BİRLİĞİ AKSİYON SAĞLAR
Selim Gürselgil
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım: Bizim camianın kanaat önderleri, havanda su dövüyorlar. Hem de yeni değil: Benim bildiğim 50 yıldır böyle. Boş muhabbet.
Yok birlik, yok tevhid, geveleyip duruyorlar. Birlik diyen 100 kişinin 100 ayrı birlik fikri var. Bir tanesi de çıkıp demiyor ki, yahu bu masadan hayır çıkmaz.
Bakıyorlar hayır çıkmıyor, ondan sonra bir terane başlıyor: İşte benlik yapmamalıyız!… Yapma abi! Bırak benliğini! Başkasına katıl! Ama senin benliğin olmadan nasıl birlik olacak?
Selefliğin şurasını budarsak, Şiiliğin burasını görmezsek, Sünniliği adam yerine koymazsak, oldu da bitti maşallah!
Bırakın abicim kafa düzmeyin ya. Yeter artık yani. 50 senedir aynı terane. Bir adım ileri gittiği de yok.
Birlik lafla olmaz. Birlik tartışmalarıyla birlik temin edilmez. Birlik aksiyonun çocuğudur. Bütün tarihe bakın, istisnasını göremezsiniz.
Çok uzağa gitmeyin isterseniz. Beylikler döneminde Anadolu’da birlik nasıl sağlandı? Yağlı sofralar etrafındaki birlik tartışmalarıyla mı? Katiyyen! İşle, aksiyonla, kılıçla!
Birlik başka türlü sağlanamaz. Eğer aranızda ben birliği sağlarım diyen, doğal olarak zatında mehdilik vehmeden varsa, boş yapmasın, bize aksiyonunu göstersin; biz de ona uyalım. Uymazsak o uydurur zaten!
Böyle bir babayiğit yoksa, birlik noktası ortada dursun; herkes bulunduğu yerden, kendi kanaatleri doğrultusunda aksiyondan hissesini alsın; fikrini hareketin içinde meydana koysun… Sıvışmanın, nefsini zordan sakınmanın, sofrasını donatmanın derdine düşmesin.
Hareket edebiliyorsanız hareket edin. Edemiyorsanız, bilin ki, hareket ataleti yer. Tevhid meydanında kimsenin gözünün yaşına bakılmaz. Sahabeden alınacak en önemli derslerden biri de budur.










