İSLÂMÎ DÜNYA GÖRÜŞÜ OLMADAN ŞERİAT OLMAZ

Selim GÜRSELGİL

Taliban Türkiye İslâmcıları arasında çok seviliyor. Özellikle İsmail Ağa çevresinde Taliban’a dair her müsbet haber göklere çıkarılıyor. Bunda haklı yönleri var. Çünkü Taliban, “Vehhabî olmayan Ehl-i Sünnet mücahitleri” olarak biliniyor. Açıklamalarında “Türkiye ve Suud gibi olmayacağız, saf şeriatı uygulayacağız” diyorlar. Tabiî ki olmasınlar. Türkiye lâik bir ülke ve Suud monarşik Vehhabîlik.

Fakat Afganistan’dan dünya basınına yansıyan görüntüler, bu iyiniyetli açıklamalarla bağdaşır gibi değil. Biraz Türkiye gibi olmaya başlamışlar. 28 Şubat Türkiyesi gibi; yalnız burada okumak isteyen Müslüman kızlar coplanıyordu, Afganistan’da kamçılanıyor. Kamçı mühim; cop gibi lâik bir dayak aracı değil sonuçta, şerî bir şey.

Her neyse biz yine de Taliban’ın “saf şeriat”a dair iyi niyetinden şüphe etmeyelim. Oraya sözümüz yok. Zaten uzaktan uzağa haberlerin nasıl geldiği belli değil. Belli ki Batı basını Taliban üzerinden “şeriat şeriat diyordunuz, görün şeriatı, şeriat işte bu” propagandası yapmaya çalışıyor. Bu haberleri önümüzdeki günlerde de çok göreceğiz.

Bizim Taliban’a tek eleştirimiz, eleştiri de demiyelim, zaaf gördüğümüz tek şey şu olabilir: Onların elinde bir Büyük Doğu-İbda kütüphanesi yok! Saf şeriat arayışlarında bu yüzden bazı kusurları olabilir. Nitekim tuhaf bir retorikle diyorlar ki, “Kur’an ve hadislerde dahi hiç kimse kadınların çağdaş ilimler öğrenmesi gerektiğini ispat edemez.” Bunu Türkiye’de birisi bana söylese şöyle cevap veririm: “Yahu burada ispatla mükellef olan sensin. Kadınların eğitimine yasak getiren sensin. Sen öğrenmemeleri gerektiğini ispat edebilir misin?”

Ben bu kardeşlerimizin iyi niyetinden şüphe etmiyorum ha, yanlış anlamayın. Hatta Sahabeden “çağdaş ilim” tahsil eden kadınları, mesela Habeşistan’a gidip tababet öğrenenleri benden iyi bildiklerine eminim. Peki problem ne? Sadece savaştan yeni çıktılar ve sanırım şu ân her kafadan bir ses çıktığı için “saf şeriat” konusunda kafalar bir parça karışık. Zamanla rayına oturacaktır. Ya oturacak veya dağılıp gidecektir. Halkı kamçıyla, copla sürgit yönetemezsin.

“Afganistan’da bir Büyük Doğu-İbda kütüphanesi yok” dedik. Türkiye’de var. Peki var da ne oluyor? Türkiye’deki İslâmcılar güya Taliban hayranı ama onlar gibi içten bir şekilde şeriat istemekten âcizler. Açıkçası, öyle bizden başka pek şeriat isteyen de yok. Lâiklikle uzlaşmışlar. Onun içinde gettolaşmak ve “bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” demekten ibaret bir dünya görüşleri var. Ama biz “İslâmî dünya görüşü olmadan şeriat gelmez” deyince suratımıza bön bön bakıyorlar. Onlara küçük mahallelerinde kadınları hizaya sokmak, daha olmadı laik kadınların giyinişlerini ince ince anlatıp güya kınamak yetiyor.

Onun için Afganistanı bırakalım da biz kendi derdimize yanalım.

*

Arkadaşlar, bir hususu tekrar edeyim. Öncelikle birbirimizi doğru anlamalıyız. Üzerinde konuştuğumuz meselede bütün haberlerin yalan olduğunu ispatlayabilirsiniz. Kızları kırbaçlama görüntülerinin aslında İran’da çekildiğini, söylenen sözleri Reuters’in uydurduğunu gösterebilirsiniz.

Bundan dolayı üzülür müyüm? Tabiî ki hayır. Bilakis sevinirim. Ama bana “İslâmî dünya görüşünün gereksizliği”ni anlatamazsınız. Ben bunu konuşmak için burada yazıyorum. Bu haberler olsa da olmasa da onları yazacağım. Ve amacım kesinlikle oturduğum yerden uzaktaki Müslümanlara atıp tutmak değil. Sadece gündeme giren konular vesilesiyle burada sesimin ulaştığı kimselere dilim döndüğünce bir şeyler anlatabilmek. Bu konular Afganistan’dan da gelse Arjantin’den de gelse benim söyleyeceğim şey aynı: İslâmî dünya görüşünün gerekliliği!

Ama diyebilirsiniz ki: “Yanlış yapıyorsun. Herkes İslâmî dünya görüşünün gerekliliğini anlamak zorunda değil. Anlayan anlar, anlamayan kendi dünyasında kendi doğrularıyla yaşamaya devam eder. Bazıları için dünyayı kimin nasıl yönettiğinin önemi yoktur. Onlar kendi gettolarında küçük mutluluklarıyla yaşayıp giderler. Dün böyleydiler, bugün böyleler ve yarın da böyle kalacaklar. Şeriat da gelse onlar değişmez, Komünizm de gelse değişmez. Sen bu insanlara taşıyamayacakları yükü yüklemeye çalışıyorsun. Bununla bir yere varamazsın. Sadece kendine zarar verirsin.”

Bakın bu tür bir eleştiriye katılırım. Zaten konuların çok uzadığının, artık konuşmamak lâzım geldiğinin farkındayım.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: