ALİ KOÇ’UN AÇIKLAMALARINA İSTİNADEN
Selim GÜRSELGİL
Ali Koç’u dinledim. “Aktroller” olarak bilinen zümrenin ne kadar tehlikeli ve etkili bir yapı olduğunu, minareyi kuyu, kuyuyu minare gibi gösterdiklerini, çok büyük bir kitleyi etkilediklerini, bunların çoğunun eski Fetocular olmasının da çok tuhaf olduğunu samimi bir şekilde anlattı. Onun anlattıklarından, Suudi Arabistan olayında asıl kabahatin kulüplerde olmadığını da açıkça anlamış olduk; bunu kendi adıma düzelteyim.
Fakat bunlar kadar tehlikeli ve aynı şekilde kamuoyunu çok hızlı şekilde etkileyen bir başka kitle daha var, o pek az konuşuldu ki ben Suudi Arabistan olayını asıl onların manipüle ettiğini ısrarla iddia etmiştim: Ayaktakımı Kemalizmi… Bunların Arap denince koyunu keçiyi şaşıran ruh hastası goygoyları ve kulüpleri de etkisi altına alarak Suudi Arabistan olayını batağa saplamayı başarmalarına değinilmedi.
Şunu açıkça bilelim ve son defa konuşmuş olalım: Suudi Arabistan lafı çıktığı andan itibaren ayaktakımı Kemalizmi harekete geçmiş, hiç alâkası yokken 100. yıl vurgusu yapmaya başlamış, maç Arabistan’da oynanmasın diye yürüttüğü kampanyada başarılı olamamasına rağmen, kulüpleri gereksiz bir şovenliğin baskısı altına almış ve sürecin batağa saplanmasında adeta katalizör rolü oynamıştır.
Bundan fazlası Aktrol uydurmasıdır. Çoğu eski Fetocu olan Aktroller, her mevzuda muhafazakâr kamuoyunu şekillendirerek toplumu batağa sürükleyen en önemli güç odaklarından biridir.
Bu iki kesimin goygoyundan yakanızı kurtarabildiğiniz anda -ki sırasında iktidarını, muhalefetini, barosunu, her şeyi gütmektedirler- gerçelerle daha sağlıklı bir ilişki kurarsınız. Diyeceğimiz bu kadardır.
Bir şey daha: “Türk futbolunun hikâyesi” konulu roman çalışmamız, pek yakında, muhtemelen İhtilâl Yayınları tarafından yayınlanacaktır. Romanın ismi “Ölmeye Geldik” veya “Cansiperâne” olabilir; bu konuda tartışmalarımız sürüyor.
Roman aynı zamanda eğitim sisteminin, şovenizmin ve gençliğin hayallerini çalan başıbozuk düzenin bir eleştirisini de ihtiva edecektir.
Benden isteneni iyi-kötü vermeye çalışıyorum. Ömrümüz olur, imkânlar el verirse, daha yapacak çok iş var.










