İKTİDARDA BİR HAÇLI BURGUNU!

Hasan KARADEMİR

Katoliklerin ruhanî lideri Papa 14. Leo’nun Anadolu topraklarına ayak basışı, takvimdeki sıradan bir diplomatik ziyaret olmanın çok ötesinde, tarihî bir kırılma ve mânevî bir taarruzdur. Ziyaretin 27 Kasım – 2 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşiyor olması ve programın İstanbul ile Ankara dışında, Hristiyanlık tarihinde mühim bir yeri olan İznik Gölü’ndeki su altında kalmış antik bazilikanın kalıntılarını gezmeyi içermesi, hadisenin batınî motiflerini gözler önüne sermektedir. Bu güzergâh seçimi, Birinci İznik Konsili’nin 1700. yıl dönümüne denk getirilerek, tesadüfîlik perdesini yırtmakta ve Anadolu’nun Hristiyanlığın kökenleriyle olan “ayrılmaz bağlarını” teyit etme gayretini resmetmektedir.

Bu durum, mekân üzerinde hak iddia etmenin, öncelikle mekânın ruhunu fethetmekten geçtiği ilkesini gösterir. Batı medeniyeti, Anadolu’yu sadece ekonomik pazarı yahut jeopolitik bir taşeron olarak görmemektedir. Ziyaretin İznik’e odaklanmasıyla birlikte, bu topraklar üzerinde tarihî ve manevî bir sahiplenme çabası tescil edilmektedir. Bu, bir kültürel taarruzun en yumuşak ve sinsi usûlüdür; Türk-İslâm kimliğine karşı, tarihî kökleri yeniden tanımlama gayesi güden bir mânevî müeyyide icadının ilk adımlarıdır.

Hadisenin en can alıcı ironisi, Batı emperyalizminin muvaffakiyeti olarak, rejimin “din ve dünya işleri ayrıdır” tekerlemesiyle İslâm’ı hayat plânından tahliye etmeye çalışmasıdır. Batı, kendi dinini hayatın her alanına sokmaya çalışırken, Türkiye’deki rejimin düsturu olan laiklik ya da imânsız İslâmcılık, sadece İslâm’ı yok etme gayesine hizmet eden ikiyüzlü ve emperyalist güdümlü birer araçtır. Gerçek İslâm davası, hayatın bütün meselelerinin çözümü doğrultusunda bir dünya nizâmı vazederken, bu laik-imânsız İslâmcı tahliye hamlesi, İslâm’ın toplumsal hâkimiyetini engellemeyi hedeflemektedir.

Daha önce, Batılı bir fikir adamınca, Avrupa medeniyetinin ruhî kurtuluşu için materyalist Doğu’ya (Sovyet Rusya) ve materyalist Batı’ya (Amerika) karşı “çifte Haçlılar Seferi” vermesi gerektiği tezi ileri sürülmüştü. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bu ideolojik taarruzun odağı, onun tam zıddı olan İslâm âlemine kaymıştır. Papa’nın İznik hamlesi, işte bu Haçlılar Kavgası’nın teolojik ve kültürel cephesini temsil etmektedir. Amaç, Batı medeniyetinin Greko-Lâtin ve Yahudi-Hristiyan temellerini sağlamlaştırarak, küresel ideolojik mücadelede safları sıklaştırmaktır.

DEMOKRASİ VE HÜRRİYET BAHANESİ

Türkiye’de demokrasi, “maddî ve manevî bütün otoritelerin pabucunu dama atmış olarak, en kanlı istibdatlardan beter” bir hizip despotizmini getirmiştir. Bu “cebrî” hürriyet, San Francisco diktesiyle, yani Amerika’nın “Demokrasi yoksa, yardım da yok” tehdidiyle dayatılmış, böylece Türkiye gibi ülkeler “burnundan halkalı köle” hâline getirilmiştir.

Bu çarpık hürriyet anlayışının en veciz tanımı, “eşek hürriyeti”dir. Hürriyetin, sadece “istediğini yapabilme” olarak algılanması, insan fıtratına aykırı, aklen reddedilemez bir mantık zinciri doğurur. Bu mantık silsilesi, bu türden hürriyetleri savunanların, Eminönü meydanında keyfî kaka yapabilme hürriyetini mantıken reddedemeyeceği basit bir neticeyi davet edicidir. Bu kepazelik, ruh sağlığını sakatlayan bütün “eşek hürriyetleri”nin karşısında duran gerçek müminin tavrının zorunluluğunu gösterir.

Siyaset meydanındaki aktörler, bu çürümüş rejimin ifşa olduğu ibretlik manzaraları sergilemektedir. Bu siyaset esnafının hali, gûya genelevdeki kadınları namuslu yola davet edeceğim diye, genelevde sermaye olarak çalışmaya başlayan namuslu kadının hazin durumuna benzer.

Bu çürümüşlük, rejimin, iktidar hırsından kudurmuş olan nidüğü bilinmez, “yürüyen takım elbise” keyfiyetli adamın artık zoraki güç gösterileri ile, emperyalizmaya yaranma karşılığı aldığı dış destekle zaafiyetini perdelemeye çalışırken, akıbetinin, bin odalı sarayların altın varaklı helâlarına süpürülmek olduğunu ilân etmektedir. Papa’ya gösterilecek her türlü ihtimam, bu topyekûn çürümüşlüğün, dışarıdaki emperyalizme gösterilen aciz biat tavrının bir devamıdır.

Papa’nın İznik’te gerçekleştirdiği mânevî saldırı, rejimin işbirlikçi karakteri ile “idrak kısırlığı” ve “ceset tepkisizliği” karşısında Batı’nın küresel hegemonyasını tescilleme hamlesidir. Türkiye, bu vaziyette, kendisine parya statüsü biçip bu statüyü bölgesel güç, Yeni Osmanlı adlı süslü etiketlerle perdeleyenlere ya tamamen teslim ve entegre olarak ruhunu satacak; ya da kendi öz nizâmını, İslâm diyalektiğinin kaskatı vakıası olan Başyücelik Devleti’ni bir zorunluluk olarak ortaya koyacaktır.

Bu durum, milletin ideâller ideâlinden kalıntı hâlindeki İslâmî ruhla şahlanışını beklemektedir. Kurtarıcı düşüncenin ilk şartı, “Düşünemediğimizi düşünmedikçe düşünebilmekten uzak yaşayacağız” hakikatinde yatar.

Türk milletinin beklediği, kendi öz kökünü gösterecek büyük fikir ve aksiyon hamlesidir ki bu hasret, vuslatın yarısıdır: “Hasret, vuslatın yarısıdır. İste ki, olsun!”. Görevimiz, bu hasreti şuurlaştırmak ve fikri, bir bomba olarak cemiyet meydanında patlatmaktır.

Papa’nın Türkiye ziyareti, İznik’e yapılan teolojik vurguyla birlikte, yeryüzündeki tek kurtarıcı sistemi (İslâm) terk etmiş, idraki iğdiş edilmiş bir milletin üzerinde, Batı’nın kültürel ve mânevî hak iddia etme cür’etidir. Bu cür’et, İmânsız İslâmcılık rejimin İslâm maskesi altında, İslâm’ı hayatın dışına itme hamlesinin yarattığı boşlukta kök salmaktadır. Türkiye’deki siyasal elitin tepkisizliği, Batı emperyalizmine karşı gösterdiği gönüllü alçaklık ve ucuzculukla tescillenmiştir.

Bu tecavüzün son bulması, ancak “Mutlak Fikrin Gerekliliği”ne inanmış, “Başyücelik Devleti” idealini kaskatı bir vakıa hâlinde meydan yerine dikme mücadelesiyle mümkündür. Allah ve Resûlü davasına pazarlıksız, sımsıkı sarılmakla…

Zira bizim dâvamız, sadece haricî düşmana karşı bir müdafaa değil, bilerek veya bilmeyerek İslâm’a hainlik edenleri enselemenin de zorunlu olduğu “Kurtuluş Yolu” hakikatine uygun bir aksiyondur. Bu büyük dâvada, tavizkârlık göstermeye, “teyze adam” tipine bürünmeye ve riskten kaçmaya yer yoktur.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin