ADI SADDAM’DI

Igor MOLOTOV


Uçağım tozlu bir havaalanına iniyor. Zaman burada durmuş gibi görünüyor. Özellikle de eski fotoğrafları karıştırdığınızda, havaalanı binası gibi tozlu fotoğrafların arasında, gülümseyen orta yaşlı bir adam var: Adı Saddam.

Mekân Bağdat.


Size geçmişimden bir hikâye anlatacağım. Mart ya da Nisan 2003’te Irak’ta savaş başladı. O sıralar Julius Evola, Eduard Limonov’un kitapları ve Şeyh Bin Ladin’in fetvaları gibi anti-emperyalist literatürü okuyorduk, öfkeli anti-Amerikancılardık (hâlâ öyleyim) ve Saddam için gönüllü olarak savaşmak, Aydınlanmış Batı’nın deyimiyle bu “kötü adam” uğruna ölmek üzere Irak’a gitmemizi sağlamaları için Irak elçiliğinin kapılarında yalvarıyorduk.

Orada bir yerlerde, binlerce kilometre ötede, Bağdat’ın sıcak rüzgarları esiyor ve kadim Fırat kaynıyordu. Tikrit’in halı bombardımanına tutulması bile bizi korkutmuyor ve genç idealistler için “savaş” sadece bir bilgisayar oyunu gibi görünüyordu.

Hepimizin çoktan benimsendiği, uzun koridorlarda tereddüt etmeden hareket ettiği, yaramazlıklar yaptığı, Arapça öğrendiği büyükelçilikte biz zaten onlardan biri olarak kabul edilmiş, Saddam’ın fedaileri diye sevgiyle anılır olmuştuk.

Yaz yaklaşırken oğlu Uday Saddam Hüseyin el Tikriti’den bir mektup geldi; emperyalistlerin saldırganlığına rağmen Irak’ın ayakta kalacağını, Bağdat’ın bahçelerinin çiçek açacağını ve Baas Partisi’nin bilge liderliği altında eski güzel günlerin yeniden başlayacağını yazıyordu.

Uday, bunlardan ayrı olarak, Irak ordusunda bize ihtiyaç olmadığına dair güvence vererek, yardım teklifimizi, Rus yoldaşlarına teşekkür ederek geri çevirdi.

Bir ay sonra Uday Musul’da öldürüldü.

Saddam’ın Fedaileri (gönüllü milislerdi) Saddam Hüseyin rejiminin yıkılışına kadar varlığını sürdürdü ve daha sonra gerilla hareketine katıldı. Uday bu örgütü 1995 yılında kurdu ve başkomutanı oldu.

Irak’ın işgali başladığında ABD Ordu Komutanlığı şu açıklamayı yapmıştı:

“Bize en şiddetli direnişi gösterenler Irak ordusunun düzenli birlikleri değil, Saddam’ın Fedaileri, yani Hüseyin’e fanatik bir şekilde sadık paramiliter güçlerdir.”

Savaş sırasında Şeyh Uday, savaşın topyekün olması ve Irak’ın yenilgisine sevinecek kimselerin hayatta bırakılmaması gerektiğini söyledi. Ve o sırada Umm Kasr’da, Basra’da, El Zübeyr’de, Nasıriye’de, Necef’te katliam tüm hızıyla devam ediyordu….

Bu eski fotoğraflara bakıyorum ve içimde bir şeylerin uzun zaman önce öldüğünü biliyorum. Saddam ve güzel oğlu Uday ile birlikte.

Yetenekli bir Sovyet şairi olan Felix Chuev, öyle harika dizeler bıraktı ki:



Ben Rus karlarında doğdum,

Acıyı bilirim ama karamsar değilim

Bombalamaları ve korkuyu anlıyorum.

Fırtınadan etkilenmeyenleri onurlandırıyorum.

*

Savaşı çocukken öğrendim.

ve büyüdüğümde öğrendim,

bir ülkeye saygı duyulur,

eğer lider saygıya layıksa.

*

Eğer lider Anavatan için bir liderse,

onurlu ve güçlü olacaktır.

Biraz Stalin’e benziyor,

ve Stalin ile kazandık.




Bazıları Saddam’ın kazanmadığını söyleyecektir. Ancak kamuoyu yoklamaları bunun tam tersini gösteriyor: Her iki Iraklıdan biri, şimdi seçim yapılsa bu “kötü adamı” seçerdi.

Onun adı Saddam’dı.


Kaynak: Daily Strom

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin