma şıkkının da tedbiri, temkini, ihtiyatı ve hazırlıklı olmamızı getireceğini düşünüyorum. Asimetrik savaştan cephe savaşına geçildiği günümüzde, simetrik savaşın kapıları da açıldı. Dünyanın öznesi değil, yüklemi değil, İsrail’in mühimmat katırı, gammazı ve tetikçisi olan müesses nizâmın, mağduru, kurbanı ve nişangâhı olan her bir insan gibi, bizler de rutin alışkanlıklarımızı değiştirmek mecburiyetindeyiz.

Evet, asimetrik savaşlardan cephe savaşlarına geçildiği ve simetrik savaşların başladığı günümüzde ağır bedeller ödememek için, tedbirli, temkinli ve ihtiyatlı olmaya mecburuz ve mahkûmuz. İcra makamında bulundukları hâalde dilek kipi cümleler kullanan ve böylece de ahmaklıklarını, aymazlıklarını, zevzekliklerini ele veren bir coğrafyada, yargısız infazların meşrû, işkencenin doğal karşılandığı ve İsrail adına tetikçilik yaptıkları hâlde sahte karşıtlık ile halklarını aldatan devletçiklerin olduğu bir coğrafyada, gramerimizin dolambaçlı anlatım şıkkından faydalanabiliriz. ticareti, üniversiteleri, ana akım medyayı, hariciyeyi elinde tutanların Yahudiler olduğu gerçeğini ıskalayarak, “tebaa değil, yurttaş” olduğuna sevinen şapşallardan olmamak için, duvarın dilini konuşmanın moda olduğu bu kirli çağın örümcek ağlarına takılmamak için, gramerimizin dolambaçlı anlatım tarzından faydalanabiliriz.

Mukaddes İhtiyar’ın vesilesiyle eşyâ ve hadiselere farklı bakmamız, farklı değerlendirmemiz gerektiğini öğrendiğimiz bir çağdayız. Bu perspektif açısı, hakikatin merceğinden görmeyi getirdiği gibi, her bir alandaki gerçekleri de olduğu gibi görebileceğimiz anlamına geldiğini de söylemeliyim. Bir fikir ortaya çıktığında dünyanın farklı yerlerinden, farklı insanlarından birileri bu mirası devralır ve sürdürür. Küresel bir fikirle, küresel bir yolculuğa çıktığımıza göre, dilimizi elastikiyetle süslemeli ve yerel tehlikelerden azade olabilmemiz, küresel sevgi tohumlarını serpebilmemiz için hassas konularda dolambaçlı anlatım şıkkını tercih etmek gerektiği kanaatindeyim.

Dolambaçlı anlatım, bir kelimeyle söylenebilecek bir hususu birkaç söz ile ifade etmekten oluşan bir söz sanatıdır. Tekrardan kaçınmayı mümkün kılan bu söz sanatı aynı zamanda anlatılan nesne, vaka ve kişilerin tek bir kelimeyle ortaya çıkarılamayacak özelliklerini de vurgulamayı mümkün kılar. İkâme sanatları kategorisinin bir parçası olan dolambaçlı anlatım, kısa, öz, doğrudan ve aynı zamanda açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edilebilecek bir düşünceyi dolaylı ve dolambaçlı yollardan ve genellikle de mübalağalı bir şekilde ifade etmekten ibarettir. Genellikle, kesin, kati, aşikâr, alenî, açık, sarih ve belirgin terimlerden kaçınarak düşünceyi maskelemeyi veya söylemek istediklerini sert bir ton ifadesiyle değil, lisanın dolambaçlı yollarını kullanarak ifade etme üslûbu da diyebiliriz.

Takdir edersiniz ki, duyguların öfkeli dili yumruk, düşüncenin öfke dili kelimelerle iletilir.

Dilbilgisi kuralının dolambaçlı anlatım tarzı, mecaz, gönderme, nezâket yöntemleriyle dili yumuşatır ve kibarlık vasfıyla temeyyüz eder. Şiir başta olmak üzere, makale, masal, öykü, fıkra, mitoloji, din ve tarih alanıyla alâkalı çalışmalarda kullanıldığını görebiliriz. Yarın değil, hemen şimdi prensibimizle birkaç numune yazalım ve son paragrafla kapatalım.

Dolambaçlı anlatım, konuşma ve yazmada farklı etkiler elde etmek için kullanılır…

Hakikati belirtmek için kullanılabilir: “Keremli gözlere görünen yüz”; Abdulhakîm ARVASÎ Hazretleri’ne atfen.

Gönderme: “Üstadın mütefekkir talebesi”; Salih MİRZABEYOĞLU’na atıfta bulunmak için.

İroni etkisi için: “Ölüm, kalım savaşında kahramanca saklandı”; kahramanlık tabiri ile korkaklık, sinsilik ve alçaklıkla alay etmek, küçümsemek için.

Nezâket gereği: “Büyük abdeste çıkacağım. Küçük abdeste çıkacağım”; tuvalete gideceğini ifade etmek için kaba tabirleri yumuşatarak kibarlaştırmak için.

Masal ve mitoloji anlatımlarında üslûbu zenginleştirmek amacıyla çok sayıda dolambaçlı anlatım kullanılır:

Çınar ağacı için: Başı göğe, ayakları ölüler diyarına değen.

Gizem ve azamet için: Bir varmış, bir yokmuş.

Dolambaçlı anlatımda figürler ve coğrafya, atalar ve eser adları da kullanılır:

“Türkistan” Piri; Hace Ahmet YESEVÎ Hazretleri’ni belirtmek için.

“Dokak Bey”in oğlu; Selçuk Han’a atıfta bulunmak için.

“Sanço Panço”nun ülkesi; İspanya’yı işaretlemek için.

“Kendini Arayan Adam”a selâm olsun; Seyyid Ahmet ARVASÎ’yi yad etmek için.

Mutlu aileler, huzurlu sokaklar, intizamlı şehirler, terörsüz eyaletler ve barış içinde yaşayan

Büyük Doğu İmparatorluğu için yürümeye devam edeceğiz. Mezarından seslenen şehidi işittiğim gibi, karanlığın içinde de her zaman bir çatlağın olduğunu biliyorum. Kader ağlarını örüyor ve şu ânda sahne hazırlanıyor. Çok yakında mızıka çalınacak, sonra cenaze marşı ve kaosun, kargaşanın, kaotiğin ardından “bizim şarkımız” söylenecek.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin