ŞERİAT, DİN ADAMLARI YÖNETİMİ DEĞİL
Selim Gürselgil
Günümüzde şeriat denildiğinde genellikle din adamları yönetimi (teokrasi) anlaşılıyor.
Yorumlarda da gözüme çarpıyor: Dinî eğitim veren medreselerde yetişmiş, dinî ilimleri iyi bilen kimselerin idaresi. Bu böyle değildir. Asr-ı Saadette de değildi, sonraki devirlerde de. Şeriatın idarî bakımdan tanımı şudur:
– Din ve devletin birleşmesi. Yani lâikliğin tam tersi. “Gökten indiği sanılan” yerine bizzat öyle olan hükümlerin devletin, yani tüm fert ve toplum hayatının merkezi olması demektir. Şeriat devletini din adamları yönetmez. Her sahada o sahanın liyakat sahipleri yönetir. Ekonomiyi en iyi ekonomist, eğitimi en iyi eğitimci, hukuku en iyi hukukçu…
Bu anlamda şeriat;
– En iyilerin yönetimi (aydınlar aristokrasisi) demektir.
Dini ilimlerde uzman olanlar, sadece kanunların ve işleyişin dini açıdan uygunluğunu denetler. Tıpkı Osmanlı’da şeyhülislamın ve ilmiye sınıfının rolü…
Ama ordunun başına dini ilimler uzmanı değil, askerlğin en iyisi geçer. Siyasetin başına siyasetin en iyileri…
Dolayısiyle şeriat bir teokrasi değil, devlet ve dinin bir ve bütün olmasıdır. İşte bu kitap bunu anlatıyor…










