TÜRK JEOPOLİTİĞİ VE İSLÂM JEOPOLİTİĞİ

Adnan DEMİR

Başlığı böyle koymaktaki muradım, bu iki jeopolitik arasında git-geller yaşayan Türkiye Cumhuriyeti siyasetinin içine düştüğü buhranı anlamaya çalışmak içindir…

Türkiye jeopolitiğinin temel saiki, Türk etnik menşeinin devasa bir imparatorluğa yükselişinde temel katman oluşudur. Bozkır göçebeleri olan kadim türkler, bu jeopolitiğin kurucuları ve taşıyıcıları idi. Avrasyanın enginliklerinde teşekkül etmiş bir halk olarak yayılma, özgürlük ve iktidar enerjisini özümsemişlerdi. Gerek stepleri gerekse daha barışçı olan yerleşik medeniyetleri kontrolü altında birleştiren göçebe imparatorluk prensibini kültürlerinde barıntırmaktaydılar. Tıpkı, Moğol, İskit, Hun ve Avarlar gibi… Göçebe imparatorluklar “Avrasya” tarihinin kaynaştırıcı unsuru sayılmıştırlar. Halfrod Mackinder’in ifadesiyle bu imparatorluklar “KARA EŞKIYALARI” dalgasının parlak ifadeleri idi.

Bu anlamda, çağdaş Türkiye’nin ve hatta Osmanlı’nın kuruluşunun kökleri saf AVRASYACILIK muhitine inmektedir.

Türkiye jeopolitiğinde ikinci düzlem Osmanlı jeopolitiğidir. Osmanlı imparatorluğu, Mısır, Suriye, Mezopotamya, İran, Yunanistan v.s. gibi jeopolitik mecmuun tamamını Avrasyacı sert bozkırlıların denetimi altında toplamıştı. Ancak Mağrip’ten Balkanlar ve Kafkaslara kadar büyük mekânlar üzerinde denetim kuran Türklerin idarî nüvesi zaman içinde dar bir “millî devlet” boyutuna kadar gerileyince bir çok probleme yol açtı…

Türkler, imparatorluk idaresini oluşturdukları zaman, millî esas, jeopolitik, sosyal ve dinî misyonla örtüşmekteydi. Bunun yerini “ulus devlet” anlayışına geçişte, özellikle Rum, Bulgar, Ermeni ve Kürt millî azınlıklar problemi yeni boyut kazandı. Modern Türkiye Genç Türkler eliyle yeni bir jeopolitik dikte ettikten sonra, Türkiye’nin artık İslâm Dünyası’nda liderlik iddiası ve şansı kalmamıştı…

Büyük Britanya (İngiltere) tarafından desteklenen ve kışkırtılan çoğunluğu Türkiye karşıtı millî politikalar sayesinde artık Arap ülkeleri, Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, İran gibi eski ve yeni düşmanlarla iç içe bulduk kendimizi…

Bu şaşkınlık ve çaresizlik içinde hiçbir alâkamız olmamasına rağmen, Kore’de binlerce can bedel ödeyerek girdiğimiz NATO koruması adı altında ANGLO-SAKSON güce teslim oluşumuz…

Şimdi bu düştüğümüz “ZİLLET”ten kurtuluşun ilk şartı jeopolitik dönüşümdür. Ve elimizde başvurabileceğimiz yeni jeopolitik model olarak, bu Anadolu coğrafyasından çıkmış tek yerli ve millî model olarak BÜYÜK-DOĞU, yani İBDA jeopolik projesi var.

Eğer ülkemizin rezil siyaset ve medyası bu gün yaptıkları gibi gerçeği gizleme ve hakikatin önünü kesme misyonlarını terkederlerse gerçek “AYDIN”ların ve aydın adaylarının önü açılacak ve gerçekten mesele konuşmaya, insan ve toplum meselelerine çözüm üretmeye başlayabileceğiz…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin