İSLÂM VE SANAT – RESİM
Selim GÜRSELGİL
Bir başka sıkıntı yaşadığımız mevzu da resim sanatı. Ne zaman resimden bahsetsem, karşıma mutlaka birisi çıkıyor ve “canli resmi çizmek günâh” diyor. Ben de çok yıkık olmazsam ekseriya cevap veriyorum: Sen de cansız resmi çiz abi! Öyle ya, canlı günahsa, cansız çiz! Onu niye çizmiyorsun?
Bak resim sanatı nereden nereye gelmiş. Van Gogh ne güzel çiçekler çizmiş. Monet de ondan aşağı kalmamış. Sonra bunların üstüne Kandinski’ler, Matisse’ler resmi tamamen mücerrete götürmüş. Ve bugün de resim binbir özellik kazanarak, en sofu müslümanın bile günâh diyemeyeceği yerlere varmış. Sen bunlarda da yoksun ki abi! Günâh olmayanlarda da yoksun sen. İlkokul seviyesinde bir natürmort bile çizmekten acizsin. Bana ne anlatıyorsun ki sen o günâh, bu haram?
Daha can sıkıcı da konuşurum aslında da çok gıcıklık birikiyor, farkındayım. Birikiyor, birikiyor, sonra bir rüzgâr esiyor, bir bakıyorum herkes düşman. O kadar kayboluyor ki bedahet, bir bardak su içmenin günâh olmadığını anlatacak bir tek Allah’ın kulu bulamıyorsun.
Olsun biz bunları göze almışız. İşin sonunun nereye varabileceğini az çok kestiriyoruz. Hani diyoruz ya, “ya şeriat ya ölüm”, bu gerçek. Derdimizi anlatabilirsek tüm Müslümanlar olarak yeni bir dünyaya uyanırız. Anlatamazsak vay halimize, ağlayanımız olmaz. Şimdi bu meyanda sorayım: Hangi dinî ölçüye dayanarak fotoğrafa helâl, ama resme haram diyorsun?
İkisi de haram desen, anlarım. Ama sûret dersen, fotoğraf resimden daha tam sûret değil mi? Niçin fotoğrafa helâl diyorsun da, resme haram diyorsun? Fotoğrafın da gidip sûret kısmına helâl diyorsun, sanat kısmında yine yoksun! Bak insanlar ne güzel batan güneş fotoğrafları çekiyorlar ve bunda birbiriyle yarışıyorlar. Fotoğraf deyip geçmeyin, bunu boş iş olarak görmeyin: Fotoğraf sanatı olmayanın sinema sanatı da olmaz; olur da köpükten olur.
Bunları biz eğlence olsun diye konuşmuyoruz. Müslümanları gıcık etmek için de konuşmuyoruz. Bunlar, iyice düşünürseniz, İslâm inkılâbının meseleleridir. Bunlar olmadan şeriatı getiremezsin. Ne yapacaksın getirip de, sabah akşam zayıf hadis kuvvetli hadis mi tartışacaksın? Birinci sınıfta namazın farzlarını öğretip ikinci sınıfta mezhep imamını mı gömeceksin? Birisi, “sen niye peyzaj çizmiyorsun” diye sorunca, “şeriat o işlere bakmıyor, din işleri ayrı dünya işleri ayrı” mı diyeceksin?
Hayır, mutlaka beşeriyeti yakalayacak, onun arayışları üzerinden imânın esaslarını göstereceksin. Yoksa dünyayı bırak, yaşadığın mahalleye bile şeriat getiremezsin.
Müslümanlar bu meseleleri anlamalıdırlar. Bu işte samimi olanlar, dini bir çıkar ve kariyer aracı görmeyenler… Helâller haramlar bellidir; ama İslâm inkılâbının icaplarını, İslâmî dünya görüşü, Büyük Doğu-İbda vasıta sisteminin gerekliliğini anlamalıdırlar. Çare budur.
(Kapak figürü: Aydın ALKAN)










