EMEVÎCİLİK AKIMI – 3

Selim Gürselgil

Emevîlerin en sevilen halifesi, hiç şüphesiz Ömer bin Abdulaziz olmuştur. Adaleti ve faziletiyle bütün İslâm ümmetinin sevgisini kazanmış ve anne tarafından torunu olduğu Hz. Ömer’e izafeten, İkinci Ömer diye adlandırılmıştır. Onun övülen huyları arasında, Ehl-i Beyt’e beddua ettikleri Emevî geleneğini kaldırası, Emevî ileri gelenlerinin halktan gaspettikleri malları iade etmesi, Arap olmayan müslümanlara yönelik zulümlere son vermesi, Oniki İmamdan Muhammed Bakır Hz’e gösterdiği hürmet ve hadislerin derlenmesi için başlattığı devasa çalışma vardır

Abbasî İhtilâli sırasında hayatta olan bütün Emevîler öldürülüp, ölmüşlerin tümünün mezarları tahrip edilirken, bir tek onun kabrine dokunulmamıştır.

Seçkin hasletlerle temayüz eden bir başka Emevî de Yezid’in oğlu Muaviye, nam-ı diğer II. Muaviye’dir. Fakat onun hakkında ben öyle ayrıntılı çalışmalar ve uzun methiyeler görmedim. Muhiddin-i Arabî Hz tarafından evliyadan biri olarak gösterildiğini görünce dikkatimi çekti. Bu adam çok tuhaf, biraz da marazi bir mizaçtır. Tıpkı Ömer bin Abdulaziz gibi o da halife olmayı hiç istememiş, bu görev için ikna edilmiştir. Tıpkı Ömer bin Abdulaziz gibi o da Emevî erkanı tarafından hiç sevilmemiş, tehditlere maruz kalmıştır. Babası ve dedesinin yaptıklarından o kadar rahatsız oluyordu ki, onların bir halefi görünmek istemiyordu. Göreve gelince hemen onların yaptıklarını tamir yoluna gitti. Bu sırada Mekke muhasarası henüz sonuçlanmamıştı. Onu sonlandırmak istiyor, ancak komutanlarına söz geçiremiyordu. İsyanın lideri İbn-i Zübeyr’e iki defa aracı gönderdi. Hilâfeti ona devretmeyi teklif ediyordu. Ancak İbn-i Zübeyr’in çevresi bu teklifi inandırıcı bulmadı.

II. Muaviye, hilâfetin babadan oğula geçmesine karşı idi. Tıpkı önceden olduğu gibi şûra usûlüyle belirlenmesini istiyordu. Kadın haklarının muhafazasına yönelik, belki de ilk kanunu o çıkardı. Fakat uzun yaşamadı ve o ölür ölmez de getirdiği kanunlar kaldırıldı.

Ehl-i Sünnet görüşüne göre Emevîler topyekûn reddedilmezler. Onların zulümleri reddedilir ve faziletleri takdir edilir. Zulümleri çok biriktiği için de kendilerine isyan edilmiş ve ortadan kaldırmışlardır. Bilhassa Yezid döneminde yapılanlar, onların zulümlerinin zirvesini teşkil eder ve ümmet arasında tiksinti uyandırmıştır.

Biz bununla ilgili münakaşaları uzatmayı ve hakkında o şunu dedi, bu bunu dedi konularını lüzûmsuz buluyoruz. Bunlar teolojinin konularıdır. Bizim yaklaşımımızsa teolojik değil, ideolojiktir. Ehli Sünnet itikat esaslarını fıkıh kaidelerini, hadis ve tefsir külliyatını, kelâm mirasını ve tasavvuf cereyanını kutsal emanetler sayan ve başının üstünde tutan, bu mirasla İslâm inkılâbı için tüm beşerî meselelerin üstüne atlayan bir ideolojik yaklaşım. İslâma Muhatap anlayışın dünya görüşü ve kavgası…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin