GÖNÜLLÜ KULLUK, KORKU VE NEPOTİZM
Mehmed KAYA
Étienne de La Boétie, “Gönüllü Kulluk”ta şöyle der:
“İlk köleleri köle yapan kaba güçtür; onları kölelikte tutan ise korkaklıkları olmuştur.”
Korkaklıktan daha kötüsü, efendinin zulüm çemberine girip kendi insanına ve kendi sınıfına eziyet eden insan türü değil midir?
Bugün içinde bulunduğumuz vaziyete bakın: Nepotizmin Nirvana’sı yaşanıyor.
Biri kızını Meclis’te memur yapıyor, bir diğeri kardeşini başhekim yapıyor, bir başkası kızını Cumhurbaşkanına danışman atıyor, bir diğeri bilmem hangi ihaleyi kime veriyor…
Daha neler neler…
Sonra bakıyorsunuz; en son operasyonlarda görülen şahısların soy bağları yine aynı hikâye: Bunun oğlu, şunun kızı, ötekinin yeğeni…
Öyle bir ağ kurulmuş ki, yani kokainman bile bu çemberin içinde olacak. Çemberin doğası bu zaten; işin bir tarafında menfaat birliği, diğer tarafında ise suç ortaklığı olacak.
Şimdi sıkıntı şurada:
Normal şartlarda halk ne yapar? Bu duruma karşı çıkar, değil mi?
Çıkmıyor.
Halkın ekseriyeti, bu çemberin içine girmek için mücadele veriyor.
Neden?
Çünkü haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, yolsuzluk ve zulüm bu ülkede artık bir “ekmek kapısı” ve bir “yaşam tarzı” hâline gelmiştir.
Nepotizm, salt bir ahlâksızlık ya da yozlaşma meselesi de değildir. Mevcut sistemi ayakta tutan, insanları sisteme sadakatle bağlayan sağlam bir aparattır.
Böyle olunca ne oluyor?
İktidar mülkleşiyor.
İktidar mülkleşince ne oluyor?
Adalet ölüyor.
Burada en büyük mesuliyet millettedir.
Çünkü sen alır, sana ait olanı başkasına teslim eder, “Buyur, burası senin” dersen, o kişi orayı evi gibi görmeye başlar.
Evi gibi görünce de kapıyı yalnızca eşine, çocuklarına ve dostlarına açar.
Sen ise artık kendi evine misafir olarak bile giremezsin.










