FAS’TA BULUNANA 773 BİN YILLIK FOSİLLER ÜZERİNE
Selim Gürselgil
Yeni bir haber dolaşıyor ortalıkta:
– Fas’ta 773 bin yıllık insan fosilleri bulundu!
İslâmî kesim bu tür haberlere hiç dönüp bakmıyor. İstemeden duyduklarında da şu tepkiyi veriyorlar:
– Tarihleme konusunda hata yapılmış olamaz mı?
Olabilir. Sözgelimi 1991 yılında İspanya’da benzer fosiller bulunmuştu. İlk araştırmalar bunların 900 bin yıl öncesine ait olduğunu gösterdi. Daha yakın zamanda uygulanan bir teknik, bu tarihi 780 bin yıl öncesine çekti.
Fas’ta bulunan fosillerle ilgili de bu tür tartışmalar olabilir. Bir başka araştırma grubu onların 500 bin yıllık, diğer bir teknik 1 milyon yıllık olduğunu gösterebilir. Ama bu rakam, İslâmcıların düşmesini istediği 6-7 bin yıllara düşmez.
İslâmcılar bakış açısını değiştirmelidir. Öncelikle İsrailiyatın ve onun üzerine tefsir âlimlerinin ürettiği kronolojiden kurtulmalıdır. Ardısıra şu fikirlere alışmalıdır:
- Yeryüzünde insandan önce yaşamış insî mahlûklar (homininler) vardır. Ama onlar insan (homo sapiens) değildir.
- İnsî mahlûkların tasnifi ve tarihi hakkındaki tartışmalar her ne kadar kesin sonuç üretmiyorsa da, onlara dair ortaya çıkarılan binlerce fosil, varlıklarına dair şüpheleri giderir.
- Yalnız evrimcilerin iddia ettiği gibi, insî mahlûkların eski dünya maymunlarından indiği ispatlanamayacağı gibi, onların zamanla insana dönüştükleri iddiası da hayalden ileri gitmez.
- İnsî mahlûklar zamanla insana ne kadar yaklaşmışlarsa da insan olamamışlar, insanın dünyaya gelmesinin ardından tedricen ortadan kalkmışlardır.
- 300 bin yıl öncesinden daha eski hiçbir insan fosili bulunmamıştır. Daha eskiye tarihlenen fosillerin tümü, tartışmalı biçimde tasnif edilen insî mahlûklara aittir.
- İnsan, okyanuslara düşen ilk hayat tohumundan itibaren tüm nesli tükenmiş ve tükenmemiş canlılar gibi, yaratılmıştır; tekâmül yaratılış sürecinin zarfıdır.
- Selim Gürselgil adlı vatandaş, İlk İnsanlar romanıyla İslâmî kesime yeni bir bakış açısı sunmuştur. Ama İslâmî kesim tehlikenin farkına varamamış ve neye ihtiyacı olduğunu görememiştir. Olsun, birkaç yüzyıl daha zamanı var:

“Fas’ta 773 bin yıllık insan fosili bulundu” haberi üzerinde biraz daha duralım.
Şimdi bunu görünce ateistler hemen üstüne atlar: Dinler çöktü! Allah yok!
Onlara hiç aldırmayın. Onların çoğu maymun seviyesinde insanlardır. Konuşulabilir kimseler değildirler. Bu tip sesler çıkarırlar ve bu sesleri çıkarmaları için böyle bir habere de ihtiyaçları yoktur. Sürekli, goygoy kabilinden bunları tekrar ederler.
Habere dönelim: “İnsan” denilmesi sizi aldatmasın. Bu bulunanlar, yukarıda bahsettiğim 1991’de İspanya’da bulunan türe yakın birtakım parçalardır. Ateist bilginler bunların “insanın atası” olduğunu düşünürler.
Ama bu sadece bir düşüncedir, bir yaklaşımdır. İnsanla bu tür insansı canlılar arasında hâlâ dağlar kadar fark vardır. Onların zamanla insana dönüşmeleri için, Darwinistlerin yapma tanrısının (Natural Selection/Tabii Ayıklanma) yoğun bir mesaisi ve irade göstermesi gerekecektir.
Ben de iddia ediyorum ki, bunlar Müslümanların korkmaması gereken şeylerdir. Çok basit bir misal vereceğim: Cinler de insansı mahlûklardır. Akılları, iradeleri, insanı andıran suretleri vardır. Kimbilir bu fosiller “cinler” kategorisi içinde algılanabilir.
Öyle olduğunu iddia etmiyorum, yanlış anlaşılmasın. Ama konuya tamamen sırtımızı dönmektense, “hep yalan! hep uydurma!” diye olduğumuz yerde tepinmektense, bu eski mahlûkları cinler kategorisinde anlamak pekâlâ mümkündür. Nasıl ki su bulunmadan toprakla teyemmüm edilir. Öyle değil mi?
Bir hadiste, “Adem geldiğinde dünyaya cinler yaygındı” denilir. Buna dair pek çok sözler de söylenmiştir. Yani insandan önce dünyada insanın işini gören anlamında… “Pekâlâ insan yanlışlarla da iş görebilir.”
Yani her şey düşmana sırtımızı dönüp, her vesileyle bir araba dayak yemekten iyidir. Darwinizm, müslümanlar için bir fobi olmaktan çıkmalı, konuşulabilir, tartışılabilir bir şey olmalıdır.
Öyleyse bir başlangıç prensibi, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden:
– Hz. Âdem’den günümüze 313 bin sene geçti!
İşte şimdi daha rahat konuşabiliriz sanıyorum.
*
“Pekâlâ insan yanlışlarla da iş görebilir”e bir misal de İsrailiyattır. İsrailiyattan rivayet Müslümanlara yasaklanmamıştır, izin verilmiş. Ve yüzlerce yıl boyunca Kısası-ı Enbiya’larda İsrailiyatla amel ettik.
Şimdi modern ilim suyu bulduğuna göre, toprakla teyemmümü terkedebiliriz. Ama siz toprağı çok sevdiniz. İyi de bana niye kızıyorsunuz? Bu tarafta gürül gürül bir su akıyor. Hâlâ insanlığın 6 bin yaşında olduğuna kim inanır?










