TERS ÇEVİRME METAFİZİĞİ
Ayhan SÖNMEZ
Modern kültürümüzün nasıl psişik çamurdan oluşan katranlı bir çukura dönüştüğünü anlamanın temeli şudur: Gri alanın varlığı, siyah ve beyazın varlığını engellemez.
Pek çok ruhanî (sahte mistik), insanın, zıtlıkların aslında farklılaşmadığı zannıyla kendini yamyamlaştıran bu düşünce tarzına sahip. Meselâ “yaratılış aslında yıkımdır” diyecekler… Veya “hayat aslında ölümdür”… Veya “iyilik aslında kötülüktür” gibi ilgi çekici ifadeler…
Görünüşte zararsız bu inancın, bir kişinin ruhuna neler yapabileceği şahit olunan hadiseler… Kendi kendini yok eden psikotiklere dönüşmeye giden yol…
Gerçeği tersine çevirmenin ciddi sonuçları vardır. Peki bir şeyi kendi zıddı olarak mı tanımlıyorsunuz? İşte bu inversiyon; siyah beyazdır, yukarı aşağıdır, kölelik özgürlüktür ve cehalet güçtür diyebilirsiniz!
Gri Bölge’nin daimi sakini olarak, insanların nüansla tanıştıktan sonra neden zıtların varlığını tamamen inkâr etmeye başladıklarını anlayabiliyorum. Neyin iyi, neyin kötü olduğu her zaman açık değildir .
Bunun pek çok nedeni var: Bazen kazara insanlara zarar veririz. İyi niyetliyiz ama yaptıklarımızın sonuçlarını her zaman öngöremiyoruz. Etraftan miras aldığımız menfi davranış kalıplarını tekrarlıyoruz. Gölgelerimiz var ama bırakın onları nasıl entegre edeceğimizi, onlara sahip olduğumuzu bile bilmiyoruz. Ancak etik “gri alanların” varlığı, etiğin hiç olmadığı anlamına gelmez. Aynı şekilde, ölüm ve hayatın doğal bir döngü gibi görünen bir şekilde birbirine kenetlenme eğiliminde olması, ölümün hayat olduğu anlamına gelmez. Hayat, onu, ölümün derunî niteliklerinden ayıran başka niteliklere sahiptir. Hayat canlıdır, doyuma ulaşır ve zenginleşir… Ölüm ise hareketsiz, kasvetli ve içi boştur.
Bu niteliklerin bazen koma veya ölüme yakın tecrübeler gibi durumlarda birbirine karıştığı, iç içe geçtiği doğrudur. Peki bu, yaşayan her şeyin aynı zamanda ölü olduğu anlamına mı geliyor? Hayır. Yani “hayat aslında ölümdür” demek, hayatın tersine çevrilmesidir.
Bu “ters çevirme” paradigması, zihnî bir virüs gibi tüm dünyaya yayılıyor ve insanlara gizlice mânâsızlık bulaştırıyor. “Yaradılış yıkımdır” veya “ölümdür” diyen manevî çevrelerden tutun, “erkekler kadın olabilir” diyen sosyopolitikaya kadar her yerde ‘tersine dönüş’e şahit oluyoruz.
Böyle bir tersine çevirme, temyiz, tefrik yeteneğinin körleşmesidir. Ayırt etmek, doğru bir hayat yaşamanın anahtarıdır. Eylemlerinizi, yolunuzu, arkadaşlarınızı, sevdiklerinizi, sözlerinizi, hayat kalitenizi ve dünya üzerindeki etkinizi belirleyen hemen hemen her şeyi nasıl seçtiğinizdir…
Ayırt etme yeteneği olmadan yozlaşırız. Ayırt etme konusunda, ona sahip olup olmadığınızı belirlemek için, zaten ona sahip olunması gereklidir. Bu nedenle, tersine çevirmenin realitenizin kaynağı olmasını önlemek için, inanç sisteminiz, ‘hakikat’e değer veren bir temele dayanmalıdır.
Gerçek, aldatma ile aynı şey midir? Cevabınız hayırsa, gerçekliği mânâlı kılmak için başlangıç noktanız burasıdır.










