KİMSENİN BİLMEDİĞİ BAE SIRRI
Süleyman Elfahd
Cemal Reyyan, Filistin asıllı ünlü bir gazeteci ve Arap dünyasının en tanınmış haber spikerlerinden biridir. Özellikle Katar merkezli Al Jazeera kanalının ilk ekran yüzü ve ilk spikeri olmasıyla tanınır.
Bu, merhum gazeteci Cemal Reyyan tarafından 2021 yılında yazılmış, BAE adı verilen bilinmeyen bir sır hakkında bir istihbarat raporudur.
BAE gibi küçük bir alana (75.000 km²’den fazla değil) ve henüz 800.000’i aşmamış yerli nüfusa sahip bir ülkenin nasıl bu kadar hızlı bir gelişme gösterdiğini kimse bilmiyor!
BAE’nin siyasî bir tarihi, kurtuluş hareketleri ve kültürel veya entelektüel kurumları yok. Şeyh Zayed sadece Yasin Suresi’ni okuyarak, bir gecede inşaat ve kalkınmayla dolup taşmasını ve Batı Asya’nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip olmasını mı sağladı?!
Gerçek şu ki, “BAE projesinin” arkasında Yahudiler var. Batı’daki zengin Yahudiler, siyasî ve diğer nedenlerle “ana” devletle muhatap olmaya gerek kalmadan malî çıkarlarını ve ticareti yönetmek için Orta Doğu’da bir Yahudi yerleşimi kurma fikrini ortaya attılar.
Kuruluş yılı olan 1971’den bu yana, Batı, BAE’nin önce altı, sonra yedi emirliğe bölünmesini sağladı; her birinin kendi emiri, ordusu, polisi, güvenlik güçleri vb. vardı. Bu arada, Abu Dabi Emirliği toplam alanın dörtte üçünden fazlasını işgal ederek, birleşik bir devletin oluşmasını engellemeyi kolaylaştırdı.
Resmi istatistiklere göre BAE nüfusunun 750.000 olduğunu kabul etsek bile BAE’de yaşayan ve (200) milliyetten ve (150) etnik kökenden oluşan (9) milyon yabancının sayısı göz önüne alındığında, bu neye denk geliyor?!
Tüm nüfus istihbarat, güvenlik ve askeri bir aygıta dönüştürülse bile, ülkelerini koruyamazlardı!
Birleşik Arap Emirlikleri’nin şaşırtıcı yanı, içeri girdiğinizde, titiz sistemleri, profesyonel hizmeti, yüksek disiplin seviyesi ve zarif, temiz sokaklarıyla bir Avrupa ülkesine veya gelişmiş Asya ülkelerinden birine adım atmış gibi hissetmenizdir. Yine de, yerli bir Emirlik vatandaşı bulmak zordur; havaalanından konaklamaya kadar tüm işlemler yabancılar tarafından yürütülmektedir.
Çeşitli ülkelerden Araplar var ve kapasite ve hizmet bakımından dünyanın en büyük havaalanlarıyla yarışan havaalanlarından geçen uçuş sayısı ve limanlarındaki gemi ve tekne sayısı neredeyse hayal edilemez!
Bu basit düşünceli, sınırlı hırslara sahip Emirlik vatandaşları göz önüne alındığında bu karmaşık makineyi kim yönetiyor diye sormak gerekmekte.
Birleşik Arap Emirlikleri genel olarak ve özellikle Abu Dabi, dünyadaki en yüksek zengin nüfus oranına sahip olup, tahmini 75.000 milyoner bulunmaktadır ve bunların arasında en büyük yüzdeyi zengin Yahudiler oluşturmaktadır.
Bu, bu büyük finansal rezerv için güvenli bir ortam sağlamak anlamına gelir.
Bu nedenle, Muhammed bin Zayed’i İsrail’e yönlendiren kişinin Yahudi milyoner Haim Saban olması şaşırtıcı değildir.
Birleşik Arap Emirlikleri sadece gökdelenler, şık sokaklar, hareketli ticaret ve şimdi de fabrikalar ve atölyelerden ibaret değildir.
Aksine, insanlığa karşı komplo kurmak için bir yerleşim yeridir.
Önemli soru: Birleşik Arap Emirlikleri neden silâh harcamalarında beşinci en büyük ülke olmak zorunda?
Ordusu nerede?
Ve hangi sınırları savunuyor?
Cevap: Tüm bu silâhlar, anlaşmaları kamuoyuna açıklanmış olsun ya da olmasın, bölgedeki ülkelere karşı komplo kurmak için kullanılıyor. Bölgede bu silâhların hedef almadığı hiçbir Arap veya İslâm ülkesi yok. Birleşik Arap Emirlikleri, ekonomik, siyasî veya güvenlik projelerine girişerek kendi çevresinde kaos yaratıyor.
Soru şu: El Zayed ailesi, tüm bu karmaşık sorunları yönetmek için gerekli zekaya sahip mi?
Birleşik Arap Emirlikleri şeyhlerinin, binlerce kilometre uzaktaki ülkelerin işlerine bu kadar geniş çaplı müdahalede bulunmaları kendi çıkarlarına mı?
Soru şu: Sermaye sahipleri bu Bedevî figürleri ve onların vekillerini kukla olrak kullanmak yerine doğrudan Birleşik Arap Emirlikleri’ni neden yönetmiyorlar?
Kaynak:










