MARAŞ HİTABESİ (1988) Salih MİRZABEYOĞLU

MARAŞ HİTABESİ (1988) Salih MİRZABEYOĞLU

Aşağıdaki metin, 4 Haziran 1988 tarihinde Maraş’ta gerçekleştirilen Üstadı anma toplantısına İBDA Mimarı Kumandan Salih Mirzabeyoğlu tarafından gönderilmiş ve Yalçın Turgut Balaban tarafından okunmuştur.

Ne tevafuktur ki, bundan 28 yıl önce Kumandan’ın MARAŞ HİTÂBESİ’ni okuyan sayın Yalçın Turgut, 21 Mayıs 2016 tarihinde ADIMLAR Maraş Temsilciliği tarafından düzenlenen “Yaşayan Necip Fazıl, Salih Mirzabeyoğlu” konferansına tebrik mesajı göndermiş ve şunları ifâde etmişti:

“Ameliyatlarla örselenmis bedenim özellikle kalbim engel olsa da, ruhum ve gönlümle orada olacağım sevgili gönüldaslarım… Sizleri, Üstadıma ve Kumandanıma sarılırmıscasına bir aşkla kucaklıyorum.. “Dogruyu Allah bilir, bizce tamamdir vade” ….  YALÇlN TURGUT”

Yaşayan Necip Fazıl Kumandan Mirzabeyoğlu’nun tarihî hitâbesini, 1988’deki “ruh”, “aşk” ve “sadakat”la;

İBDA Mimarı’nın, mücadeleyi, nerelerden ve nasıl bugünlere getirdiğinin bir vesikası olarak sizlerle paylaşıyoruz.

ADIMLAR Dergisi

 

 

Sevgili Gönüldaşlar!

Üstadı anmak üzere toplandığımız şu günde, aranızda bulunamamış olmaktan dolayı üzgün değilim; çünkü biz, bu tip tertipleri, İBDA remzi etrafında Büyük Doğu kavgasının vesilesi bilenleriz!.. Demek ki, surat gösterme heveslisi değil de, «gerektiği yerde ve gerektiği gibi görünen» bir stratejinin tayin ve tatbikinde olan savaşçılarız!..

Mücadelemizin fikir, sanat ve fiilî cepheler hâlindeki çok yönlülüğü, kısacası; bu cephe genişliği ve eski palavracı mücadele anlayışının yıkılması zarureti, hemen takdir edeceğiniz gibi her tarafı tarassut mecburiyetinde olan Merkez Kumandanlığı’nın oradan oraya hatır-gönülle taşınmasına imkân vermiyor!.. Ama temsilcisi pekâlâ bu boşluğu doldurabilir ve kendisine tevdi edilen görevi ifâ edebilir!.. Size, Yalçın Turgut vasıtasiyle en derin muhabbetlerimi ve selâmlarımı yolluyorum!..
Benim gözümde Maraş ve Maraşlı ruhu, iki yönden dikkat çekicidir…
Birincisi; her mekânın ortalama bir mânâ husisiyeti ifade ediyor olması dolayısiyle, rahmetli Üstadım’ın Maraş’lı bir kökten gelmesi… Hem onun Maraş’lı olması ve hem de bunu bizzat şeref addetmesini nasıl görmezden gelebilirim ki?..

İkincisi ise; doğrudan doğruya İBDA’nın Maraş ruhunun kundağına sarınması… İBDA, ruhuna tercüman olacak en verimli maden ocaklarından birini Maraş’ta ve Maraşlı’da bulmuştur; mânâsının kurmayları arasında bizzat Maraşlıların bulunmasından gurur duyar!..

Sevgili Gönüldaşlar!

Rahmetli Necip Fazıl’ı anmak üzere toplandığımız şu günde, ölü ağlayıcılarına mahsus ve ölüye karşı mesul olmamanın rahatlığı içinde palavradan güzellemelerle ananlara karşılık, siz, maledilecek ve kollektif hâle getirilecek olan ulvî soydan hakikatin maliki ile fikir kelleri arasındaki farkı, ona muhatap olma haysiyeti bakımından bilhassa hatırlayınız, anlayınız, anlatınız!.. «Yürüyen Büyük Doğu» ve «Yaşayan Necip Fazıl» idrakı, bunu gerektirir!..
Hepinizi, atan tek bir yürek samimiyeti, dava aşkı, gönüldaş sadakati, inkılâp şuuru ve İBDA ruhuyla selâmlıyorum!.. Bu selâma muhatap olanlar, elbette «Yüzsüzün Bekleyişi» isimli şiirimde işaretlediğim menfî tiplerden farklı olanlardır:

Otur sen şeytanî vaatte
Hesapsız vade ümit sahte!

Bozulmasın keyfin ey kütük
Haksıza karşı itaatte!

Gözü saksı altında böcek
Rahat kazanç istirahatte!

Ne ektin bilmem ne biçersin
Ümit mihrakı şefaatte!

Aklını başına sersem kul
Beklemek hakkı şecaatte!

Gerçek fikir şimdide vade
Yürek tetikte göz saatte!

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: