RUHSUZ SÖZ KÂR ETMEZ
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Kötülüklere mani olabilmek için sözün doğru olması tek başına yetmez… Sözün kâr etmesi için ruhu olması gerekir. O ruh da söyleyenin ve söylenenin makamına göre olup olmadığında kendini ele verir.
Bugün AKP ve Erdoğan’ın girdiği yanlış yolu artık görmeyen kaldı mı?
Yıllarca millete, “Biz gidersek CHP gelir, aman ha!” diye korku verdiler… Yıllardır yaptıkları yanlışlarla milleti o kadar bezdirdiler ki neticede milleti kendilerinden kurtulmak için çareyi CHP’de aramaya mecbur bırakıyorlar. Bugün artık iktidara CHP’nin gelmesi diye bir mevzu bahisse, bunun esas sebebi AKP’nin yanlış üzerine yanlış yapmaktaki ısrarından başka bir şey değildir.
Bu yanlışların baş mesûlü de elbette ki Erdoğandır.
Şimdilerde yapılan yanlışlara karşı itiraz sesleri yükselir gibi oluyor ama bu sözde hakkı söyleyenlerin söylediklerinde ruh yok.
Zira sözleri muhatabını iğnelemeye yetmez derecede düşük tonda kalıyor.
Ortalık gümbür gümbür yıkılırken, bunlar, normal sesle konuşarak hakkı söyleme taklidi yapmaktan öteye gitmiyorlar.
Bunlar da yarın AKP iktidardan gittiğinde, “biz söylemiştik” diyebilecekler…
İslâm’ın bizzat sözde müslümanlık adına ayaklar adına alındığı ve AKP’nin yaptığı yanlışların tamamının İslâm’a mâledildiği bir vasatta, AKP’ye güya hak sözü söyleyen bu entellektüel, âlim, kanaat önderi şu-bu takımı, yıllardır verdikleri en gür sesli desteğin yanında kısık seslerle karşı çıkıyor gibi yapmakla AKP’nin suçlarının karşısında duran değil, en büyük suç ortaklarıdır.
Bakın, Abdurrahman Dilipak ne demiş:
“Siyasette kemik erimesi var… Kan kaybı var… Kas kaybı var… Güven kaybı var… Herkesin gözü dışarıda / ötekilerde olup-bitende olunca kendi evlerinde yaşanan çöküşü görmüyor ya da görmek istemiyor… Liderlerin karizması çöktü. Ekonomik kriz, artan vergiler ve cezalar, adaletsizlik ve ailelerin dağılmasına sebep olan süreç toplumda politik aidiyet duygusunun sorgulanmasına sebep oldu. ‘Uçuyoruz’ diye algı yönetimi de işe yaramıyor artık. Batıyoruz, çöküyoruz endişesi dalga dalga yayılıyor…”
Kan kaybı mı kalmış? Batma ve çökme endişeden mi ibaret? Duvara öyle bir toslanıldı ki… Kendilerni kurtarmak adına her istenene itrazsız evet deme noktasındalar.
Trump istiyor, Avrupa istiyor, İngiltere istiyor…
İsrail’e vanayı kapatamıyorlar…
Ali Rıza Demircan ise Erdoğan’a şöyle sesleniyor:
“Etrafını, seni yarı putlaştıran yalaka ve kibirli olup beklentileri bitmez muhteris modern dilencilerin çevirdiğini biliyorum. Kasımpaşalı ve kulluğunu bilen bir gemici çocuğu olduğunu unutma… Aman aklımızı başımıza alalım da insanların katında değil, emirleri ve yasaklarına uyarak Rabbimizin katında büyümeye çalışalım. Ölüm kapımızı çalıp nedamet hıçkırıklarına boğulmadan Rabbimize sığınalım…”
Geçmiş olsun…
Olanlar çoktan oldu bitti bile…
Şimdi bakıyoruz…
Mücahit Bilici yazıyor, Yusuf Kaplan yazıyor, Fatih Tezcan yazıyor, Boynukalın yazıyor, İhsan Şenocak yazıyor, Diyanet işleri eski başkanları bile şikâyet ediyor… Yazan ve konuşanın haddi hesabı yok artık…
Geçmiş olsun…
Ceset dirilir mi?
Ancak Hz. İsa nefesi gibi bir nefesle mümkün…
Yıllardan beri uyardık. Bu yolun sonu çıkmaz sokak dedik.
Ama suçlanan biz olduk.
Şimdi ise ortaya çıkan bu neticeden kendilerinin suçu yokmuş gibi, dolaylı ya da doğrudan Erdoğan eleştirisi ile işin içinden kendilerini sıyırmaya çalışyorlar. Adamın en büyük şakşakçılığını yapıp, bu hâle gelmesinde baş amiller kimlerdi? Oy vermeyenleri kâfir ilân etmeye kadar gitmediniz, sonra da birbirinize yağ çekip durmadınız mı? Kim inanır samimiyetinize?
Zira söylenen söz hâl ve makama uygun olmazsa, samimiyeti sorgulanır. Eleştirilerde samimî olduğunuza kimseyi inandırmazsınız.
Testi çoktan kırıldı; kırdınız…
Su ellerinizin arasından aktı, yere saçıldı ve çamura döndü ortalık…
Şimdi çamurdan şikâyet etmektesiniz. Hem de karanlıkta göz kırparcasına… Meydanlardaki curcunada duyulmayacak ve tesir etmeyecek bir ses tonuyla.
Kelâmı da yalama ettiniz!
Acımak mı iğrenmek mi gerek?
Not: Yazıyı bitirmiştim ki, aldığım notlar arasında Numan Kurtulmuş’un aşağıdaki sözlerine rastladım:
- “Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ne anlama geldiğini görmeden İsrail’in bu saldırgan hedeflerini anlamak mümkün değildir. Eğer Ortadoğu’da siyaset yapıyorsanız Büyük Ortadoğu Projesi’nin bütün teferruatını da çok iyi anlamak durumundasınız…”
Bu adamın, öncesinde Erdoğan’a demediğini bırakmamışken daha sonra BOP Eşbaşkanının partisinde siyaset yapmak için nasıl bir omurgasızlık sergilediğini bu ülkede bilmeyen var mı? Yani, ne değişti de parti değiştirdi? “Şartlarda şöyle bir değişiklik oldu, Erdoğan şöyle değişti”, ya da “ben şöyle yanlış bir analiz yapmışım” diye haysiyetli bir nefs muhasebesi gören var mı? Nasıl bir yüzsüzlüktür bu? Sonra çıkıp BOP’u hedef alıyor… Git Erdoğan’a hesap sorsana… Bir çuval patates, içinde herhangi birini al, hepsi aynı işte…










