MÜSLÜMANLIK GÖMLEĞİNİ DE ÇIKARMAK
Hasan KARADEMİR
AKP iktidarı, Türkiye’nin siyasi tarihinde “Ilımlı İslâm” adı altında dış güçler tarafından biçilmiş bir “don” ve “gömlek” ile sahneye çıkmıştır. Bu yapı, özünde Anadolu’nun bin yıllık Müslümanlık geleneğinden kopuk, Batı merkezli düşünce kuruluşlarının (think-tank) laboratuvarlarında üretilmiş bir projedir. Bu siyasetin temel karakteri, “sûreten hak” görünüp muhteva olarak emperyalist emellere hizmet eden bir Süfyanist rejim teşkil etmesidir.
Bu siyasal anlayış, dini, bir inanç ve ahlâk sistemi olmaktan çıkarıp, iktidarı korumak ve halkı uyutmak için kullanılan bir pazarlama aracına dönüştürmüştür. “İmânsızlık” suçlaması, onların bireysel ibadetlerine değil, eylemlerindeki ilâhî adaletten, merhametten ve dürüstlükten yoksunluğa yöneliktir. Bu kadrolar, yetim hakkı ve yolsuzluklar karşısında dinî bir sessizlik perdesi çekmiş, hırsızlığı “sünnet parası” gibi kılıflarla meşrulaştırmaya çalışmışlardır. İslâmî değerleri sadece oy avcılığı için kullanırken, iktidara geldiklerinde Batı’nın vahşi liberalizmine ve tüketim çılgınlığına secde etmişlerdir. Kendilerine “servet yapan bir Tanrı” uydurmuşlar; bu Tanrı sadece onların ihalelerini, villalarını ve lüks ciplerini kutsayan, yoksulu ise “nefsani arzularla” suçlayan bir otorite figürü haline gelmiştir.
“Ilımlı İslâm” projesinin en karanlık yüzü, Ortadoğu’da akıtılan Müslüman kanındaki ortaklığıdır. AKP iktidarı, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında Amerika ve İsrail ile stratejik ortaklık kurarak Afganistan, Mısır, Libya, Irak ve Suriye’de milyonlarca Müslümanın katledilmesine zemin hazırlamıştır. Düne kadar “Hac yolu” olan güzergâhlar, bugün Amerikan savaş gemilerinin ve ciğer yiyen İsrail-ABD sıçanlarının lojistik hattı haline getirilmiştir. Müslüman olduğunu iddia eden bu iktidar, 1,5 milyon Müslüman öldürülürken katillere destek olurken, bu vahşeti “siyasî bir maliyet” olarak gören yazar etiketli trolleri de beslemiştir. Dış politikada sergilenen bu “müstemleke valisi” tavrı, Türkiye’nin onurunu ve bağımsızlığını Batılı efendilerin kucağına itmiştir.
Bugün gelinen noktada AKP, Türkiye’yi bir “epilepsi nöbetine” sokmuştur; duygu odaları kapatılmış, merhamet ve ahlâk beton dökülerek gömülmüştür. Kendi halkına “ayaklar baş olursa kıyamet kopar” diyen, hakkını isteyen işçiyi polise coplatıp gaz sıktıran bu zihniyet, hakkın ve haklının değil zenginlerin ve kendi seçilmişlerinini dahil olduğu 3000 aile rejimini temsil etmektedir. “Ilımlı ve İmânsız İslâmcılık”, Türkiye’nin tepesine çökmüş bir leş kargası gibi, ülkenin madenlerini, derelerini, onurunu ve geleceğini tüketmektedir. Bu siyasetin defteri, tarihin vicdanında çoktan kapanmıştır.
AKP iktidarı, bir yandan “Filistin davası” ve “ümmet liderliği” retoriği yaparken, diğer yandan İsrail ve ABD’nin güvenliğine hizmet eden Kürecik ve İncirlik gibi üstleri açık tutmaktadır. İsrail’e kalkan olan radar üslerinin Türkiye’de olmasını, iktidarın “Süfyanist” (Müslümanların içinden çıkan Deccal işbirlikçisi) karakterinin bir yansımasıdır. İsrail katliamlarını Türkiye’den akan petrol sayesinde yapmaya devam etmektedir. İsrail’e gerçekten karşı olsalar, ilk önce bu vanaları kapatmaları gerekirdi.










