SOYKIRIMCI TERÖR ÖRGÜTÜ NATO ÜLKEMİZDEN DEFOL!

NATO’nun “Çok Uluslu Kolordu Türkiye” (MNC-TÜR) Tuzağı

Adnan DEMİR

(Fotoğraf açıklaması: Adnan Demir ve dava arkadaşlarının daha önce düzenlediği “NATO Anadolu’dan Defol” basın açıklamasından bir kare. Pankartta “Soykırımcı-İşgalci-Haçlı Kuzey Atlantik Terör Örgütü NATO – ANADOLUDAN DEFOL!!!” yazıyor.)

Dünya, Mart 2026 itibarıyla tarihî bir kırılma yaşıyor. ABD-İsrail ile İran arasında süren sıcak savaş, füze saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve küresel enerji güvenliğindeki sarsıntı, tek kutuplu Amerikan düzeninin fiilen çöktüğünü tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Eski ittifaklar çatırdıyor, yeni çok kutuplu dengeler hızla şekilleniyor.

Bu kritik dönüşümde ‘Türk milletinin stratejik çıkarı’, Batı savunma paktına daha fazla zincirlenmek değil; ‘Rusya, Çin ve İran’ gibi yükselen güç merkezleriyle stratejik savunma dahil samimi, sıcak ve derin ilişkiler kurmaktan geçiyor. Coğrafyamız, tarihimiz ve gücümüz doğu ile kucaklaşmayı zorunlu kılıyor.

Tam bu eşikte AKP iktidarı sessiz sedasız ama kararlı bir ihanet adımı atıyor: ‘Çok Uluslu Kolordu Türkiye (MNC-TÜR)’.

Milli Savunma Bakanlığı 26 Mart 2026’da gerçeği itiraf etti. 2023 yılında bakanlık emriyle başlatılan çalışma, 2024’te NATO’ya niyet beyanıyla resmileşti. “6. Kolordu Komutanlığı” (Adana – İncirlik Üssü’ne sadece birkaç kilometre mesafede) bu yapıya görevlendirildi, millî kadrolara atamalar yapıldı. “Türk generali komutasında” dense de asıl hedef açıktır: Karargâh, yabancı subaylar, NATO prosedürleri ve ittifak standartlarıyla “çok uluslu” bir yapıya dönüştürülecek. Temeller atılmış, arma bile tasarlanmış ve kamuoyundan uzun süre saklanmıştı.

Bu adım “caydırıcılık” ve “Güneydoğu Bölgesel Plânı” diye pazarlanıyor. Ama gerçek çok farklıdır.

Gerçekte Ne Oluyor?

Türkiye zaten İzmir’de ‘LANDCOM’ ve İstanbul’da ‘NRDC-T’ ile NATO’nun önemli karargâhlarına ev sahipliği yapıyor. İkinci büyük orduya sahip bir ülke için yeni bir kolordu seviyesinde NATO yapısı, güçlendirme değil, ‘daha derin entegrasyon’ ve egemenlik erozyonudur. Özellikle 6. Kolordu’nun seçilmesi tesadüf değildir: Suriye sınırı, İncirlik Üssü ve Güneydoğu’nun stratejik konumu, Türkiye’yi olası her çatışmada ‘ön cephe’ haline getirecektir.

ABD-İsrail-İran savaşı devam ederken atılan bu adım, Türkiye’yi tam da doğu ile kucaklaşma fırsatı doğduğu ânda “Batı’nın ileri karakolu” konumuna itmektedir. Rusya ile Karadeniz dengesi, Çin ile ekonomik ve teknolojik işbirliği, İran ile komşuluk ve terörle ortak mücadele varken, yeni bir NATO katmanı bu tarihî fırsatları doğrudan baltalamaktadır.

İktidarın Gerçek Motivasyonu

AKP iktidarı bir yandan “İslam coğrafyasının lideri-abisi”, “ümmetin sesi”, “yerli ve millî” söylemleriyle halkı oyalarken, diğer yandan halktaki ve özellikle ‘Türk ordusundaki’ güçlü anti-Amerikancı, milliyetçi ve bağımsızlıkçı refleksi çok iyi görmektedir. Çözüm süreci ihanetinin orduda yarattığı derin öfkeyi, ordu-millet buluşması potansiyelini bilmektedir. İktidarı kaybetme korkusuyla, ‘Türk ordusunu dışarıdan bir fren mekanizması’ ile zapturapt altına alma ihtiyacı duymaktadır.

“Türk generali komutasında” lafı sadece kamuoyunu uyutmak için kullanılan ucuz bir perdedir. Gerçekte çok uluslu personel ve NATO prosedürleri devreye girdiğinde, olası herhangi bir millî duruş –Suriye’de bağımsız hamle, Doğu Akdeniz’de egemenlik vurgusu veya doğu yönünde stratejik adım– baştan sulandırılacak, frenlenecek veya engellenecektir.

Tarih tekerrür ediyor: Johnson Mektubu, 1974 ambargosu, S-400 krizi… NATO Türkiye’yi hiçbir zaman korumamış, tam tersine yalnız bırakmış ve frenlemiştir.

Bu yapı, devlete çöreklenmiş ‘Epstein zihniyetli’ Amerika-İsrail bağlantılı anlayışın somut bir ürünüdür. Bu, ‘Türk milletine açık bir düşmanlıktır’. Tam doğu ile kucaklaşma ve çok kutuplu dünyada güçlü, özerk bir Türkiye fırsatı varken, milleti gereksiz ve ağır bir riske atmakta, egemenliği eritmekte ve istikbâlini karartmaktadır.

Uyarı Vakti Gelmiştir

Kamuoyuna:

Bu süreç hâlâ durdurulabilir. Meclis’teki soru önergeleri yeterli değildir. Türk milleti, ordusu ve aydınları bu oyunu çok iyi bilmektedir. Sessiz kalmak, yarın Türkiye’yi “NATO’nun güney cephesindeki ileri üssü” haline gelmiş görmek demektir.

Bu işe kalkışanlara:

Türk ordusunu dışarıdan kilitlemeye çalışmak, milletin bağımsızlığını, onurunu ve istikbalini hiçe saymaktır. Tarih, böyle adımları atanları asla affetmemiştir ve affetmeyecektir.

Türk milleti uyanıktır. Bağımsızlık refleksi hâlâ canlıdır. Bu “hain yapı”ya geçit verilmeyecektir.

Türk milletinin çıkarı bellidir: Doğu ile kucaklaşmak, egemenliğini korumak ve yeni çok kutuplu dünyada kendi yolunu çizmek.

NATO ve Nato’cular bizim baş düşmanımızdır.

Ülkemizden ve bölgemizden NATO ve Nato’cular kovulmadan ne Anadolu, ne bölgemiz, ne de İslâm coğrafyası ve İslâm milleti huzur bulmayacaktır.

Bugün NATO ve Nato’cuları kovmanın tam zamanıdır.

İran’dan Anadolu’ya uzatılan Zülfikâr’ı aldık, kabul ettik.

Tüm deccalist ve süfyanistlerin boynu Zülfikâr’ın ucundadır.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin