AKP’Lİ ÖZLEM ZENGİN’İN, LGBT’Yİ, AKP’NİN SERBEST BIRAKTIĞINI ÖĞRENMESİ

Ahmet ÖLÇÜLÜ

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, AKİT TV’de Muharrem Coşkun’un sunduğu Kırmızı Masa programında, “LGBT dernekleri kapatılmalı mı?” sualine, “Bu konuyu çalışmadım, bildiğim bir konu değil” diye cevap veriyor. Çalış, çalışma… Ortada bir vaka var. O vaka üzerine düşünceni söyle. CHP serbest bırakmış olsa, “çalışmadım” diyecek miydin? Coşkun, “Ak Parti döneminde yasal statülü dernek kurma hakkı elde ettiler” diye bilgilendirince, Zengin, “Hakikaten bildiğim çalıştığım konu değil. Ne zaman olmuş yani? Sayın (burası anlaşılmıyor) başbakanken mi olmuş?” diye yorum yapmaktan kaçmak için kıvranırken, Coşkun bastırıyor, “İlk resmî dernekleşmeler 2004’ten sonra başlıyor ve ondan sonra mantar gibi çoğalıyorlar.”… Köşeye sıkışan Zengin, “Samimiyetle, çalıştığım bildiğim bir konu değil. İlk defa 2004’te olduğunu.”…

Tamam, artık bildin, öğrendin…

LGBT’leri serbest bırakan, yasal statüye kavuşturup dernekleşmelerini sağlayan sizsiniz işte…

Ne diyorsun?

“Dersime çalışayım…”

Coşkun, LGBT’lerin esas olarak 2004’te serbest bırakılmasıyla birlikte yayıldıklarını anlatırken, Zengin zeytinyağı gibi, üste çıkmaya çalışıyor:

“Ben size sorayım, bu dernekler kapatılsa, sorun biter mi sizce?”

Mesele ne? LGBT’lerin AKP döneminde resmî statülü dernek kurma hakkını elde etmiş olmaları. AKP sayesinde, LGBT probleminin bir parçası da bu dernekler oldu. Yaygınlaştılar, görünür oldular, meydanlara taştılar… Şimdi, problemi çözme yolunda bu derneklerin kapatılması atılacak adımlardan biri, ilki… İşin fikrî, harsî, içtimaî, idarî, siyasî, tedrisî, iktisadî, ahlâkî, hukukî vs boyutları ve bu boyutları kendine bağlayabileceğimiz ideolojik ve sistem davası ayrı meseleler…

Mesele, sen buna niye özendirici oluyorsun, niye normalleştiriyorsun?

“Dernekler kapatılsa bu konu bitecek mi? Efendimizin ölçüsü şudur: Özendirici olmaması, normalleşmemesi.”

Şuna bakar mısınız? Bir de pişkin pişkin, “Özendirici olmaması, normalleşmemesi.” lâzım diyor…

Dernekleşme yasağını kaldırıp özendirici olmasını sağlayan kendileri değilmiş gibi… Hem özendirici olanlar kendileri, hem de öyle olmaması gerek diyenler de kendileri.

Efendimiz’in ölçüsünü dile getirerek âlâda görünmeye çalışan kendileri, diğer yandan ölçüleri en arsız biçimde, şahsî iktidar hırsları ile bizzat tepeleyen kendileri…

Niye, “şahsî iktidar hırsları”?

İşte o zamanlar, AKP iktidara gelirken, “Bizi desteklerseniz, LGBT’yi de serbest bırakırız!” diye Avrupa’ya söz verdiler ve iktidara gelince de, koltuğun diyeti olarak LGBT’lerin dernekleşmesinin yolunu, o lânetli yolu açtılar… Sırf koltuk için…

Lânetli bir işe yol verildi. Başkası yapmış olsa demediklerini bırakmazlar. Bu lânetle ülkede ne aile kaldı, ne gençlik…

Şimdi LGBT’ye resmî bir yasak yok…

Bülent Ersoy, devletin en üst davetlerinde baş köşede ağırlanıyor…

Erdoğan, Filenin Sultanları diyerek, Ebru ve Küba’lı iken -sanki bize, bizdeki lezbiyenler yetmiyor, bu lezbiyen kadın da olmasa şampiyon olamazsak kıyamet kopar gibi- TC vatandaşı yapılan Melissa adlısını da devletin en üst mekânlarında ağırlayıp, kutlayıp, onlarla tokalaşmaktan imtina etmiyor…

Lezbiyenler sayesinde elde edilen şampiyonlukla övünüyoruz… Filenin Sultanları denilerek nomalleştiriliyor, özendiriliyor. Hem de Cumhurbaşkanı, bizzat kendisi taltif ederek…

Lezbiyen olduklarını nereden biliyoruz bunların?

Saklamıyorlar, gizlemiyorlar, sosyal medya hesaplarında sevgilileri ile çekilmiş fotolarını paylaşıyorlar, özendiriyorlar, yayıyorlar, normalleştiriyorlar da ondan…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin