MADENCİLER KAZANMIŞ…

Yavuz USTA

Kazandıkları şey; hak ettikleri, zamanında ödenmeyen birikmiş aylık ücretlerini çalıştıkları maden şirketlerinden alamadıkları… Hükümetin gücüne, coplanma, gaz yeme, kemiklerinin kırılması pahasına…

2000 yılında buna benzer bir hadise yaşamıştım… Bir vakit hatıralarımda bahsettiğim -satranç oynarken iletişime geçtiğim sonra tövbekâr olup gayr-ı meşru işlerden el etek çeken, genç yaşta da vefaat eden- arkadaşım, işlerimin iyi gitmediğini fark edip, haberim olmadan -temsilciliği farklı şehirde bulunan- karayolları bakım ihalesini almış bir şirkete asgarî ücretli işci olarak beni kabul ettirmişti…

İlk özelleştirmelerin gündem olduğu yıllardı… Asgarî ücretim aylık 120.000 ve aynı işi beraber yaptığımız sendikalı işçilerin aylık kazancı 980.000 civarındaydı, memur statüsünde olan şefin aylık kazancı 650.000 civarında olduğu konuşulurdu… İlk cep telefonumu ve hâlâ kullandığım hat numaramı aldığım yıllardı… İlk iki aylığımızı düzenli ödedikten sonra maaşlarımızı aksatmaya başlayan şirkete tepki olarak arkadaşlara grev yaptırmıştım ve şirket sahibinin telefonla hışımla araması…

– “Sendika mı kurdun! Başkan mı oldun’da işi durdurttun! Senin yüzünden 3 kamyonun bir günlük yola çıkmama zararını, hepinizin aylığınızı toplasam, zararıma kessem karşılamaz akıllı olun be!”

Tehdidine:

– “Zarar etmeyi istemiyorsan düzenli maaşlarımızı ödersin!” cevabıma telefonu yüzüme kapatmış ve 15 günlük bir ücret göndermişti…

Sözleşmemizin bitmesine son 1 ay kalmış ve hâlâ içeride 3 aylık maaşlarımızı duruyordu ve Deli Yürek dizisinin Miroğlu’su TV’lerde izlenme rekoru kırıyordu… O dizinin fanatik izleyicisi işci bir arkadaş vardı; her hafta o diziyi izledikten sonra en az 10-15 km yürür, ancak Miroğlu modundan çıkabilirdi… Her gün işe giderdik fakat yatmayan maaşlarımıza dair hiç bir düşünce belirtmezdik. Bir de tam mesai bitimine 15 dk kala bir kamyon ziftlenmiş asfalt malzemesi getirilir, sendikalı meşhur Resul dayı küreğini seccadesinin önüne yatırır, ikindi namazına durur, sözde solcu sendikalı ekip başı magazin gazetesini açar, kendine gölgelik bulur ve bize yatmayan maaşlarla birlikte bir de 30-40 dk angarya işler yükletilirdi. Bu manzaralara isyan ede ede istenilmeyen tek asgarî ücretli işci olmayı başarmıştım… Resul dayıya, “namazı bahane ederek işten kaçıyor, haram kazanıyorsun!” dememle namaza karşıymışım algısı yapardı. Ekip başına, “emekçilere haksız angarya yüklüyor, çakma solcusun!” dememle zıt siyasî görüşte şutlanılması gereken İslâmcı kimlikli biri oluvermiştim… Fakat hiç kimse, “bu gençler 3 aydır maaş alamadıkları hâlde neden halâ işe gelme zorundalar, bunların hâli ne olacak?” demiyordu. Sendikalı işci statüsünde masa başı resmi yazışmalarla ilgilenen bir bayan vardı ve ona durumumuzu anlatıp bir yol yordam göstermesini istemiştim:

– “Ablası; sana bir dilekçe yazacağım, diğer arkadaşlar da isimlerini yazıp imzalarını atacaklar. Fakat bu şikâyet dilekçesini mahkemeye vermeyeceksin, sadece müteahhitin kulağına gitmesi lâzım… Şayet mahkemeye verirsen mahkemenin sonuçlanması 6 ay sürer ve hesabı dondurulan müteahhit sizlere de maaşlarınızı ödemez. Mahkeme kararı ile maaşlar ödenir; bu durum ne sizin ne de mütehatin işine gelmez, fakat müteaahit mahkemeye verileceğini öğrenirse işinizi uzatmadan sonuçlandırır…”

Müteahhitin muhbiri kamyon şöförünün yanında arkadaşları toplamış imzalarını attırıp:

– “Arkadaşlar, yatmayan maaşlarımız için ve sözleşmemizin bitmesine son 1 ay kalması nedeni ile müteahhiti mahkemeye vermekten başka seçeneğimiz kalmadı bilginiz olsun…”

O manzara; sıcak bir ramazan ayının ortalarında oruçlu hâldeyken, tadilat bekleyen çukurlu asfalt yolun kenarında ter kiri işci elbiselerimiz üzerimizde… Birden kamyon şöförü yanımızdan ayrıldı ve bir müddet sonra geldiğinde:

– “Patron sizi mekanına iftara davet ediyor, bu gün erken paydos edip yola çıkacağız.”

Bulunduğumuz kasaba ile patronun yaşadığı şehir otomobil ile 2-2,5 saat mesafede ve şu Deli Yürek dizisi fanatiği arkadaştan başka 7-8 işçiden hiç biri benimle gelmeyi kabul etmemişti. Sebep? Patron mafyaydı ve işin sonunda sopa yememizin ihtimali vardı…

Şehre gittiğimizde akşam ezanı okunmuştu ve büyük bir binanın bodrum katına inmiştik. Mafya babalarının o kasvetli, görkemli bürolarını andıran, deri koltuklu büyükçe masada oturan ve ardında 3-5 takım elbiseli el pençe korumaları bulunan patron son derece nazik şekilde kamyon şöförüne:

– “Ezan okundu! Sen arkadaşları lokantaya getir, iftarlarını açsınlar. Biz de siz gelinceye kadar hazırlığımızı yaparız..”

Bodrum kattan çıkarken Deli Yürek dizisi fanatiği arkadaş manzaradan fena etkilenmiş hâlde kulağıma fısıldamıştı:

– “Abi hazırlık diyor! Korumaları da toplamış; bu herif bize önce bakımını yapıp sonra güzelce burada dövüp de yollamasın? Plânın varmı?”

– “Belim dolu; öyle bişi olursa ardına bakmadan kaç…”

Bilebildiğimiz en nefis yemekleri sipariş etmiştik; tıka basa kendimize ziyafet çektirmiş ve hesaplaşma vuruşma modunda tekrar mafya bodrum katına girdiğimizde, masanın sağ köşesinde et, pirinç, sıvı yağ, sucuk, nohut-fasulye vs. 8-10 adet ramazan iftarlık yardım poşetleri, masanın sol köşesinde deste deste sayılıp zarflara konulan banknotlar ve mafya patronumuzun nazik sesi:

– “Arkadaş haklı! Kârımızı işçi ile paylaşıyor muyız ki zarar edince veya ödeme gecikince işçinin alınterine çökelim; tabiî ki hakkı olanı isteyecek… Size Ramazan iftarlıkları hazırladık ve önümüzdeki son aylığınızı da ekleyerek tüm maaşlarınızı zarflara koyduk, bir daha ihaleye girmeyeceğimden bu son görüşmemiz olur herhalde. Şöförüm sizleri evlerinize bırakacak, arkadaşlarınıza selâmlarımı iletin.”

Herkes maaşlarını, doğruları çekinmeden söylediği için sevilmeyen, istenilmeyen birinin vesilesi ile riske-zahmete girmeden almıştı…

Madenciler kazanmış…

Neyi?

Alınterlerinin karşılığını istemenin neticesinde coplarla ve itilip kakılmalarla karşılanmışlar, karşılığı lütfedilen maaşlarını, haklarını almayı başarabilmişler…

“Şu hayatta en çok hangi konularda yanıldın?” sorusuna cevabım, “yanılmadım, fakat bu kadarını da beklemiyordum” olurdu.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin