25 OCAK DÜŞÜNCELERİ; ÇÖZÜM SÜRECİ – İHANET VE MANKURTLAŞTIRMA

Alâaddin Bâkî AYTEMİZ

“Barış olacak, kan akmayacak, analar ağlamasın, ocaklara ateş düşmesin, yürekler dağlanmasın” denilerek Türk milleti yeniden oyuna getirilmeye çalışılıyor. Sevr de barış anlaşmasıydı ve bu millet onca kan dökülmüş olmasına rağmen, “artık kan dökülmesin de ne olursa olsun!” demeyerek, barış adı altındaki bu zillete boyun eğmedi, teslim olmadı. Yepyeni bir şahlanışla Kurtuluş savaşını verdi. (Bunları kim mi söyledi? İlk çözüm sürecine karşı Devlet Bahçeli… Evet, bunları ifade eden, şimdiki çözüm süreci için startı veren, geçmiş çözüm sürecindeki muhalif tavrıyla beliren o zamanki Devlet Bahçeli’dir.)

Şimdi bütün işbirlikçiler, emperyalizm kurguladığı “3000 aile düzeni”nin temsilcileri ve yürütücüleri bir araya gelmiş, yeni bir Sevr, yeni bir parçalanma sürecini bu millete dayatmaya, Anadolu ahalisi arasına nifak sokmaya ve Kürdü Türkten ayırmaya çalışıyor.

Sultan Alparslan, Sultan Selim, Sultan Abdülhamid Han hattında kurulmuş olan ittifakı parçalamak istiyorlar.

Anadolu’da harman olunarak sağlanan bütünlüğü bozmaya çalışıyorlar.

Bunların meselesi Kürt kardeşlerimize sosyal ve kültürel hakların verilmesinden ibaret değil. Keşke öyle olsa. Mesele Kürtleri temsil ettiğini ileri süren etnik Kürtçülükle, Türkleri ve güya İslâm kardeşliği şemsiyesi altında diğer bütün Anadolu ahalisini temsil ettiğini iddia eden imânsız İslâmcılık rejiminin el ele vererek, Türk’ü ve Kürt’ü ile topyekûn Andaolu ahalisine ihanetleri hatta bu ihaneti de aşan kötülükleri. Evet, bu süreç sadece bir ihanet süreci değil, bu millete öyle bir kötülük yapılıyor ki, bu kötülük, salt ihanetten de öte bir keyfiyet arzediyor… Peşinen söyleyelim ki bu kötülüğün adı ahmaklaştırma yoluyla idrakleri iğdiş ederek Anadolu ahalisini mankurtlaştırmak sûretiyle teslimiyetini sağlamaktır. Hem de düşmana karşı koyuyorum zannıyla…

Emperyalizmanın içinde olup da böyle, şevkle desteklediği, desteklemekten de öte bizzat içerisinde olarak yönlendirdiği bir şeyin bize hayrı olabilir mi?

Hani, işlerine geldiği yerde Abdülhamid Han diyorlar ya… İşte, o Ulu Hakan Abdülhamid Han ki, bir şey yapacağı zaman emperyalistlerin elçisine sorar, o ne derse tersini yaparmış.

Bugün, Türkiye ve bölge valisi gibi hareket eden ABD elçisi Tom Barrack’ın açıklamaları ve süreci bilfiil yönlendirmesi ortada. Tom Barrack, egemen bir devlet nezdinde görev yapan yabancı bir diplomat gibi değil de sömürgeyi yöneten, koordine eden, kuklaları oynatan bir sömürge valisi, politik bir figür olarak arzı endam ederken, güya yerli ve millî egemen iktidarın gıkı çıkmıyor, çıkamıyor. Şimdi, başında Tom Barrack olduğu bu sürecin, Türk milletinin ve Kürt milleti ile bölgedeki diğer halkların menfaati için olduğunu kim iddia edilebilir? Elbette ki Tom Barrack’ın bağlı olduğu emperyalist merkezlere bağlı olan işbirlikçiler.

Süreçte yabancıların parmağı yokmuş da iş tamamen millî unsurlarca yönetiliyormuş. Tom Barrack mı yerli ve millî unsur? Tom Barrack Amerikanın yerli ve millî unsuru iken, onun içinde olduğu süreç hakkında yabancı yok demek, Amerikalılaştığını itiraf mânâsına gelir. Orada yabancı Türktür, Kürttür, Araptır vs…

Hem millî unsur ne demek? İşbirlikçiliği benimsemiş olmanın yanında insan ve toplum meselelerini Batı sistemi içinde kalarak, o sisteme hizmet ederek çözmeye kalkmak mı millîlik oluyor? Batılı argümanların önüne ya da arkasına hadis ve âyet ekleyerek mi yerli ve millî olunuyor?

“Libya’da NATO’nun ne işi var!” dedikten sonra, “Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya girmelidir.” diye yerli ve millî diskur çekerek Libya’nın NATO işgâline açılmasına onay vermek mi yerli ve millîlik?

Suriye’yi, İsrail ve Batı menfaatine olacak şekilde karıştırdıktan sonra, yerlerinden yurtlarından olmalarına sebep oldukları Suriyelilerin çaresiz biçimde Türkiye’ye akın etmesi karşısında, “bunlar muhacir, biz ensar” deyince mi İslâmî ya da millî olunuyor.

NATO işbirlikçiliği ile bölgede taşeron olmak mı?

Afganistan, Irak, Somali, Mısır…

Tek tek saymaya gerek yok…

Sadece Mısır’ı örnek verelim… Arap Baharı sürecinde, Batı (AB-D ve İsrail), BOP’u gerçekleştirmek adına “Türkiye’yi İslâm dünyasına örnek yapacağız” diyerek İslâm dünyasındaki zulüm idarelerine karşı oluşan tepkiyi kışkırtıp kendi menfaatine olarak yönlendirmeye kalkmış ve millete de, “bu zulüm idareleri gidecek yerine de demokratik idareler gelecek, AKP ve Erdoğan da buralara örnek olacak” hikâyeleri anlatılıyordu. AKP’nin örnek yapılması o kadar açıktı ki, Arap ülkelerinde, adı “Adalet ve Kalkınma” olan partiler bile kurulmuştu. AKP, Batı’nın yol vermesi ile, Mısır’a (İhvan’a), “Arkanızda biz varız, ne yapacağınızı da size gösteririrz” diyerek İhvan’ı gaza getirip iktidara gelmesini sağladıktan sonra neler oldu malûm… O zaman, “iktidara gelmek ancak yapılması gerekenleri yapma şartlarına haizken kabûl edilecek bir durumdur. Tıpkı Üstad’ın, zamanında Erbakan’a, “bu şartlarda iktidara gelmeyin!” ihtarındaki mânâ gibi, “Bu şartlarda İhvan’ın iktidara gelmesi, İslâmî hareketi altından kalkılamaz bir yüke sokar!” ihtarımızı dinlemeyerek iktidara yürüdüler. Sonrasında İhvan iktidarda ne yapacağını şaşırmış durumda yalpalarken, ne yapılması gerektiğini söylemesi için ağzının içine bakılan ve dört gözle beklenen Erdoğan Mısır’a gitti ve “Ben Mısır’ın da laik bir anayasaya sahip olmasını tavsiye ediyorum. Çünkü laiklik din düşmanlığı değildir. Laiklikten korkmayın!” demedi mi? İhvan, Erdoğan’ın bu sözlerinin şokuyla adeta abonde oldu ve sonrasında yaşanan darbe ile devrildi… Onları iktidara teşvik ederken “arkanızda biz varız” diyenlerin parmakları, onlar devrilirken kıpırdadı mı? Ancak bol bol kınama ve Rabia hamaseti. Netice ortada. Sövüp saydıkları Sisi ile kardeş kardeş tavırlar. (Sisi ile görüşülmesin de demiyoruz. Hatta geç bile kalındı. Ta o zaman görüşülseydi, İhvan’dan bu kadar zayiat verilmesinin de önüne geçilebilirdi. Bizi takip edenler, Sisi ile görüşülmesi gerektiğini en baştan beri savunduğumuzu da bilirler. Biz o zaman Sisi ile görüşülsün dediğimizde bize demediklerini bırakmayanlar, ya utanamdan olanları destekliyorlar ya da dillerini yutmuşçasına duruyorlar. Bu konuda söylenecek daha çok şey var da yeri burası değil…)

Batı politikalarına uyarken bunları İslâmî hassasiyetten kaynaklanıyormuş gibi gösterme hokkabazlığı ile milleti ahmak yerine koy, ahmaklaştır… Ahmaklaştır ki millet bu ihanet ve işbirlikçiliği idrak edemeyip itiraz edemesin. Yani suçları sadece işbirlikçilik değil, esas olarak milleti almaklaştırıp idrakleri iğdiş etmek… İdrakleri iğdiş etme suçunun niteliği işbirlikçilikten çok daha ağır. İdrakleri iğdiş edilmemiş bir millet, yani ahmaklaştırılarak anlayışı köreltilememiş, dostunu ve düşmanını açık ve net bir şekilde ayırabilen ve böylece mankurtlaştırılamayacak olan bir millet, işbirlikçileri de elbette tanır ve onun vereceği zararlara karşı kendini koruyabilir. Bir kez tuzağa düşse bile düştüğü yerden kalkmasını bilir. Ama ahmaklaştırılan, idrakleri iğdiş edilen birisi ya da bir millet mankurtlaştırılabilir. Mankurt malûm; düşmanını efendi edinir. İdraki kaybolduğundan, iğdiş edildiğinden, düşmanını düşman olarak görmez ve ona itaat edecek hâle gelir. Hem de düşmanına karşı geliyorum zannederek bile yapabilir bunu. Düşmanı fikirde değil de şekilde tanıma… Fil avcılarının yaptığı gibi. Kazılan çukura düşen fili sabah siyah giyimli adam döver, akşam beyaz giyimli yemek verir ve bu böyle kırk gün devam eder. Kırk günün sonunda, fil, beyaz giyimli adama minnet ve şükran içinde, ona hizmet etmeye başlar…

AKP’nin dili Abdülhamid söylerken, işi İttihat ve Terakkî… Gerçek bir İslâmî hamle, sistem çapında bir anlayışla mümkün olabilir. Sistem çapında bir anlayışla eşya ve hadiselere çözüm üretilebilir. Öbür türlüsü, niyetin İslâmî olduğu iddia edilse de netice öyle olmaz. Biz niyetleri değil, pratikte yaşanaları, şartların objektif tahlilini göz önüne almakla mükellefiz.

Sistem çapında çözüm teklif edememekle malûl olduğu hâlde, insan ve toplum meselelerini çözme iddiasıyla ortaya çıkanın hâli, hastanede hademelik yaparken köyüne gittiğinde doktorluk taslayan adam gibidir.

Ne Abdülhamid Han’ı doğru düzgün anlayabilmiş ne de insan ve toplum meselelerinin ancak sistem çapında çözülebileceğini… Ama Büyük Doğu’ya hademelik yaparken bazı şeyleri duymuş ve ezberlemişler… Büyük Doğu pohpohçuluğu ile ezbere duyduklarını tekrarlayarak kendilerini pazarlamasını çok iyi biliyorlar. Üstad hastalığın sebebi olarak CHP’yi gösterir ve “hastane bizde olmalı ki, tedavi edelim” derken bunlar, “biz Üstad’ın yolundayız, hastanenin başına geçmeliyiz” diyerek hastanenin başına geçtiler mi, evet geçtiler. Hastane bunlarda ama tedavi nerede? Hasta ellerinin altında can çekişiyor, bunlar hastayı tedavi edecekleri yerde, hâlâ, “hastalığın sebebi CHP” diyerek doktorluk taslamaya devam etmekteler.. Yerli ve millî diyerek öyle olunacağı vehmi ile âlâda görünmeye çalışıyorlar… O kadar “yeri ve millî”ler (!) ve dolayısıyla emperyalistlerin de o düşmanlıklarını (!) celbediciler ki, en büyük destekçileri Tom Barrack… Mikrobu yayan adam, tedavi için sterilazasyonun en çok gerektiği yerde, en mahrem alanlarda görüneviriyor. Ve bütün bunlar, Türk milletini ahmaklaştırmak, mankurtlaştırmak için yerlilik ve millîlik olarak pazarlanıyor.

İnsan ve toplum meselelerinde çözümün sistem şuurundan geçtiğinden insanları uzaklaştırıcı her hamle adamına göre, ahmaklık, bilgisizlik ya da ihanettir. Suriye’yi kırtardık derken, Suriye’yi emperyalizmanın sömürüsüne açan ve emperyalist sömürü için yapılan yatırımları da Suriye’nin gelişmesi olarak sunan anlayış…

Kendisi için olurken, bunun dışa tamimi şeklinde ne olduğunu ve ne olduracağın bilerek yapılan fetihle, emperyalizmanın bölgesel plânları dahilinde rol alırken, bunu da bölgesel güç olduk diye sevinerek anlatan, emperyalizmanın verdiği rol gereği yayılmayı da fetih oalrak pazarlayan, insan ve toplum meselelerine sistem çapında çözüm yerine, gelişmeyi Batı sistemi içinde yapılan kapitalist yatırımlarda gören anlayış. Dili Abdülhamid derken, al sana bal gibi İttihat ve Terakkî…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin