KAZANIYORMUŞ GİBİ YAPMAK

Amerikan Gücünün Yeni Evresi

Adnan DEMİR

Soğuk Savaş sonrası dönemde küresel sistem, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir güç mimarîsi üzerine inşa edildi. Bu mimarî yalnızca askerî üstünlüğe değil; uluslararası hukuk, küresel finans, çok taraflı kurumlar ve “kurallara dayalı düzen” söylemi aracılığıyla üretilen rızaya dayanıyordu. ABD’nin hegemonik gücü, yalnızca zor kullanabilme kapasitesinden değil, bu zor kullanımını çoğu zaman görünmez kılabilen ve meşrû gösterebilen bir normatif çerçeveden besleniyordu. Ancak son yıllarda ABD’nin dış politika pratikleri, bu çerçevenin hızla aşındığını ve gücün yeni bir evreye girdiğini göstermektedir.

Bugün askerî ya da siyasî “başarı” olarak sunulan pek çok hamle, dikkatle incelendiğinde, genişleyen bir hâkimiyet alanından ziyade daralan bir meşrûiyet zeminine işaret etmektedir. Hegemonya, tarihsel olarak kazanarak büyüyen bir olgudur; zorla dayatıldığında değil, rıza üretebildiğinde kalıcı hâle gelir. Bir güç, hedeflerine ulaşmak için hukuku askıya almayı, kurumları devre dışı bırakmayı ve çıplak zor kullanımını olağanlaştırmayı tercih ediyorsa, bu durum gücün zirvesine değil, yıpranma eşiğine yaklaşıldığını gösterir. Bu bağlamda ABD’nin güncel hamleleri, stratejik düzeyde hegemonik genişlemenin değil, hegemonik savunmanın tezahürleri olarak okunmalıdır.

Askerî düzlemde bakıldığında, ABD’nin kendisiyle denk olmayan aktörler karşısında sonuç alabilmesi şaşırtıcı değildir. Ancak askerî sonuçlar, siyasî güçle karıştırıldığında analitik bir hata ortaya çıkar. Siyasî güç, yalnızca sonuç almak değil, alınan sonucun kalıcı olmasını sağlayacak bir düzen kurabilmektir. Bugün ABD’nin elde ettiği kazanımlar, yeni bir düzenin taşlarını döşemekten ziyade, mevcut düzenin çözülüşünü geciktirmeye yöneliktir. Bu nedenle “kazanım” kavramı içerik değiştirmiştir: Artık kazanmak, nüfûz alanını genişletmek değil; kaybedilen otoriteyi telâfi etmeye çalışmak anlamına gelmektedir.

Uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesi bu sürecin en belirgin göstergelerinden biridir. Hukuk, her ne kadar çoğu zaman güçlülerin çıkarına hizmet etmiş olsa da, aynı zamanda güçlülerin kendi güçlerini düşük maliyetle sürdürebilmelerinin de temel aracıdır. Hukukun askıya alındığı, kuralların keyfileştiği bir ortamda güç, daha fazla zor üretmek mecburiyetinde kalır. Bu durum kısa vadede manevra alanı açıyor gibi görünse de uzun vadede herkes için daha güvensiz, daha maliyetli ve daha istikrarsız bir sistem doğurur. ABD’nin hukuku aşındıran hamleleri, yalnızca küresel normları değil, kendi hegemonik pozisyonunu da zayıflatmaktadır.

Bu tablo, gücün pahalılaşması olgusunu beraberinde getirmektedir. Gerileyen güçlerin ortak özelliği, aynı sonucu elde etmek için giderek daha fazla kaynak harcamak zorunda kalmalarıdır. Daha fazla askerî varlık, daha fazla güvenlik bütçesi, daha yoğun propaganda ve artan iç baskı mekanizmaları bu sürecin doğal sonuçlarıdır. ABD bugün, gücünü artırmak için değil, mevcut konumunu koruyabilmek için daha fazla zor kullanmak mecburiyetinde kalan bir aktör görüntüsü vermektedir. Bu da saldırganlığın genişlemeci değil, defansif bir karakter kazandığını göstermektedir.

Bu noktada yapılabilecek en net tespit şudur: Amerika artık kazanarak güçlenen bir aktör değildir; kaybettiğini telâfi etmek için kazanan gibi davranan bir aktördür. Zafer söylemiyle sunulan hamleler, tarihsel ölçekte bir yükselişi değil, bir çözülmenin semptomlarını yansıtmaktadır. Güç, kendini sürekli ispat etmek zorunda kaldığında, zaten sorgulanır hâle gelmiş demektir. ABD’nin bugünkü pratikleri, yeni bir dünya düzeninin kuruluşunu değil, eski düzenin taşıyıcı kolonlarının birer birer aşınmasını hızlandırmaktadır.

Bu nedenle mesele, Amerika’nın belirli bir hamleyi kazanıp kazanmadığı değil; bu hamleleri yapmak zorunda kalmasının ne anlama geldiğidir. Zorunluluk, gücün değil, gücün sınırlarının ilânıdır. Ve bu ilân, artık gizlenemeyecek kadar açıktır.

Not: Gönüldaşımızın makalesi farklı dillere çevrilerek çeşitli medya organlarında da yayınlandı. Bunlara ait linkler:

https://www.geopolitika.ru/nl/article/doen-alsof-je-wint

https://www.geopolitika.ru/de/article/vorgaukeln-als-wuerde-man-gewinnen

https://synergon-info.blogspot.com/2026/01/doen-alsof-je-wint-de-nieuwe-fase-van.html

https://synergon-info.blogspot.com/2026/01/vorgaukeln-als-wurde-man-gewinnen-die.html

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin