ÇATIRTILAR GELİYOR YERİN DİBİNDEN

Alâaddin Bâki AYTEMİZ

Elinize kırabileceğiniz kalınlıkta bir dal alın ve kırmak üzere bükmeye başlayın. Öyle, hemen kırılıverecek derecede ince de olmasın… Dalı kırmak için büktükçe, zorladıkça önce küçükten çatırtılar gelmeye başlayacaktır. Biraz daha, biraz daha derken çatırtılar artar ve en sonunda da: ÇAAATTTT!

İşte, depremler de böyle oluyor. Biriken stres önce küçük küçük depremlere, yani küçük kırılmalara ve küçük çatırtılara sebep oluyor. Bu çatırtılar zamanla artıyor ve araları da sıklaşıyor. ve artık yeryüzü fayları biriken stresi kaldıramayacak derecede yük-güç yüklemesi ile karşılaşınca: ÇAAATTTT!

Bu küçük depremlere öncü diyoruz ama tabiî ki her deprem öncü demek değil. Ama esas deprem yaklaşınca, küçük çatırtıların zamana aralıkları azalıyor ve adeta dal kırılması gibi çatırtılar gelmeye başlıyor.

Maraş depreminde aynen böyle oldu… Esas depremden birkaç ay önce sıklıkla depremler yaşanmaya başladı. Küçük depremlerden oluşan bir deprem fırtınası gerçekleşti adeta. Büyük deprem, “geliyorum!” demekteydi.

Son günlerde Çanakkale ve Marmara Denizi’nde yaşanan tektonik hareketlilik bana yaşadığımız deprem öncesini hatırlattı.

Evet, bölgede deprem olacağı zaten biliniyor ve herkes bekliyor zaten. Ama bu ekstra hareketlilik zamanın geldiğine delalet edebilir.

Naçizane tavsiyem, deniz kıyısından uzak durulması. Bir de ovaya yapılmış yüksek binalarda oturulmaması. Diyebilirim ki, Maraş depreminde ölümlerin ekserisi ovaya yapılan apartmanların yıkılması ile gerçekleşti.

Maraş bundan bin sene önceki depremde, Bizans hakimiyetinde ovadaymış. Depremle kent yerin dibine geçmiş adeta. Ova, kenti yutmuş. O depremden sonra şehri dağ eteklerine çekmişler, yeniden inşa etmişler. Bu hikâye Maraş’ta okullarda anlatılır ve Maraşlının depreme karşı şuurlanması hedeflenirdi. Ama özellikle 80 sonrası dönemde şehrin ovaya doğru yeniden taştığına şahit olduk. Marul bahçeleri, buğday, pamuk tarlaları imara açıldı ve ilk apartmanlar ovada yükselmeye başladı. İşte, Maraş’ta depremde yıkılan, insanlara evlerinin mezar olduğu esas bölge buraları. Apartmanların yükseldiği bir diğer bölge, Binevler cenahı dağ eteği ve faya uzak oluşundan dolayı yine pek bir yıkım yok. Faya ve ovaya yakın ve hatta büyük bir kısmı ovaya yayılan Doğukent istikameti de büyük yıkıma maruz kalan bir saha oldu.

Depremden sonra şehri keşfe çıktığımızda, Mağaralı’dan geçerken, günlük hayatın devam ettiğini, depremden hiç etkilenmediklerini görünce şaşırmıştım. Burası şehrin eski yerleşim yerlerinden biri, dağ eteğinde ve alçak yapılar var. Her ne kadar bu yapılar gecekondu tipinde olsa da birkaç eğreti bahçe duvarından başka yıkıntıya şahit olmamıştık. İnsanlar da her zaman olduğu gibi evlerinden çıkmış, dükkânlarını açmış, kahvelerde toplananlar çaylarını yudumlamaya devam ediyordu… Bizim bulunduğumuz kısımda insanlar yiyecek ekmek bulamazken, burada fırınlar, dükkânlar kesintisiz çalışmıştı. Aynı şehir içinde farklı ekosistemler yaşanıyor…

Deprem yıkmıyor, rant hırsı ile yapılan yanlışlar yıkıyor, öldürüyor. Yoksa işte Hatay’ın Erzin ilçesinden tek bir ölü yok. Bir tane adam gibi Belediye Başkanı çıkmış ve rant uğruna iş yapmamış, kendi ve çevredekilerin kesesini değil, milletin canını düşünmüş. Gerçek bir “şehremini” olma liyakatini bir tek vaadedebilmiş yani…

Şimdi seçimler geldi, vaat vaat üstüne.

İnanmayın ve kendi tedbirinizi alın.

Koca deprem bölgesinde gerçekten adam olan Erzin Belediye Başkanıymış. O da istisna… Sistem rant üzerine kurulu; Kemalistim diyen de müslümanım diyen de gözünü ranta dikmiş… Ahlâkî bir kaygıları yok, tamamen ranta odaklılar. Birbirleri ile aralarında da ideolojik değil, menfaat kavgası var. Yani sahte kutuplaşma… Toplum kutuplaşmaz değil; olacaksa, gerçek bir kutuplaşma olsun. Bu kutuplaşma da emperyalist işbirlikçileri ile anti-emperyalistler arasında olabilir ancak. Ama bakın bunların güdücülerine, her iki kesim de NATO’culukta bir ve beraber hareket ediyorlar. Millet umurlarında değil.

Sadece tektonik değil, siyasî depremler mevsimi de açıldı. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi, akabinde Aksa Tufanı ve yaşanalar… Bölgemiz daha çok büyük depremlere gebe… Emperyalist işbirlikçilerinin ister Kemalistiz desinler, ister İmansız İslâmcı olsunlar, sözlerine inanmayın ve tedbirinizi kendiniz alın!

İşbirlikçinin ideolojisi efendisininkidir, milletinki değil!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin