İSRAİLİYATA BAKIŞ
Selim Gürselgil
Şeyh Yahya Efendi’yi bilirsiniz. Bazıları Beşiktaşlı Yahya Efendi de der. Kanuni Sultan Süleyman’ın süt kardeşi, Trabzonlu, süt kardeşi padişah olunca kendisine Beşiktaş’ta bir tekke tahsis ettiği mübarek zat…
Üç gece üstüste rüyasında Yuşa Aleyhisselâm’ı görüyor: “Kabrim falan yerde, gel beni ortaya çıkar”… Önce gördüğüne inanamıyor. Zira rüyası kitaplarda okuduğu bilgilerle çelişiyor.
Yuşa bin Nun, Kur’ân’da ismi verilmeden bahsi geçen, Musa Peygamber’in yoldaşı ve halefi, eski dinî/tarihî kitaplarda İsrailiyat kaynaklı olarak verilen bilgilere göre, Eriha’da vefat etmiş ve orada medfun… Hâlbuki rüyada kendisinin Beykoz sırtlarında olduğunu belirtiyor.
Şeyh Yahya Efendi rüyayı üçüncü defa şiddetli bir şekilde görünce, artık oyalanamıyor, gidiyor, bugün Yuşa Tepesi olarak bildiğimiz yerdeki tarif edilen kabri buluyor ve işaretliyor.
Bu, tıpkı Eba Eyyub Ensarî Hazretleri’nin kabrinin Akşemseddin tarafından bulunuşunu andıran muazzam bir keşif… Osmanlılar heyecanla buna inanıyor ve Müslümanlar 400 yıldır Yuşa Aleyhiselâm’ı orada ziyaret ediyorlar.
Hâlbuki bu hikâyeye günümüzde inanacak bir tane İslâmcı bulursanız, öpün başınıza koyun. İsterse size “ben Osmanlı torunuyum” diye nutuk atsın. Osmanlı’nın imânı, basireti, feraseti, zerresini bulamazsın.
Bunları kaybettiği için de Cumhuriyet İslâmcısının İsrailiyata bağlılığı, sadece Osmanlı’dan değil, tüm eski Müslümanlardan çok daha derindir. Eski Müslümanlar İsrailiyata “yardımcı bilgi kaynağı” olarak bakıyorlardı. Günümüzde ise tam bir fanatizm konusu…
Şeyh Yahya Efendi günümüzde yaşasa ve sözkonusu keşfini bugün yapsaydı, yiyeceği lincin haddi hesabı yoktu. Direk aforoz ederlerdi. Hem de Kemalistlere kalmadan, bu sözde Osmanlı torunları!
Kavgadan kaçıyorlar. Zira Yuşa Aleyhisselâm’ın Beykoz sırtlarında olduğunu kabul edecek olurlarsa, oraya nasıl geldiğini kurcalamak da gerekecek… Musa Peygamber kıssasına dair bütün İsrailiyat verileri sorgulanmaya başlayacak… Birisi çıkacak:
– Bi saniye ya, Kur’ân’da Kızıldeniz bahsi yok, diyecek.
Bunu anlatırken en çok korktuğum şey de “İskender uzay gemisi” falan gibi fasaryalara döndürülmesi…
Yok, bu başka bir şey… Ben kendim biyerimden uydurmadım; Şeyh Yahya Efendi’nin keşfi…










