KUMARIN YASA DIŞI OLANI HARAM, YASAL OLANI HELÂL Mİ?
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Türkiye’de yasa dışı bahis ve sanal kumara karşı daha sert tedbirler için yeni bir yasal düzenleme hazırlığı yapılıyormuş.
Kim yapıyormuş?
Adalet Bakanlığı?
Adalet Bakanı’nın açıklamalarında, yasa dışı bahis ve sanal kumarın toplumsal ölçekte büyüyen bir sorun haline geldiği, mevcut kanunda eksiklikler bulunduğu ve cezaların düşük kaldığının tespit edildiği belirtilmiş. Bu nedenle yeni dönemde hem organizatörlere hem de sisteme dahil olanlara yönelik daha sert yaptırımların gündeme alınması hedefleniyormuş…
Toplumsal ölçekte büyüyen sorun, kumar değil de yasa dışı kumarmış…
Yasal olanda problem yok yani…
Çözüm olarak da cezalar artırılacakmış…
Kumar, haram paranın, toplumsal çürüme ve yozlaşmanın arttığı yerde artar. Yasak, toplumsal çürüme ve yozlaşmanın ortadan kaldırılması ile birlikte işe yarar. Yaşanmaya değer hayatın inşası ile birlikte. Yaşanmaya değer hayatı inşa edemedikten sonra, kumarın da önüne geçemeyince, yasa dışı olanı engellemeye çalışarak iş yapıyor görünmek…
Bu adalet Bakanlığı kimin?
CHP’nin mi?
Laiklerin mi?
Kemalistlerin mi?
Niye sorduk?
Hani ülkede yanlış giden işlerde hemen lâikler, Kemalistler suçlanıyor ya, iktidarda onlar varmış gibi…
Yani, tarihî olarak mesuliyetleri gözardı edilemez de, AKP zaten onlara karşı duyulan memnuniyetsizlikten dolayı, milletin, “bunlar müslüman, onların yaptığı yanlışları bunlar yapmaz, bunlar Allah’tan korkar!” zannıyla iktdara gelmedi mi? Yani millet onları iktidardan etti ve AKP’yi iktidara getirdi. İktidar, şikâyet değil, icra makamı değil mi? İşleri düzeltemeyince, “ben bu işi yapamıyorum” demek yerine, suçu kendinden öncekilere yükle…
Yükle de nereye kadar?
İnsan ve toplum meselelerini çözebilmenin ilk şartı, bu meseleleri bir bütün olarak ele alacak sistem şartıdır. Meseleler sistem çapı-haysiyetine sahip bir bütün içinde ele alınmıyorsa, orada zaten rastgelecilik vardır demektir; sistem, meselelerin çözümünde usûl şartıdır. İşin esası, sistemin ideolojik olarak neye tekabül etmesi gerektiği ayrı dava.
Bizim açımızdan, yani bizim esaslarımız açısından bu yasa dışı kumar bahsi ise aşağıdaki hadis çerçevesinde:
Adiy b. Hâtim -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in, «(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem Oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hak ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları herşeyden uzaktır. (Tevbe Suresi: 31)» mealindeki âyeti okuduğunu duyunca “Biz onlara ibadet etmezdik.” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onlar, Allah’ın helâl kıldıklarını haram sayınca siz de haram saymıyor musunuz? Yine onlar, Allah’ın haram kıldıklarını helâl sayınca siz de helâl saymıyor musunuz?» diye sorunca: “Evet!” dedim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «İşte bu da onların ibadetidir.» buyurdu.
Yahudi ve Hıristiyan sapma, helâli haram, haramı helâl kılarak oldu. Helâli haram, haramı helâl kılanlara uyarak… Bu, onları rab edinmek demek…
Başyücelik Devleti’nde kumarın her türlüsü yasak…
Yasa dışı kumar, yasal kumar diye bir ayrım söz konusu o-la-maz.
Sahte rabler, putlardır.
Putçuluk böyle başlar.










