DİPLOMASİDE SÖYLEM TUTARLILIĞI

Yiğit Metin

Diplomasi, devletlerin ulusal çıkarlarını, uluslararası sistem içinde barışçıl ve rasyonel yöntemlerle koruma ve geliştirme aracıdır. Bu nedenle diplomatik ilişkiler, kişisel hitaplara, anlık tepkilere ya da iç politikaya dönük söylemlere indirgenemez. “Ona dostum, şuna kardeşim” şeklindeki yaklaşım ve hitaplar veya bir ülke yöneticisini veya yönetim kadrosunu ağır suçlamalarla hedef alıp ilerleyen zamanlarda hiçbir açıklama yapmadan aynı şahsiyet yada şahsiyetlerle yakın ilişkiler kurmak, samimi görüntüler vermek dış politikada söylem ve davranış uyumsuzluğu ortaya çıkmakta ve bu durum hem uluslararası güvenilirliği hem de iç kamu oyundaki devlet ciddiyeti algısının zedelenmesine neden olmaktadır.

Uluslararası ilişkiler kuramları, devlet davranışlarının dostluk veya düşmanlık kategorilerinden ziyade çıkar, güç ve güvenlik dengeleri temelinde şekillendiğini ortaya koymaktadır. Ancak realist yaklaşım dahi, diplomatik söylemde mutlak ve geri dönülmez ifadeleri zorunlu kılmaz. Aksine, aşırı sert ve kesin yargılar, ilerleyen süreçlerde müzakere alanlarını daraltarak devletin manevra kabiliyetini sınırlar. Bu nedenle diplomatik esneklik, ilkesiz savrulmalarla değil; rasyonel gerekçelendirme ve kurumsal süreklilik yoluyla sağlanmalıdır.

Dostluk ve düşmanlıkta haddi aşmamak gerektiğine dair dinimizin emrini de bu minvalde temel ölçü olarak vurgulayalım…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin