KAPİTALİZM, İSLÂM VE YEŞİL BURSA

Selim Gürselgil

İktisadî bir niteleme içinde, biri sermayedar, diğeri emektar diyelim. Her ikisi istihsal dediğimiz üretim faaliyeti ile birbirine bağlı; yani sermaye olmadan da, emek olmadan da istihsal olmuyor; ikisi bir düzlem içinde…

Peki ama bu adamlardan birini diğerine üstün kılan şey nedir?

Kapitalistlere soracak olursak, üretim faaliyetinde aslolan sermayedir, hatta sermaye o kadar asıldır ki, var olan her şeyi o yaratmıştır. Kapitalizm sermayedarı bir nevi ilah kabul eder. Toplumun üstünde sermayedarlardan bir panteon (ilahlar evi) kurar. Toplumun geri kalanını onların kulları ve hizmetkârı olarak onlara tapınmakla mükellef kılar.

Hatta bu sermayedarlar, kapitalizme göre, toplumun o kadar üstündedir ki, onlara ne din, ne millet, ne de ülke ve devlet kimliği tesir eder. Onlar beynelmileldir, milletlerüstü, dinlerüstü, hükümetlerüstü bir kimlik sahibidirler. Ülkeler arasında, dünyanın her köşesinde, kutsal varlıklar gibi gezer dururlar; istedikleri hükümeti indirir, istediklerini çıkarırlar, inançları, fikirleri, ahlakı istedikleri gibi belirlerler. Aralarında didiştikleri, hizipleştikleri olur. Ama aralarında… Bazen muhafazakârlarla, bazen liberallerle, hatta bazen sosyalistlerle çalışmayı çıkarlarına uygun bulurlar. Kime hangi değerin verileceği, kimin ne kadar yükseleceğini onlar bilirler. Dansöze, mankene bir gecede bir işçinin bir yıllık kazancını öder, topçuyu, popçuyu, tasavvur ettikleri dünyanın oyuncakları olarak çok severler. Suçlular da bu çarkın bir unsurudur; toplumun alt kesimlerinde insanların birbirini boğazlaması, birbirinin bir şeyini çalması, birinin kendini satması, diğerinin intihar etmesini keyfle seyrederler. Çünkü bunun böyle olmasının onların çıkarına dokunan bir tarafı yoktur. Bazıları onlar gibi olmaya çalışacak, bazıları onlar gibi olamayacağını kavrayıp kendini ve çevresini helak edecektir. Bundan daha güzel ne olabilir?

Sermayedar bu korkunç güce bir tek şey sayesinde sahip olmuştur. Kapitalizm, üretim faaliyetinin temeli olan istihsal vasıtasını, üretim kaynağını sermayenin hakkı saymıştır. Maden sermayenindir, fabrika sermayenindir, tarla sermayenindir, mal dolaşımı sermayenindir, her şey sermayenin; emek ona kul ve hizmetçidir.

İşte İslâm inkılâbı bu kapitalist putu yıkar. Üretimde ve dolayısiyle üretim kaynağında sermaye kadar emeğin de hakkı olduğunu kabul eder. Üretim vasıtalarının bu uydurma ilâhların değil, Allah’ın olduğunu (ilâhlar yoktur, ancak Allah vardır), sermayenin de yine bu uydurma ilâhlara değil cemiyete ait olduğunu ve emek ve hizmetin, sermayedara değil topluma sunulması gerektiğini ilam eder. Dolayısiyle ne sermaye sahibinin emekçiye, ne de emekçinin sermaye sahibine üstünlüğü vardır; onlar birbirinin ortağı ve hissedarıdır. Bütün yatırımlarda ve büyük sermaye teşebbüslerinde bu ortaklığın prensipleri (mudarabe sistemi) uygulanır. Çünkü iktisadî faaliyetin sonucu olan refah, birinin başka biri üstündeki sultası değil, toplumun müşterek hakkıdır, anonimdir.

Tüm istihsal alanı bir lonca faaliyetidir, bir fütüvvet (ahilik/kardeşlik) teşkilâtıdır, bir vakıf müessesesidir. İslam inkılâbı, klâsik İslâm iktisadının bu hem İlâhî hem insanî çerçevesini tüm iktisadî faaliyetlere hâkim kılar ve kapitalizm, komünizm ve onların karma tonları arasında, hepsinden farklı, en ileri ve en yeni anlayışı temsil eder.

*

Gençliğimde Bursa’ya çok giderdim. “Yeşil Bursa” derlerdi o zaman. Neredeyse her sokağında bir çeşme ve her çeşmede tadına doyulmaz suları vardı. İsteyen istediği kadar içerdi.

Şimdi geldiğimiz hâle bak. Bursa’nın bir damla suyu kalmamış. İnsan kime ne diyeceğini şaşırıyor.

Şu var ki, ilk düğme yanlış iliklendi ve yanlışlık en sonunda içinden çıkılmaz hâle geldi. İlk baştakiler şöyle düşündü:

-Şehir ne ki? Ortaya bir heykel dikersin tamam. Dök parayı dök!

En sondakiler de şöyle:

-Bu ne ya yeşil yeşil? Dök betonu dök! Burası temiz … milyon bırakır.

İşte Bursa, işte İstanbul, işte İzmir, işte Anadolu! Baştakilerle sondakilerin müşterek eseri!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin