EKONOMİ YÖNETİMİ HALKI BORÇLANDIRIRKEN ÜRETİCİYİ İFLASA SÜRÜKLÜYOR
Gökhan Altunsoy
Nasıl’ını anlatayım da zekası çomar seviyesini aşamayanlar hoplayıp zıplayamasın.
Bizdeki bankaların karlarında patlama yaşanıyor. Bakın bedeli nedir?
Faiz indirim sürecine başlandığı zamandan bu yana mevduat faizi ile tüketici kredisi arasındaki makas 9 puandan 12 puana çıkarken, mevduat faizi ile ticari kredi arasındaki makas ise 4 puandan 6.5 puana çıktı. Şu anda ortalamada tüketici kredisi faizi %57 iken ticari kredi faizi %50… Bir husus daha var elbette: Merkez bankası bankaların kredi genişlemesini sınırlandırıyor. Bankalar da doğal olarak üreticiye değil, tüketiciye kredi veriyor; çünkü daha karlı…
Şimdi düşünün: Reel sektör alacaklarının vadesinde yaşadığı tahsilat zorlukları, sürekli artan hammadde fiyatları karşısında şiddetlenen işletme sermayesi ihtiyacı, düşen üretim miktarı ve karlılıklardan dolayı öz sermaye/borç rasyosunun bozulması, artan resmi ve gayriresmi vergi ve çeşitli cezalara maruz kalınması gibi sebeblerle bankaların karşısında kredi talebi ile diz çökmüşken, merkez bankamızla bankalar elele vermişler, üretici ve esnafın gırtlağını sıkıyorlar. Nitekim, 10 yıllık ortalamaya baktığımızda, sanayi sektörünün toplam milli gelir içindeki payı %25 iken, gelinen noktada bu oran %15′ e düştü… Kayıp %40…
Ne demiştik vaktiyle?
Mehmet Şimşek; nam-ı diğer İngiliz Mehmet JP Morgan’ın; yani faiz lobisinin adamıdır. Temel görevi de finansal istikrarı sağlamaktır. Yani aman bankalara bir şey olmasın, kur aniden artmasın, Türkiye Hazinesi iflas edip temerrüde düşmesin, hükümetin harcamak istediği para BİR ŞEKİLDE toplanabilsin…
Aziz ve muhterem cemaat! Ben sanayi sektörünün içindeyim. Farklı branşlarda imalat yapan çok sayıda işadamı ile oturup kalkıyorum. Size söylemiş olayım, tarih de kaydımızı tutsun: Türkiye zorluklarla kurduğu üretim kaslarını eritiyor. Tarımdaki çöküşün bir benzerini sanayimize yaşatıyorlar. Bizim sanayimizin %98’i KOBİ’dir; yani küçük ve orta boy işletme… Bunlar bir defa iflas ettiğinde şartlar düzelse bile tekrar üretime başlayamazlar. Bakınız, ayakkabı ve tekstil sektöründe üretim makineleri kilo ile hurdacılara satılıyor. Ambalaj sektörü, sektörde faaliyet gösteren ve birkaç yıl üstüste zarar etse bile bunu tolere edebilen 10 kadar firmayı saymazsak, korkunç derecede eriyor. Makinelerini satmak isteyen çok fakat makinelerin talibi yok. Hayvancılık can çekişiyor.
Bundan nasıl kurtuluruz peki?
Aklıma gelen çözüm önerisi şu: Kafası çalışan mühendislerimiz MUHAKKAK BAYRAKTAR bünyesinde bir İHA tasarlasın: Bu ihanın karnı bağırsağı temel ihtiyaç maddeleri ile doldurulup halkın balkonlarına kondurulsun. Naptık şimdi? Nakliye ve kargo maliyetinden kurtulduk. Halkımız içini boşaltıp afiyetle karnını doyursun. Sonra bu ihalar, okul çocuklarını okula taşısın. Ailenin sırtından servis ücreti de kalkmış olur. Ev kadınları çarşı pazara giderken bunu kullansın. Ulaşım giderleri düşerken, heryere pusu kurmuş ve ceza yazmaya bahane arayan (yasalar ve emirler çerçevesinde elbette) güvenlik güçlerinin cezalarından da kurtulmuş olurlar. Şimdi bu İHA ların illa ki ekonomik bir ömrü vardır. Bunların gövdelerini 300 derecede eriyecek biçimde şekerle sertleştirilmiş çikolatadan yaparlarsa, hanımlar bunları fırında eritip doğum günü pastasına çevirebilir ve küçük çocuklarını mutlu edebilirler. Ancak şöyle bir şart da olmalı: Erimeyen bir mikro çip bulunmalı ve ailenin bu kutlama sırasında yerli ve milli hükümetimizin de icraatlarını zikredip en sonunda da Allah’tan onları başımızdan eksik etmemesine yönelik dua etmeliler. Bu duayı etmeyenlere, yahut duayı duyup da amin demeyenlere, sürpriz hediyeler içeren yeni İHA gönderilsin. Ki nankörlükle kadirşinaslık arasında bir fark olsun. Çünkü millet olarak varlığımızın devamını bu hükümete borçluyuz.










