YENİ FİZİK VE SANAT

Selim GÜRSELGİL

Bu aralar herhalde Batı’da çekilen iki filmden biri zamanda yolculuk üzerine… Bazıları düpedüz fasarya olsa bile bir çoğu ciddî fikirlerden yola çıkıyor. Paralel âlemler, kara delikler, kuantum gerçeklikleri vs işin içine giriyor.

Tabiî bizde sinemanın ciddî fikirlere dayanması pek mümkün değil. Dizilere, filmlere falan bakın; en basit bir gerçekliğe değmiyor. Hattâ tarih dizileri dahi tarihî gerçeklere dokunmuyor. Türk sineması mesela Çağrı gibi bir filmi çekecek olgunlukta değildir.

Aslında ülke de değil. Newton’un kâinatını anlamak için rejim değiştirmek gerektiği düşünülmüştü. Anlayanlar anlamayanlara sopayla anlatmaya çalışırken Newton’un kâinatının gerçekliğin sadece basit bir görünüşü olduğu ortaya çıktı; anlayanlar anlamayanlara sopayla anlatmaya devam etti. Şimdi Batı’nın zamanda yolculuk, kuantum, kara delikler, paralel âlemler gibi meselelerini anlamak için düşünün nasıl bir inkılâp gerekiyor! Problem sadece sinema meselesi değil ki; ruh ve anlayış meselesi.

Aslında böyle bir inkılâp bizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak şöyle dursun, pek çok bakımdan onların önüne geçirebilir. Zira her ne kadar meseleleri arayan, tarayan, bulan onlarsa da meselelerin çözüm noktaları bizde; bizim kültürümüzde… Mesela zamanda yolculuk; zamanın içinden zamanın üstüne çıkmanın sırrına ermiş bir veli için hayrete mevzu olmayabilir. Paralel âlemler; bu âlemlerin envai çeşidinden bahsedilmiş İslâm tasavvufu için, çocuk masalı gibi durabilir.

Ama dediğimiz gibi, bugünkü Türkiye’nin gerçeklik iklimi, bu tür hakikatlerden söz etmek için elverişli değildir. Bakmayın, zamanda yolculuk gibi meseleler Batı’dan geldiği için, oradan gelen her şeye sorgusuz boyun eğme ruhiyatında olduğumuz için burada ilgi görüyor; ama onun gerçekliğine yönelik anlayış ortalaması, halen Newton fiziğinin zamanı ve mekânı birbirinden ayrı birtakım matematik hesaplar gibi gören seviyesinde. Yani gelene hurafe diyemiyor ama masal gibi bakıyor.

Biz tabiî bir kuyrukçuluk çağını yaşıyoruz. Onlar yapacak biz seyredeceğiz. Biz yapmaya kalkınca uçuk kaçık bir şey olacak; hakikati aramak şöyle dursun basit bir gerçekliğe bile dokunamayacak. Bir kültür inkılâbı gerekiyor; onun potansiyeli de İbda’da!

Şunu da ekleyeyim: Bu tür meseleler karşısında İslâmî kesim lâik kesimden daha kaba saba bir anlayıştadır. Daha materyalisttir. Batılı Allah idrakına ermeden mâverâyı kurcalarken, İslâmcı güya Allah idrakıyla onu inkâr eder. İşimiz sanıldığından çok daha zordur.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin