SEVEN SEVDİĞİYLE HAŞROLUR
Hasan KARADEMİR
Geçtiğimiz ay ABD basınına demeç veren Donald Trump, Washington’ın Ortadoğu ve İran politikalarından bahsederken sözü Türkiye ile olan ilişkilerine getirmiş ve diplomatik nezaketi tamamen yok sayan şu skandal ifadeleri kullanmıştı:
“Onu seviyorum, o benim arkadaşım ve İran’la olan savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, kendisi İsrail’i pek sevmediği için İran tarafında savaşa dahil olmak adına en güçlü adaydı. Ama ben şahsen kendisinden bu savaşın dışında kalmasını istedim ve o da kalmayı kabul etti, sözümden çıkmadı. Benden istediği her şeyi yaptım, benim ondan istediğim her şeyi de o yaptı.”
Türkiye’nin kurumsal dış politikasının, Trump’ın seçim kampanyasına nasıl meze edildiği ve bunun karşılığında parça dilenme diplomasisine nasıl dönüldüğü de Amerikan raporlarına girdi.
Eski ABD Başkanı Joe Biden, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerini onaylamasının ardından Erdoğan’ı Beyaz Saray’a resmi olarak davet etmişti. Ancak Erdoğan, Trump’a sadakatini kanıtlamak ve “Demokratları muhatap almıyorum, senin dönüşünü bekliyorum” sinyali vermek için bu resmi daveti reddetti. Trump bunu kendi seçim kampanyasında “Erdoğan’ın bana yaptığı devasa bir jest” olarak gördü. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal diplomatik ağırlığı, Trump’ın gözüne girmek uğruna feda edilmiştir. Bu “yaltaklanma” politikasının ödülü olarak Trump, 24 Haziran 2026’da Beyaz Saray’da “Ona (Erdoğan’a) çok mutlu olacağı bir şey yapacağım, F-35 ve jet motorlarını (KAAN için) muhtemelen vereceğim” diyerek adeta bir tüccar gibi sadakat ödülü dağıttığını ilan etmiştir. Yerli uçak projesi KAAN bile Amerikan başkanının şahsi “hediye paketi” lütfuna muhtaç bırakılmıştır.
Trump’ın damadı Jared Kushner ile Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak arasında resmi tutanak tutulmadan, Dışişleri kâtipleri içeri alınmadan yürütülen WhatsApp diplomasisi, resmi FARA belgelerine yansımıştır. Türkiye adına Trump’ın yakın çevresine ve lobicilik şirketlerine (Ballard Partners gibi) milyonlarca dolar “Halkbank davasını kapatın, bizi kayırın” parası akıtıldığı bu resmi makbuzlarla tescillenmiştir.
Yalaka medyasının “Benden istediği her şeyi yaptım…” sözünü bir övgü olarak adlandırılmalarının saçmalığı da burada ifşa olmakta. Trump geçmişte de “Ekonominizi mahvederim” diyerek Rahip Brunson’ı tek bir tweetle teslim almış; ardından hakaret dolu “Aptallık etme” mektubunu göndermiştir. Trump’ın “Erdoğan harika, ne istesem yapıyor” sözü, Türkiye’ye duyulan bir saygının değil; kolayca hizaya getirilebilen, şahsi ikbal vaatleriyle ikna edilebilen bir yönetim modeline duyulan Amerikan memnuniyetinin ifadesidir. Yandaşların bu aşağılayıcı memnuniyetten “gurur payı” çıkarması trajikomiktir. Tam bir ahmaklık!










