RUTİN REZALETTİR

Burhan Halit KOŞAN

Rutin, mutluluğun yapıtaşıdır!

Gelin rutini bozalım, dağıtalım, sarsalım ve kımıldanmaya sebep olalım. Rutinin getirdiği mutluluk: Gözbağcılık, sarsaklık, savsaklama, sarhoşluk, zevzeklik, fırıldaklık ve geleneği reddetme kepazeliğidir. Rutin, dikey istikâmet ile değil, mânâ ile değil, Allah rızası ile değil, yatay ile, donma hâli ile, istikrar ile, yobazlık ile, sinsilik ile, adilik ve kaypaklıkla eşdeğerdir.

Rutinin eşdeğerlerinden olan istikrar, zihin körlüğünün ve akıl sağırlığının hem müsebbibi hem tahkim edici ana unsurudur. Sentetik sözcüklerden olan “istikrar” kelimesinin, aynı zamanda avanaklara atılan oltalardan da bir olta olduğunu ifşa edebilirim.

Rutin, cennete giden yolların önünde aşılmaz bir duvar ve birbirlerinin sahte karşıtı olan materyalizm ile duygusallığın karanlık sokaklarında kaybolma hâlidir. Sağ eli bomboş, sol eli dolu olan tembellerin vazgeçemediği rutin, cehenneme yürüyenlerin ellerinde taşıdığı pankart, dillerindeki marştır. Zihniyet menşei açısından Batı dünyasının icat ettiği, muhtevası ve müktesebatı meçhûl olan ilerleme, gelişme, modern, çağdaş, lâik, ultra lâik gibi sentetik sözcüklerin de sömürgeleştirmenin eşdeğer karşılıkları olduğunu ifşa etmeliyiz. Batı dünyası, ‘sömürgeleştirme’ kelimesinin itici, isyan ve ihtilâllere sevk edici bir yönü olduğunu bildiği için, sömürgeleştirme yerine eşdeğeri olan sentetik kelime oltalarıyla kandırmaya devam etmektedir.

Sol elin boş olsun!

Bizler sonucu değil, süreci, azmimizi, çabamızı, çalışmalarımızı, duygularımızı, taktiğimizi, stratejimizi kontrol edebiliriz. Zihniyetimizi değiştirirsek: Duygularımız değişir, algılarımız değişir, perspektifimiz değişir, davranış biçimimiz değişir ve değerlendirmelerimizle birlikte eşya ve hadiselere olan yaklaşımımız değişir. Ve sürecin sonunda sol eli boş kalanın da kesinlikle ve kesinlikle sağ eli bereketlenir, cennet bahçelerinden yemişler toplar.

Sağ eli boş olanlar!

Gazetecilik sadece haber bildirmek değildir, kamera karşısında haber sunmak da değildir. Hakikate talip olmak, gerçeği aramak, gücü hesaba çekmek, üst kattakileri sorgulamak ve lüks kamaradakileri sorguya çekmektir. Aynı zamanda mazlumun sesi olmak, yetimlere ve öksüzlere kulak vermektir. Gazetecilik sadece yazmak değildir, mikrofon maymunu olmak da değildir. Gerçeği ifşa etmek, mazlumun yanında olmak, gerçek suçluları hedef tahtası hâline getirmektir. Sadist rejim, rayiç bedellerini ödediği akademisyenler ve çürük aydınlar eliyle ahalimizin düşünce dünyasını zehirliyor ve Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri başta olmak üzere, hadisleri, töremizi ve geleneklerimizi yozlaştırıyor. Aynı zamanda rayiç bedelini ödediği gazeteciler aracılığıyla da eşya ve hadiseleri kendi lehine olacak şekilde yönlendirme ve ifade edilmesini teşvik ederek nemalanıyor.

Sadist rejim, inanan insan olarak kalmamızı istemiyor. Sadist rejimin, deri değiştiren yılan gibi olduğunu söyleyebilirim. Hani demem o ki sadist rejim, İsrail’in metresi olduğu hâlde yerel ve küresel mânâda her bir yönü aldatan kostümleri ve her bir ırkı kandıran palavraları var. Müesses nizâmı yerle yeksan edebilmek için, sadist rejimi alt edebilmek için fizikî ve ruhî disiplin ile hareket etmeye mecburuz ve mahkûmuz.

Güç asla boşluğa izin vermez. Boşluk olduğunda birileri muhakkak doldurur. Bu boşluğun, yatay otoriteden intikam almak isteyen, dikey otorite sahiplerince doldurulması halinde ise ölmeden ölenlerin takdirini ve ölüp de ölmeyenlerin bile dikkatini çeker. Bu tespitimizi ve bu teşhisimizi ister yerel, ister küresel açıdan değerlendirseniz de bu berrak, bu saf gerçeği değiştiremezsiniz.

Değiştiremeyeceğimiz saf gerçeklerden biri de rutin ve eşdeğerlerini alt edebilmemiz için, Ol Resûl’ün, “Bir günü bir güne eş geçen hüsrandadır” buyruğuna mutabık olarak her gün ama her gün mini minnacık da olsa dikey şuur sıçramamızı gerçekleştirmeye mecbur ve mahkûmuz. Hani demem o ki, zihniyet yönünden mesafeleri aşmak, duygu ve tefekkür sahasında dikey yükselebilmemiz için de “Metodolojik Disiplin” içinde hareket etmeliyiz.

Metodolojik Disiplin, kendini cezalandırmak değil, bir koruma duvarı, bir zırh, karakterli ve şahsiyetli bir fert olma mücadelesinin adıdır. Disiplin, hürriyetin düşmanı değil, yakın dostu ve sırdaşıdır diyebiliriz. Unutmayalım ki, edepli üslûp ilişkileri korur, erken yatmak yarını korur, bütçe tasarrufu geleceği korur, sır idraki tehlikeden korur. Evet, Metodolojik Disiplin hayatımızı ilgilendiren her bir alanda bir koruma vazifesi görür. Duygu manipülasyonuna karşı zekâmızın, görüntü hilekârlığına karşı cennet odaklı bilgimizin, politikacı haydutların sentetik sözlerine karşı doğal kelimelerimizin disiplin zırhına bürünmeliyiz.

Metodolojik Disiplin ile birlikte sıkıcı işlerle, yani insanların ilgi göstermediği ve çok dikkat etmediği alanlara odaklanmalıyız. Güzel neticeler genellikle sıkıcı olanların ya arkasında veya şifreli kasalarında bulunur. Unutmayalım ki, duygu parametrelerini, akıl ölçütlerini ve zevk hassasiyetlerini cennetin tasarısına göre uyarlamayan biri insan değil, hazreti insan değil, bir beşerdir. Evet, deri mânâsına gelen beşer, duyguları tarafından yönetilen bir canlıdır ki, hangi düğmeye basacağını bilen bir yabancının veya yabancı bir devletin kölesi olur da farkına bile varamaz.

Umut dağı sırdaşımız ve ümit ağacı arkadaşımız olduğuna göre, kesinlikle ve kesinlikle bir gün müziğimiz de dinlenecek demektir. Nerede ve ne zaman başlayacak bilmesem de müziğimiz çalmaya başladığında kodamanları da koltuklarında kadavra olarak göreceğiz demektir. Nerede ve ne zaman başlayacak bilmesem de müziğimiz çalmaya başladığında satılmış politikacı din, vatan, millet, kudsiyet pezevenklerinin ve suç ortaklarının (hırsız, tecavüzcü, vatan hainlerinin), “İlâhî adaletin dünyadaki bağlılarınca ne zaman hesaba çekileceğim?” diye uykusuz kalacağı ve kaldırımlarda yürüyemeyecekleri günleri de göreceğiz demektir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin