CANLARIN CANI UĞRUNA CAN VERMEYİ CANA MİNNET BİLENLER: SANCAR KARTAL

CANLARIN CANI UĞRUNA CAN VERMEYİ CANA MİNNET BİLENLER: SANCAR KARTAL

Hepimiz kendimizi güvene aldığımızı zannettiğimiz bir duvar dibine, bir kuytuya sinmişiz…

Nereden geldiği, geleceği belli olmayan Noel Baba mermilerinden kendimiz korumak için sinmişiz. Sinmekte haklıyız. Kendimiz koruyalım ki direnmeye devam edebilelim…

Biz kişi var ayakta, dolaşıyor, sigarasından nefes çekiyor…

Hepimiz sinmişiz ama o sağından solundan geçen mermilere aldırmadan ayakta dolaşmaya devam ediyor.

Biri vuruluyor, acıyla bağırıyor.

Biz ayakta gezen o birisine sesleniyoruz:

– “Kumandanım ne olur siz de gelin!..”

O, sigarasından bir nefes daha alıp o dar alanda volta atmaya devam ediyor. Vurulanla ilgilenen arkadaşları o da ayakta ve yakından takip ediyor.

Sancar’la yan yanayız…

Sırtımızı, İslâmî Hareket Koğuşu’nun olduğu taraftaki duvara yaslamışız… Ben, arkamı bir sütuna vermiş olmaktan dolayı, bir ân, güvende olduğumu düşünüyorum, arkadan bir mermi duvarı delip gelmez diye ve o ân utanıyorum. Gönüldaşlarım vurulur ve Kumandan ayakta dolanırken, ben, kendimi güvende hissediyor oluşumdan utanıyorum. Tam utanıyorum ki, “gençler, bana da yer açın!” diyerek Fazıl Aslantürk gelip Sancar’la aramıza giriveriyor. Oh, artık sırtım sütuna dayalı değil…

Kısa, çok kısa bir müddet sonra, Sancar, “vuruldum!” diyor.

Biraz önce yan yanaydık…

Nesi var, nereden vurulmuş?

Sırtında vurulmuş.

Demek ki mermiyi İslâmî Hareket Koğuşu’nun olduğu yerden sıktılar ve mermi duvarı delip de geldi.

Üzerimizde kalın giysiler olduğu için merminin tam olarak nereden isabet ettiğini tesbit edemiyoruz.

Sancar, Kumandan’a sesleniyor:

– “Efendim, ben ölüyorum, hakkınızı helâl edin!”

Kumandan, pek ilgilenmez gözüküyor. İlgilenmediğinden değil, kendisi kaygılı görünürse, askerlerine bunun menfi tesir edeceğinden… Fakat Sancar ısrarlı:

– “Efendim, ben ölüyorum, hakkınızı helâl edin!”

Kumandan bu defa azar atar gibi bir ses tonuyla cevap veriyor:

– “Ne ölmesi!”

Öyle ölüp gitmek kolay mı, daha ne kavgalar var beraber gireceğimiz… Fakat Sancar bir kez daha tekrarlıyor:

– “Efendim, ben ölüyorum, hakkınızı helâl edin!”

Artık bu ısrarlı helâllik isteğine dayanacak takat kalmamış, hepimizde derin bir hüzün, Kumandan’ın sesi titremeli, gözleri nemli:

– “Ne hakkımız var, varsa helâl olsun!” diyebiliyor ancak…

Sonra Sancar’ı rejim güçlerine teslim ediyoruz…

Ve, bu, Sancar’ı son görüşümüz oluyor…

Vurulup teslim ettiğimiz onlarca yaralıdan biriydi Sancar. 25 Ocak 2000 tarihli Noel Baba saldırısının onlarca yaralısı içinde tek şehidi oldu Sancar… Başyücelik Devleti mücadelesinin şehidlerinden biri de Sancar oldu.

Sancar bir vecd adamıydı.

Bir gün Metris’te yaptığımız bir operasyonda, girdiğimiz yerde ne var ne yok dağıtır, yıkıp parçalarken, geri çekilme emrini vermiş olmama rağmen operasyonu yapan timin üyeleri içinde bu emri duymayan bir tek oydu. Vecd içinde kendinden geçmiş, parçalayıp kırmaya devam ediyordu. Herkes geri dönerken, onu, biraz da zorlayarak geri getirmek zorunda kalmıştık. Gözü hiçbir şey görmüyor, kulağı da duymuyordu. Sadece taşkın bir sel gibi önüne çıkanı yıkıp parçalamak üzere saldırıyordu. Koğuşta sessiz sakin oturan o çocuk, bir anda durdurulamaz bir savaşçıya dönüşüveriyordu.

Başyücelik Devleti mücadelesinin şanlı şehidleri…

Başyücelik Devleti kurulana, Mutlak Fikir hâkim kılınana kadar, şehidlik şuuruyla yaşama çabasına devam etmemizi ve bütün şehid ve mazlumların intikamını almayı nasip etsin Muntakîm olan Allah!

A. Bâki AYTEMİZ

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: