SAHTE SÜMEROLOG MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ VE TELEGRAMA GİDEN YOL

Takdim: Kumandan Mirzabeyoğlu 4 Mayıs2018 tarihinde gerçekleştirilen Telegram-Zihin Kontrol saldırısı sonucu beyin kanması geçirerek kaldırıldığı hastanede 16 Mayıs 2018 tarihinde şehid oldu. Telegram sadece teknik bir cihazdan ibaret değil… Evet, insanı kontrol edebilmek maksadıyla bir cihaz kullanılıyor ama bununla birlikte işin içinde bir feylesofi de yer alıyor. Zihin Kontrol çalışmaları ABD’de başladı, NATO’ya girdikten sonra Türkiye’de de devam etti. O zaman Türkiye’de Zihin Kontrol deneyleri yapanların başında da Muazzez İlmiye Çığ’ın kardeşi Turhan İtil gelmekteydi. Diğer yandan kardeşi Muazzez’in çalışmalarında Telegram feylesofisine temel teşkil eden yönler bulunmakta. NATO’culukla birlikte Telegram da devam etti. Kumandan NATO’cu, BOP Eşbaşkanlığını üstlenen AKP iktidarında şehid oldu.

SAHTE SÜMEROLOG MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ

Levent AKINCI

Bakmayın öyle, Noel Ağacı süsleme batılını bile Türkleştirme çabasına; bir kızının adı “Yülmen”dir. Tipik Sabetay Yahudi ismi gibi duran bu isim Türk ismi değil. İlişikteki bir habere göre, 2004’te köpekleri denek hayvanı olarak yurtdışına kaçırmakla suçlanan Yülmen (Yuli Weston) Türk olarak anılmaktan rahatsızlık duyarak annesinin kim olduğunu bile gazeteciye zorla söylemiş. İnanırım, çünkü bu taifede sadece köpekler değil, insanlar da “kobay” olarak kullanılıyor. Hakikaten bir Drakula ve Mengele ruhu var. Birazdan bahsedeceğim.

Muazzez İlmiye Çığ’ın Mason Locası’nda “Hemşire” ünvanı var. Masonluğun ne olduğunu bilenler bu ünvanın da ne anlama geldiğini bilirler. İnternetteki ilgili haberin tarihi de çok muvafık olmuş, 12 Eylül 2007. Mason locaları ve Rotary kulüplerinden ödül ve taltifler alan Muazzez’in hünerleri saymakla bitmiyor.

Kardeşi Psikiyatr Prof. Turan İtil, 12 Eylül 1980 darbesi sürecinde siyasî mahkûmlar üzerinde zihin kontrolü deneyleri yapmıştır. Bu zat, Ülkücüler ve Devrimciler arasında “Mamak Mengelesi” diye bilinir. İlgili gazete kupürleri ve haberleri de nette bulabilirsiniz. İnternette sadece Mamak’ın Mengelesi diye yazarak bile mağdurlara dair çokça acı hatıra bulmak mümkün. Hitler’in işkenceci kasabı Dr. Mengele gibiydi. İlişikteki haberlere göre bu deneylerde Muazzez de suç ortağıdır ve anneleri adına kurulan ve Muazzez’in başkan olduğu “Hafize Zekeriya İtil Vakfı” da bu pis işlere mesken olmuştur. Metris, Mamak, Erzurum ve diğer hapishanelerden vakfa getirilen siyasî mahkûmlar üzerinde zihin kontrol deneyleri yapılmıştır. Daha fazla bilgi için bilhassa eski devrimci Bülent Sevinç’in ve ülkücü Recep Küçükizsiz’in ilgili videolarını seyredelim. İlişikteki linklerde görebilirsiniz.

Bu arada, “Kurtlar Vadisi”nin “Karahanlı” ve “Arka Sokaklar” dizisinin “Rıza Baba” karakteri oyuncusu Zafer Ergin’in teyzesi imiş Muazzez İlmiye Çığ. Pandemi tiyatrosu döneminde dizinin bir bölümünde bizzat Rıza Baba karakterinin “Aşı olmayanlarla tıpkı virüsle mücadele eder gibi mücadele edeceğiz” sözleriyle, DSÖ denen küresel çetenin şüpheli sıvısı covid aşılarını gönüllü olmayanların “yakalanıp zorla aşı yapılması” gibi bir imâ ile nabız yoklaması yapılmıştı; neyse ki bir çok vatandaş derhâl tepkisini ortaya koymuştu. Yine sanatın ve bilimin, bilhassa da tıbbın istismarı! Malûm sıvı hakkında bilhassa Almanya’da artık çeşitli davalar açıldı ve insanların adeta “kobay” olarak kullanıldığı git gide gün yüzüne çıkıyor.

Muazzez, dinlerin kökenini ve dinlerdeki hemen her şeyi, zorlama tevil ve kurgularla kadim halklara ve bilhassa “Sümerler”e bağlayan fahri doktoralı bir masalcıdır, bildiğim kadarıyla da ciddi Sümerolog ve Antropologlar tarafından yapılan çeşitli akademik çalışmalarla Çığ’ın iddiaları, mesela en meşhur olan, “Başörtüsünü Sümer’de tapınak fahişeleri takardı” iddiası tamamen çürütülmüştür.

Dinlerin kökeni konusunda ise yeni bir şey yumurtlamış gibi yazsa, konuşsa da aslında Erich Von Daniken ve benzerlerinin kötü bir taklidi gibidir. Kurguyu, fantastik takılmayı sever. Bilimsel çevrelerde ciddiye alınmaz.

Gördüğümüz kadarıyla tipik bir ateisttir. İslâmî olan her şeye düşman; İslâm öncesi kadim cahiliyyedeki ve İslâm sonrası modern cahiliyyedeki -yani seküler asırdaki- her bir batıla aşıktır! Yazıları bilimsel değil ideolojiktir. Aslına bakarsanız, ilişikteki linklerde de belirtildiğiği üzere, herhangi bir bilimsel tezi de makalesi de yokmuş. Bir kaç kitap karalamış, onlar da Tanrıların Arabaları gibi fantastik kurgudan ibaret. Fatih Altaylı ve Sadık Usta’nın onu kutsama sebebini anlamak zor değil yani.

Unutmayalım ki Endülüs soykırımcısı Kastilyalı Kraliçe İsabel, Fransa’da Kraliçe Medici, İngiltere’de Kraliçe Kanlı Mary gibi soykırımcılar, Stalin, Hitler, Mao ve daha bir çok caninin emrinde devrinin bir kısım “Bilim ve Sanat insanları” vardı. Kimi tabip, kimi tarihçi, kimi seyyah ya da kâşif…

Meselâ İsabel, Granada soykırımında İslâm şehirlerini yağmalamış ve o yağma geliri ile kaşif Cristof Colomb ve adamlarını finanse etmiş, altlarına donanma çekmiş ve sömürge arayışı için uğurlamıştır. Haçlı sömürgeci Avrupa’nın gayrı meşru çocuğu olan Amerika Birleşik Devletleri böyle bir mezalimden beslenen bir keşif ve sömürü politikası neticesi kurulmuştur! Meselâ, yukarıda bahsettik, Dr. Mengele, Adolf Hitler’in has adamıdır, Yahudiler üzerinde bir çok işkence ve ölümcül deneyler yapmıştır. Çok örnek var böyle. Evet, gördüğümüz gibi, bilim istismar edilebiliyor, sanat istismar edilebiliyor, medya istismar edilebiliyor. Tıp istismar edilebiliyor. Tarih istismar ve tahrif edilebiliyor. Bilim adamının gerçeğini sahtesini, insan olanını insanlık dışı olanını, temyiz etmek de en başta âlimlere ve bilim adamlarına düşer.

Musa Aleyhisselam’ın âsâsının asla bir sihir olmadığını oradaki halk değil ama oradaki sihirbazlar derhal anlamışlar ve secdeye kapanmışlardı. Çünkü o ilmin ehli idiler. Bilâteşbih, tarih cahili zevata bir şey anlatamıyoruz, ama bazı az çok mürekkep yalamış olanları, Hakka secde etmeseler de, bilgi belge sunduğumuz zaman en azından gerçekleri kabul etmek zorunda kalıyorlar.

Son olarak; şu asırda neler gördü şu millet neler… Gazetelerde manşetler; “Sigara ve Bira faydalıdır”. “Çocuklara bira” içirmeler. “Rakıspor” ve “Biraspor” trajikomedileri. Sonra, “Zeytinyağlı yeme, Basma fistan giyme! Tereyağ köylü işi, süt tozu sütten iyidir”. Sağlık ocaklarında afişlerde “Anne sütü yetmez ek gıda -fabrikasyon mama- yedirin”. Ki batılı patronlar kazansın! Senelerce reklam yağmuru, “Katı bitkisel yağlar besler”, Domuz yağlı ve kanserojen “Marshall yardımı”. Psikiyatri profesörü Turan İtil’in ihtilâlde siyasî mahkûmlar üzerindeki “Fare deneyleri”. Gözaltında ve hapiste “Nörolojik işkenceler”. Halk üzerinde “İlaç ve Aşı deneyleri”. Çernobil hadisesi zamanı “Çayda radyasyon yok, içiniz!” diyen bakanlar. Sırada ne var? Merhum Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan Telegram işkenceleri, Davos’ta konuşulup duran “Zihin kontrolü” girişimleri ve “Çipler” galiba!. Çipler; önce hayvanlar üzerinde tabiî ki deneniyor. Ve tabiî ve fıtrî beslenme ve üreme şeklimize müdahale; “Veganlık ve Lgtbi”. “Artan nüfus ve azalan pay” sorunu; üremeyin, evlenmeyin, et yemeyin, Bili Geyt puştu size “Yapay et” üretecekmiş. Epsteinci sömürgeci Batı’nın “Dinsizleştirme ve Cinsiyetsizleştirme” projeleri. Küresel boyutta! Ha bir de, “Şahsiyetsizleştirme” projesi; “Susun, fitne(?) çıkartmayın, uysal koyunlar olun”.

Böylece şunu bir kez daha vurgulamak gerekir; bilim de sanat da örf de hak din ile terbiye edilirse hayırlı olur yoksa sadece şerre hizmet eder. Nitekim, Stephen Hawking, Richard Dawkins, Lawrence Krauss, Steven Pinker, Noam Chomsky… “Kendiliğinden varoluş fikri tanrı inancından daha cazip” diyen asrın fizikçisinden, “Tanrı Yanılgısı” gibi kitaplar karalayan zooloğuna, felsefecisinden sanatçısına, oyuncusundan politikacısına, Batılı nice elitin nasıl sapkın kimseler olduklarını Epstein dosyası ile bir kez daha gördük.

https://www.milligazete.com.tr/arka-sokaklar-dizisinde-skandal/amp

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin